şükela:  tümü | bugün
  • amerikan ing. (sl.) ruh hastasi*
  • türkçesi için;
    (bkz: sikko)*
  • michael moore abimizin yine bush yönetimini ele$tirdigi yeni filmi icin sectigi son derece uygun isim. biz secsek anca bu kadar olurdu diyor, 10 puan veriyoruz. filmin galasi 2007 cannes film festivali'nde gerceklesmis bulunuyor, biz de izleriz yakinda. kisfmet.
  • micheal moore'un sitesinden filmin cannes'a gidişi hakkında:
    “cannes çılgın bir yer. neredeyse dünyadaki bütün ülkelerden film aşıkları var. ve “gösteri sektörü”nün temsilcisi kişiler de var. bu karanlık güçler, bu (fransızlar tarafından icat edilmiş olan ve ihtişamı benim ev dediğim ülke tarafından gün yüzüne çıkarılmış) sanat formunu fiilen tahrip ettiler. birçok kötü, rezalet film var ve gün geçtikçe daha az insan sinemalara gidiyor. hollywood’u işleten kişiler inanıyor ki, amerikalılar kendi zekalarına hitap eden bir filmden zevk alamayacak kadar aptallar.”

    (iwo martijn imdb’de cannes’da gösterimden aldığı verilerle aktarıyor)
    sağlık sisteminde bile, bütün ulus tek bir şeyle işliyor. paranın mantığı… abdliler paranın sadece bir araç olduğunu unutmuş görünüyor. eğer temel hedef o olursa, insanlar ölüyor. gereksiz yere. sicko’da micheal moore böylesine bir davranışın yarattığı kabusu örnekleriyle ortaya koyuyor. sağlık firmaları tarafından sağlık sigortası olmadığı için hemen reddedilen bir kişi, kopmuş orta ve yüzük parmaklarından 60.000 dolara orta parmağı ile 12000 dolara yüzük parmağı arasında bir tercih yapmak zorunda kalıyor ve daha romantik olduğu için yüzük parmağını diktirmeyi seçiyor. eskiden iyi bir işi olan bir kadın, ilaç faturaları yüzünden iflas ediyor ve kanser tedavisi için gerekli aylık 240 doları ödemesi için kızının gözetiminde yaşamaya zorlanıyor, ama aynı ilaçlar küba’da komik bir paraya satılıyor: 10 cent. 45 milyon sigortasız amerikalı korku içinde, bir gün hasta olma ve tedavi görme olasılığından korkarak yaşıyor. abd kendi halkına karşı gittikçe daha acımasızlaşıyor.
  • merakla beklediğimiz film. trailer için:

    http://www.youtube.com/watch?v=8bjyyyrybsk
  • boyle bir de giyim markasi var. pek de sikko degil sanirim ama birsey soylemek icin pek erken.
  • michael moore, abd'de ozel saglik sigortasi tedavisine provizyon vermedigi icin kemik kanserinden hayatini kaybeden amerikalinin hikayesinin ardindan, tedavi olmak icin kanada'ya kacan 22 yasindaki pelvis kanseri hastanin hikayesini anlatir.

    daha sonra ingiltere'nin national health system (nhs)'ini incelemek icin ingiltere'de bir hastaneye girer. kim ne oduyor ogrenmek ister.

    m.m-so this guy broke his ankle and got a treatment, how much would this cost him?
    doktor-- sorry?
    m.m--this guy had an expensive treatment, a huge bill for what he has done, right?
    doktor--(guler)
    m.m- i am asking about hospital charges and you are laughing at me.
    doktor- i am laughing because noone ever asked me about a billing in this hospital before. in nhs, everything is free.

    daha sonra ayni hastanede "cashier" tabelasini gorur ve ona dogru ilerler ve herseyin bedava olamayacagini kanitlamak ister.

    m.m- so this is where people come and pay their bills after they are done staying at the hospital?
    ki$i-there is no bill here, sir.
    m.m-then why does it say cashier here?
    ki$i-we reimburse patient's travel expenses to come here and go back.

    ve michael moore mavi ekran verir.
  • insan yasaminda belli bir donem gelir ki maslow'un piramidinde kendini oncelikli olarak ilgilendiren konular asil hale gelir. etrafimda belli cercevelerde benzer olan insanlar ile sosyal ortamlara girdigimde eger konu gunluk yasam ise, konu ya cocuklarin gunluk bakimi yada evlerine odedikleri faiz oranlari olur; ki onlar benim yasadigim ulkenin gunluk degiskenleri. bazen soz konusu hepimizi su yada bu sekilde etkileyen genel, kuresel sorunlara gelince bakariz ki amerika ve yasam sekli bir sekilde malzeme oluyor. sadece disaridan gorup degil de arada gidip gelip abd'yi az bucuk tahlil edebilen insanlardan olarak sakiz ettigimiz konular bazen nasil olur da fitness ve saglik konusunda kisi basina ortamala olarak fransa'nin harcadiginin kat kat ustu harcayan abd'linin, sarap icip turlu kekleri yiyen fransizlardan daha az yasadigi; yada ayni bizim depremde israil'den gelen kani reddeden saglik bakanimiz gibi, katrina kasirgasinda yada 9/11'de kuba'nin mobilize etmeyi onerdigi yuzlerce doktoru reddeden zihniyete sahip bir lideri nasil barindirdigi olurdu. alkol tuketimi artip da konu nihayetinde insanlarin yasamlarini nasil bir sistemde surdurmek istedikleri konusuna gelince hep bir takim tercihler on plana cikardi. burada tabi kapitalizm ve paritelerinin ozel bir onemi var, zira bireyin tercihlerini on plana cikartan bir sistem olarak ayni zamanda bireyin kendini kurtarmasini esas olarak aldigindan, sadece siz degil size bagli olarak etrafinizdaki insanlar da sizi baglayan tercihler yapiyorlar. zira kendinizi sistemden ayristirdiginiz her tercih noktasi, toplumun geri kalanindan farkli ve bir yerde izole olmayi gerektiriyor. abd icin "saglik" da bu potanin icinde.

    gectigimiz yil icinde futbol oynarken bacaginda kirilmasi en zor kemiklerin tumunu ayni anda kirmayi basaran biri olarak, gecirdigim saatler suren operasyon ve sonraki yogun ilgi gerektiren 6 aylik donem icin, icinde bulundugum sisteme (hastanedeki bireysel zaruri ihtiyaclar disinda) bir kurus bile odememis bir birey olarak, senelik bonusumun %55'ini vergi olarak oderken hafiften saydirmama ragmen icinde bulundugum toplum ile yapmis oldugum "dogal" tercihlerin surasinda bir yerinde, benim yasamimim ve etrafimdaki insanlarin yasaminin temelde esdegerde oldugu vardir. bu benim tercihimden ziyade sistemin bana uyguladigi bir tercih; insanin dogasi soz konusu oldugunda esitligin belli zamanlarda sistem tarafindan zorlanmasi, sanirim bireyin ozdegerlendirmesindan daha fazla ise yariyor. ben bu toplumun icinde bulunma tercihine sahip oldugumdan kendimi sansli sayabilirim, o ayri konu.

    michael moore'un sicko'su tum terimler ve karmasalar bir yana, oldukca yuzeyde ama basarili bir sekilde "insana" yogunlasmayi basarabilmis. soz konusu kapitalist abd ve sosyalist tabanli, saga yanasan avrupa (ornekte fransa) ve illaki abd karsiti kuba oldugunda bunu bu kadar net mesajlar ile kotarmak o kadar kolay degil. yapim basli basina insan ile ilgili en temel unsur olan saglik konusunu kar odakli bir cerceveye oturttugumuzda basimiza neler gelebilecegini, abd prototipine bakarak harika sekilde yansitmis. velhasil aslinda olay sadece saglik sistemine verilen bir mesaj degil; olayin bir de cok temel siyasi bir yonu var. bana gore olayin aslinda "nasil bir sistem istiyoruz" cikintisi var ki abd'nin en temel karsiti olan kuba'nin sisteminin meleklestirilmesi, abd'de saka konusu olan fransiz'larin rasyonellestirilmesi ve "blame canada" ayni yerde, raslanti degil.

    sonuc, "saglik sistemini" konu ederek abd'nin temel isleyis noktalarini yargilayan ve sistemi irdeleyen bir yapim olmus sicko. moore'un sempatik anarsist populist tarzina prim verdigimden belkide, hem konuyu isleyis seklini hem de secilen ornekleri oldukca tuttum. democracy now'in aylardir bogazini curuttugu 9/11 gonullulerinin hakki ile kuba antipatisinin ayni potada eritilmesinden, fikralara konu olan fransizlarin abd'lilerden daha iyi yasamasina, ozellestirme vs. kamulastirma (ki burada kamuyu devletten ziyade "ortak" olarak ele almakta fayda var) ikileminden, kurumsal sosyal sorumluluga kadar genis bir yelpazeye oldukca guzel sekilde ve insani sekilde deginmis. guzel yapim, bir bardak mojito'nun uzerine yarim sise sarap ile daha guzel gider; light biraya eliniz uzanmasin bile.
  • böyle "şunu mutlaka yapın ,buraya kesinlikle gitmeniz lazım" gibi argümanları en yakınındaki insanlara dahi kullanmayan,bunu yapan insanlara da son derece uyuz olan biri olarak , bu filmi bi şekilde izlemeniz gerektiğini,hatta benim gibi arada bi kendinize "biz niye bu kadar malız" diye sorupta,cevabı için artık tekrar tekrar en başa alarak düşünmeye yoruluyosanız bu filmi arşivlemeniz gerektiğini söylüyorum...
  • ali$ildik michael moore uslubunda, olabilecek en geni$ yelpazeye hitap etmek adina en arabesk duygu somurusunden istatistiklere kadar her turden materyal serpi$tirilmi$ bir film. ba$arili ama salonlar bo$? halbuki onun yerine michael moore parasini transformers ekibine verseydi, bumble bee'nin ayagi koptugunda hastane kuyrugunda beklese, sigortasi olmadigi icin 400 bin dolar ameliyat masrafini odeyemese ve olmek zorunda kalsa? bak bakalim o zaman o cocuklar buyuyunce republican'lara oy veriyor mu.