şükela:  tümü | bugün
  • dört gözle beklediğim bir polygon pictures yapımı. eğer yamulmuyorsam polygon pictures kawahara toshifumi tarafından kurulmuş ve japonya'da bulunan üç boyutlu bilgisayar grafiker stüdyoları arasında en eski olanlarından birisi ve yeri de tokyo'da bulunan bir stüdyo. anime alanında pek kayda değer uzun soluklu yapımları bulunmasa da, başka sektörlerde mesela onimusha 2, medtroid: other m ve street fighter iv gibi yapımlarında ana animasyonların yapımında önemli rol oynamışlardır. kısacası bustüdyo orıduction i.g adlı popüler anime yapım şirketine bilgisayar grafikleri sağlamak ile biliniyor. yani ghost in the shell 2.0, sky crawlers ve ghost in the shell innocence gibi filmlerin cgilerinin yapımında bu stüüdyonun emeği var. şimdi bu seri sanırım bu abilerin ilk ciddi ve uzun soluklu anime projeleri olacak. olaya direkmen şu traileri izleyerek başlayalım

    https://www.youtube.com/watch?v=dhi6ciiy1v0

    keşke bu stüdyo nihei tsutomu'nun diğer popüler manga serisi olan blame!i animeye uyarlasalardı. yani blame!'i daha çok sevmiştim sidonia'ya göre ama trailerini izledikten sonra şöyle bünyeyi güzel bir adrenalin kapladı. shingeki no kyojin'i izledikten sonra her ne kadar bir mangakanın konusu ve karakterleri çok fazla güçlü olmasa da ve mangası o kadar da popüler olmasa da ama asıl önemli olan bu kayda değer olmayan mangayı güzel bir anime stüdyosu alıp onu öyle bir hale getiriyor ki insan resmen çirkin ördek yavrusunun nasıl da o yavrular arasında en güzel canlı varlığa dönüştüğüne şahit oluyorsun.

    her neyse sidonia'nın konusu tam bir hardcore bilim kurgu, mecha ve seinen serisi. tam istediğim manga ve anime türlerinden birisi ve bu türlerin müptelasıyım denebilir. mangasını da takip ediyorum ve serinin gayet güzel bir konusu var ve eğer anime stüdyosu güzel bir iş çıkartırsa ortaya mükemmel bir seri çıkacak. seri uzak gelecekte geçiyor. güneş sistemi yok edileli nerdeyse aradan yüz yıllar geçmiş. sidoia, yalnız bir uzay gemisi uzay boşluğunda süzülüyor ve güneş sistemimizin yok olmasına neden olan uzayın dış köşelerinden gelen uzaylı yaşam formları sidonia'danın insanlarının hayatını tehtit etmeye halen devam ediyor. insanlar uzayda yaşamaya başladıktan sonra artık dünyada yaşamadıkları için yeni bir yaşam formuna adapte olmaya başlamışlar ve nagate'de fotozentez yapabilen ve yeni bir cinsiyet elde etmiş türlerin arasında yaşayan insan biliminin ürettiği en uç ve eşsiz insan türlerinden birisi. ve esas oğlanımızın çok geçmeden geminin güzel bayan kaptanı tarafından büyük zorlu görevlerin beklediğini görüyoruz ve asıl olay ve macera bu kısa tanıtımdan sonra başlıyor. eğer uzaylı, klon, saklı geçmiş, transformers gibi şahane robotların bulunduğu mecha hayranıysanız ve bundan da önemlisi gundam vari uzay savaşları hayatınızın vazgeçilmez heyecan arayışlarından birisiyse bu seriyi kaçırmayın derim. ana karakter diğer esas oğlanlar gibi kaypak değil ve serinin sağlam bilim kurgu tarafının yanında arka planda geçen güzel bir romantik arka plan hikayesi de var. yani uzun zamandır şöyle güzel bir anime serisi bekliyordum ve bu seri tüm açlığımın dermanı olacak anlaşılan

    bu arada şu klibi de banus olarak huzurlarınıza sunayım

    http://www.youtube.com/watch?v=q3yc3hhsl1q

    uzun zamandan sonra gelen edit: animesi bomba gibi devam eden seri. görseller ve hikayenin sunumu resmen beni hayretler içinde bıraktı. hayretler içinde dediysem iyi yönden tabii. hani bana sorarsanız abi bana mangasından daha iyi olan anime serisi söylene diye (death note gibi, hani light'in deftere isim yazdığı sahnenin sunumu animesinde daha heyecanlıydı mesela mangasına göre), işte bu seri o tavsiye edeceğim serilerin başında geliyor. cgi animasyonlarının hayranı olamayabilirsiniz ama adamların hakkını vermek lazım. ortaya çok güzel iş çıkartmışlar ve normal çizim teknikleri ile ne kadar başarı elde ederlerdi bilemiyorum. shingeki no kyojin'nin sözü geçmiş yukarda ve bu animenin başlığında da bahsettiğim gibi shingeki'nin mangası da gayet vasat giden bir seriydi taa ki animesi çıkana kadar. yani seriyi popüler yapan animesinin, hikaye sunumunu kendisine has bir şekilde sunumuydu ve kendine özgü animasyonun bundaki etkisi gayet büyüktü. ama bu serinin onca insanın ilgisini çekmesine rağmen, sidoa'nın özellikle türk anime severler tarafından (bak buranın altını çizdim) ilgi görmemesi beni baya bir hayal kırıklığına uğrattı diyebilir. anlamıyorum o serinin başlığı altında 34738947 tane entry varken şurada topu topu 4 adet entry dolumuş, o da zorla hani.

    bilim kurgu, aksiyon ve heyecanın yanında bir çok şeyi ve kaliteyi içersinde barındıran bir yapım bu seri. her bölümü ayrı bir heyecanlı geçiyor ve insan hikayeye kendisini izlerken öyle bir kaptırıyor ki. mangasını okurken insan okuyup geçiyor ama animesini izleyince insan bambaşka duygulara kapılıyor. yani demek istediğim sidonia yakaladığı bu animasyon kalitesi ve kaliteli sunumuyla, mangasından bin kat iyi olan bir seri ve kuşkusuz 2014'ün tartışmasız en iyi yapımı bana göre, hem hikaye olsun hem de animasyon kalitesi bakımından. shingeki animasyon bakımından güzel hikaye bakımından vasat bir seriydi ve halen anlamam hikayesinin bu kadar abartılacak ve tartışılacak ne yanı var diye ama bu seride işin içine evangelion-vari bilim kurgu da girince, bu da serinin çıtasını, konu bakımından* daha da yükseltiyor.

    şu anlık 12 bölüm olacak sanırım animesi* ama mangası da halen devam ediyor. bu hızla nerede bitirirler bilemiyorum animesini ama ikici sezonu da çıkar bu gidişle heralde bilemedim. veya 26 bölüm yaparlarsa pek bir şahane olur ama böyle cgi animasyonları yapmak normal çizim yapmaktan daha emek isteyen bir iş olduğundan animasyoncu abilere de fazla yüklenmemek lazım. şu anki haliyle, yani ilk sekiz bölümü an itibari ile izlemem dolayısıyla gayet tadında ve güzel bir yolda ilerliyor animesi. yani şu vaziyetiyle dört dörtlük bir seri bana göre ve blurayı çıktığı zaman hemen sipariş verip, adamlara emeklerinin karşılığını bir nebze olsun kendi çapımda yardım ederek vermeye çalışacağım. kısacası neymiş, sen underrated bir manga serisini alıp onu kendine has sunumun ile nasıl kült bir seriye dönüştürebilirsin sorusunun cevabıdır sidonia.

    edit:2 mangasını da okumayalı baya oldu ve animesi çıktıktan sonra yeni bölümleri yayınlanmaya başladı mangasınında. bir ara hatta animesi bittikten sonra mangasını yeni baştan hatmetmek farz oldu ve sanırım her ne kadar blame'in (noise'de güzeldi) kalbimde ayrı bir yeri olsa da bu serinin nihei tsutomu'nun kariyenin zirvesinde yazdığı bir baş yapıt olduğunu söylebilir miyiz? onu zaman ve seri bittiği zaman göreceğiz ama şu haliyle bir benim için bir baş yapıt ve kült seri diyebilirim.
  • bilim kurgu öğelerini çok başarılı bulduğum anime. öyle çok uçuk kaçık teknolojiler falan yok, her şey gayet mantık dahilinde zekice düşünülerek yapılmış. mesela genetik mühendislik ile insanların fotosentez yapabilmeleri ve böylece daha az yemek tüketme ihtiyacı hissetmeleri, ölenlerin bedenlerinin biotermik reaktörde yakıt olarak kullanılması, uzay gemisi kaçınma manevrası yaparken yapay yerçekiminin bozulması gibi.
  • bitti mi-bitmedi mi? beğendim mi-beğenmedim mi?

    bir prensibim var; hali hazırda nihayete ermemiş serileri izlemiyorum! neden, çünkü havada kalmış bir son ile kafamın karışmasını ya da seri bir gün tamamlandığında eski bölümlere dair bir şey hatırlamadığım için dönüp zaten izlediğim şeyleri bir kez daha izlemeyi sevmiyorum...

    sidonia no kishi, ne yazık ki tıpkı tokyo ghoul, shingeki no kyojin, shigurui, darker than black gibi benim sevmediğim türden tamamlanmamış bir eser... manga, 2 sezonluk anime çekildikten sonra da devam etmiş ve anladığım kadarıyla elde daha bir buçuk sezonluk materyal var. yani animenin bir üçüncü hatta dördüncü sezonu olabilir! ancak sağda solda denk geldiğim yorumlarda yapımcı firma, polygon picture, farklı projeler -ajin filmleri ve serisi- üzerinde çalışıyor ki reddit'te denk geldiğim bir yoruma göre polygon bir üçüncü sezon yapmak istese de bu biraz maddi durumlara ve polygon'un iş yüküne bağlı ve işte tam da bu yüzden mangayla biraz farklılar varmış özellikle ikinci sezonun sonu konusunda; devamı gelmese de olur gibi bitti diyorlar -ki hiç katılmıyorum... mangayla ilgilenmediğim için açıp da okuma gibi bir niyetim olmadığından mangadan ne kadar farklı ve anime hakkında söylenenler ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum. yine de animenin her halinde yarım kaldığı açık... belki ajin projesi tamamlandıktan sonra 2017 anime sezonuna denk gelecek şekilde bir üçüncü sezon görebiliriz, her neyse. sidonia'ya dönelim...

    sidonia no kishi, yani şidonya şövalyeleri adından da belli olacağı üzere şidonya şövalyelerini konu ediniyor... peki, nedir bu şidonya, kimdir bu şövalyeler?

    23'üncü yüzyıl dolaylarında dünya, gauna namlı uzaylı bir ırk tarafından yok edilmiş ve insanlık, onlarca sayıda, 'tohum gemisi' olarak anılan devasa uzay gemileriyle, yok olan dünyayı artlarında bırakarak uzayın derinliklerine doğru yola çıkmıştır... hikayenin geçtiği şidonya da insanlığın son yaşam alanı olan bu tohum gemilerinden biri. dünyanın yok edilişinden 1000 yıl sonra, kahramanımız tanigaze nagate, şidonya'nın alt katmanlarında yaşayan ve tek akrabası olarak bildiği dedesi tarafından gaunalarla savaşmak üzere bir pilot olması için yetiştirilen bir gençtir, nagate dedesi öldükten sonra bir gün açlığına karşı koyamaz ve biraz yemek bulmak umuduyla yüzeye çıkar... kısa sürede pirinç hırsızlığından yakalanan nagate, ceza almak yerine şidonya gemisinin kaptanı ve yöneticisi kobayaşi tarafından evlat edilinilir ve pilot olması için cesaretlendirilir. en son 100 yıl önceki olaylarda görülen gaunaların tekrar ortaya çıkmasıyla nagate, efsanevi morito-şidonya'yı korumak ve gaunalarla savaşmak için geliştirilmiş özel mechalar-, tsugumori'nin pilot koltuğuna oturur ve arkadaşlarıyla birlikte insanlığı ve şidonya'uı korumak için bu uzaylı ırkla savaşa girer!

    aşağı yukarı hikaye böyle bir şey elbette nagate'nin geçmişi ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri, şidonya'nın gerçek yöneticileri, entrikalar, mecha savaşları, romantizm, gaunaların motivasyonları-amaçları, insanın hayatta kalmak için gösterdiği mücadele vs. vs. gibi daha pek çok yan hikaye ve olay da seri boyunca karşımıza çıkıyor.
    özellikle liseli gençlerin başından geçen, doğaüstü güçlerin olduğu 'sıkıcı' animelerden bıkanlar için kurgu kısmı daha ağır basan bu bilim/kurgu kesinlikle tavsiye edilesidir.

    ama elbette her seride olduğu gibi bu seride de beni rahatsız eden, anlamlandıramadığım pek çok olay var... ki çoğu spoiler...

    --- spoiler ---

    gaunaları hesaba katmazsak, seride 'düşman' ya da 'kötü adam' olarak nitelendirebileceğimiz iki kişi var; biri ideali, şidonya'nın en büyük pilotu olup efsanevi morito tsugumori'yi kullanmak olan ve tip 18 moritoları üretmekten sorumlu mühendislik firmasının yöneticisi, norio kunato diğeri ise 100 yıl önce gaunaların şidonya'yı neredeyse yok etmesine sebep olan ancak şidonya kütüphanesini ve daha pek çok değerli bilgiyi beyninde tuttuğu için tamamen öldürülmek yerine değerli beyni bedeninden ayrılarak hayatta tutulan ochiai...

    kunato oldukça bayağı bir karakter ve yaptıklarına benim aklım yetmedi, etrafında dönen hikaye çok kötü kurgulanmış... şöyle kısaca bir özetleyeyim; kunato, nagate'yi kıskandığı için onu yanlış bilgilendirerek gaunalarla yapılan bir savaşta büyük bir hata yapmasına neden oluyor ve bunun sonucunda nagate'nin ilk aşkı diyebileceğimiz hoshijiro gauna tarafından öldürülüyor!

    muhtemelen evren üzerinde yaşayan son insanları sadece kendi hırsı yüzünden tehlikeye sokuyor... nasıl bir motivasyonsa bu şidonya'nın şövalyesi olmak için neredeyse şidonia'nın yok olmasına sebep oluyordu!? bana sorarsan sadece kötü yazılmış bir karakter kunato, aşırı zorlama... ki zorlama olduğunu yaptığı ikinci büyük eylemle de kanıtlıyor!

    ochiai'nin beyninin bedeni dışında tutulduğunu öğrendiği anda kunato, ochiai'nin laboratuarını şöyle bir ziyarete çıkıyor(!) ve sonuçta tesadüf bu ya, 100 yıldır kimsenin uğramadığı o yerde, ochiai'nin laboratuarında bıraktığı ve kendi bilincini taşıyan virüsün saldırısına uğruyor ve bilinci ochiai tarafından ele geçiriliyor! burada bir başka kötü karakter yazımı görüyoruz sırf ochiai'yi diriltmek için böyle absürt bir kurgu yapılması çok saçma, diğer saçma şey ise bu kurguyla serideki iki kötü karakter sayısını bire düşürüyorlar ama durun, kötü kurgu devam ediyor!

    sebebini hatırladığım bir nedenden ötürü kaptan kobayaşi birden ochiai'yi tekrar diriltmeye karar veriyor!? ve böylece düşman sayısı tekrar ikiye çıkıyor; ochiai'nin böceği tarafından ele geçirilmiş kunato ve ochiai'nin bilincini taşıyan klon ochiai... neden? bir türlü anlamıyorum işleri karmaşıklaştırmak için mi böyle bir şey yapılmış yoksa daha iyi bir fikir mi bulamamışlar anlamadım... neyse ki bu ikinci klon olan ochiai tamamen pasif! herhangi bir aksiyonu yok. bu da ochiai kurgusunu daha da kötü kılıyor!

    her neyse tekrar kunato'nun bu durumda ochiai tarafından kontrol edilen kunato'nun yaptıklarına dönelim! hoşijiro gauna tarafından öldürüldüğünde gauna bir şekilde hoşijiro'yu taklit etmeye başladı ve normalde zeka belirtisi göstermeyen gauna birden morito pilotları gibi hareket etmeye başladı ve daha da ilginci gauna plasentasını hoşijiro şekline soktu... nagate tarafından 'numune' olarak kurtarılan bu plasenta hoşijiro, kunato'nun deneylerinde taşıyı 'anne' olarak kullanıldı... kısaca kunato önce hoşijiro'nun ölümüne sebep oluyor sonra tecavüz ediyor ve placenta hoşijiro, insan/gauna melezi olan ve seride kimera olarak bahsedilen varlığı; tsumugi'yi doğuruyor!? o-ha!

    tsumugi, seri için çok önemli bir karakter sadece varoluş olarak önemli değil yaptıklarıyla da önemli çünkü şidonya'nın kurtulmasını sağlaması bir yana şidonya'nın gaunalarla savaşmasında büyük yardımı dokunan yapay kabi yapımı da onun doğumuyla ilintili... hepsinden öte ana karakter nagate için önemli bir karakter ve üstelik ortaya çıktıktan sonra da bir ana karakter olarak seri üzerinde odaklanıyor.

    bu kadar önemli bir karakter seriye tesadüfler sonucu dahil oluyor, yani en başta kunato kıskançlık yapmasaydı ve hoşijori'nun ölmesine neden olmasaydı ya da hoşijiro nagate'yi kurtarmaya çalışıp ölmeseydi ya da nagate kunato'nun oyununa kanmasaydı veya kunato ochiai'nin laboratuarını keşfe çıkmasaydı ya da ochiai virüslerini yaratmasaydı tsumugi diye bir karakter olmayacaktı ve şidonya muhtemelen çok çok önce yok gaunalar tarafından yok edilecekti!

    kurgusal bir hikayede böyle tesadüfi bir şekilde bir olay yaşanması ve bu olayın serinin tüm gidişatına yön vermesi bence kötü bir saçmalık... seri çok daha farklı ve tesadüften uzak kurgulanabilirdi, mesela kunato en başta nagate'yi kandırmazdı ancak hoşijiro yine savaşta gaunalar tarafından öldürülebilirdi ya da hoşijiro ochiai'nin 100 yıl önce yaptığı deneylerden birinin ürünü olabilirdi ne bileyim belirli oranda gauna geni eklenmiş birinin çocuğu ya da klonu gibi ya da mesela nagate ve hoşijiro en başta birlikte olurlar ve hoşijiro yine gauna ile olan savaşta ölür ancak gauna tarafından bedeni tam olarak ele geçirilmeden nagate tarafından kurtarılır bu esnada kunato hoşijiro'nun hamile kaldığını fark eder gauna'nın saldırısı sırasında hoşijiro'nun rahmindeki bebek gauna genine maruz kalmıştır ve hala hayattadır ve kunato bu bebeği tsumugi'ye dönüştürür! evet, yine tesadüf ama daha hoş ve entrika dolu bir kurgu... kıskançlıkla yapılmış aptalca bir davranışın sonucu değil!

    hazır tsumugi'den söz açılmışken, tsugumi'den biraz daha bahsetmezsem olmaz! tsumugi, insan spermleri tarafından döllenmiş insan formundaki gauna plasentasından doğmuş yarı insan-yarı gauna bir melez... peki şekli şemali nasıl? dış kabuğu dişi bir morito şeklinde- dişi bir morito? içi yani asıl varlık ise 'penis' şeklinde... evet, bildiğiniz penis! tsumugi'yi ilk gördüğümde şok oldum! neden humanoid olması gereken bir varlık, nasıl penis şeklinde olur hala anlamıyorum. tam bir facia! içine 10 yaşındaki bir kız kaçmış uzaylı dev bir penis!

    mangakanın tsumugi tasarımı bir yana nagate'nin etrafını sürekli olarak kadınlarla çevrelemesi de beni çok rahatsız etti... seri zorla harem havasına sokulmaya çalışılıyor sanki... bakalım; shizuka hoshijiro nagate'yle en çok yakınlaşan karakterdi ve eminim benim gibi pek çok seyirci için nagate'nin gerçek aşkı/eşi kabul ediliyordur ikili birlikte bolca vakit geçirdiği için ilişkilerinde bir sorun yok... shinatose izana, sebepsizce nagate'ye ilgi gösteren ilk kişi ki ilgi göstermeye başladığında kadın değil çift cinsiyetli neden nagate'ye ilgi gösterdiğini anlayamadım ama nihayetinde nagate için kadına dönüşüyor... midorikawa yuhata, nagate'nin gauna ile yaptığı savaşın ardından ona hayranlık duyuyor ve nagate'ye ilgi göstermeye başlıyor... honoka kız kardeşler 22 kişi neyse ki 22'sini de tanımıyoruz seride ama tanıdıklarımız arasındaki bulunan en, ren ve hou da nagate'ye hiç de öyle boş bakmıyorlar, evet diğer saydıklarım gibi direkt ilgi göstermiyorlar ama nagate flörtöz bir karakter olsa eminim aralarında bir ilişki yaşanırdı... ittan samari, nagate'den sonraki en yetenekli pilot çoğunlukla moritoların lideri gibi hareket ediyor ve nagate'yle dertleştikleri bir sahnede fotosentez yapmak -kısaca sevişmek- istediğini söylüyor neyse ki nagate o sırada alkolden sızdığı için bunu duymuyor. bu karakterin nagate'ye olan ilgisi yine muamma... kısaca nagate'nin akranı olan ve bir kişilik sergileyen her karakter, nagate'ye ilgi duyuyor ki gerçekten çok saçma!

    benim aklıma gelen ilk şey mangakanın ciddi manada cinsel problemleri ve bunalımları olduğu, bastırılmış cinsel duygularını da yarattığı karakterden çıkarttığı yönünde... nagate'nin sürekli honoka kız kardeşleri çıplak yakalaması, yok efendim izana'nın orasına burasına ellemesine neden olacak düşmeler, sakarlıklar ya da kitaplıktan kitap almak için merdivene çıkan kızın eteğinin altına bakması... yahu tamam bunlara gülüp geçiyoruz ama bu şekilde yapılmasına gerek yok! ve bir de...

    --- olası üçüncü sezona dair spoiler ---

    spoiler içinde spoiler veriyorum ama yapacak bir şey yok!
    eğer benim gibi sidonia no kishi'nin wiki sitesine bakarsanız eğer nagate'nin sayfasında eşi olarak tsumugi'nin ismi olduğunu görürsünüz ve biraz daha meraklanırsanız aslında tsumugi ile nagate'nin bir nevi romans yaşadıklarını hatta tsumugi'nin yanlış anlamadıysam öldüğü ve tekrar ortaya çıktığı söyleniyor ki muhtemelen bu ortaya çıkışında dev bir penis değil insan hatta hoshijiro şeklinde olduğunu tahmin ediyorum... öyleyse nagate'yle tsumugi birlikte oluyor!

    --- spoiler ---

    bu da hesaba katıldığında ben mangaka'nın aslında gizli bir eşcinsel olduğunu ve nagate'nin etrafına ona ilgi duyan tonla kadın olmasına rağmen dev bir penis şeklindeki uzaylıya ilgi duymasının da aslında bu gizli eşcinselliğini karakter üzerinden dışa vurmuş olmasına bağlıyorum! böyle saçmalarsan sevgili mangaka ben de böyle saçmalarım oldu mu!

    --- spoiler ---

    hasılı kelam, gırgırı geçersem eğer kesinlikle harika bir seri ve kesinlikle izlenmeli ve kesinlikle devamı gelip bir sonuca ulaşmalı... seride tonla cevaplanmamış soru var ancak devamı gelme ihtimali yüzünden bu sorulara değinmiyorum... umarım bir gün bu sorunların cevaplandığı harika bir finali olan son sezonu görürüz.

    bu arada değinmeyi unuttuğum bir şey var ki o da çizimler ve animasyonlar... açıkça söylemeliyim bugüne kadar izlediğim en iyi anime 2006 yapımı ergo proxy'ydi... ergo proxy kadar güzel görünen bir anime daha görmedim ben! elbette bu demek değil ki sidonia no kishi çirkin, hayır bilakis sidona no kishi harika çizimleri olan bir anime. özel yapıldığı ve cgi'yla uğraşıldığı belli bir farklılık var ancak benim en çok dikkatimi çeken şey yansıma efekti oldu... özellikle ilk sezonun ilk bölümlerinde bol bol yansıma efekti var ki bu nedenle sık sık aklıma metal gear solid v: phantom pain ve kojima geldi... zira oyunda bol bol bu tarz yansımalar var... ve elbette o oyundaki yansımaların asıl esin kaynağı j.j. abrams ve yönetmenliğini yaptığı star trek filmindeki yansımalar da sık sık aklıma gelip gelip durdu... işin aslı uzay sahnelerindeki bu yansımalar beni başta rahatsız etmişti ama sonradan frekansı epey azaldı ki fark etmemeye başladım -belki de alışmışımdır kim bilir.
    ve çizime dair söylebileceğim bir diğer şey ise animenin çok parlak olduğu olurdu; animedeki her şey üzerine yağ sürülmüş gibi parlıyor sanki... iyi mi kötü mü bilemedim ama farklı durduğu kesin.

    başa dönelim...
    bitti mi -bitmedi!
    beğendim mi -bayıldım!
  • bas karakterin olaylara dahil olma bicimi bana ufaktan bureiku bureido tadi vermis olan anime. crunchyroll yerine netflix'te bulunmasi ise hd izlemek isteyenler icin yogun saatlerde biraz sikinti teskil edebilir(netflix'in yogun saatlerde stream hizinin dusmesi sebebiyle)

    ghost in the shell'in pastel renklerini, production i.g.'nin "az goz kirpan suni bakisli" karakterlerini ve battlestar galactica'nin atmosferini mecha ile birlestirmesi sebebiyle henuz 1 bolumunu izlemis olmama ragmen, en az bir neon genesis evangelion kadar sevmeye meyillendim simdiden. zaten buralarda gits, evangelion ve galactica isimlerinin anildigini gorur gormez atladim sazan gibi izlemeye.

    introsunun bazi yerlerinde de uchu senkan yamato temposu duyar gibi oldum. hadi bakalim kisfmet.

    5 bolum izledikten sonra gelen edit: hakikaten toutaku'nun da soyledigi gibi, bizim memleketin anime severleri arasinda shingeki no kyojin kadar ilgi cekememis olmasi tam bir hayal kirikligi.
  • sci-fi porn + 1. ama bi o kadar da naif. anime sevmeyene sevdirtecek türden bir yapım olmuş.
  • 2. sezon onayı alan şahane animedir. 23 kasım 2014 tarihinde ilk bölümü yayınlanacak olan yeni sezonun adı da sidonia no kishi daikyuu wakusei seneki (knights of sidonia: war of the ninth planet) olarak açıklanmış.
  • daha önce defalarca belirtildiği üzere battlestar galactica ve attack on titan tadlarını birleştiren anime serisi. mechalar yerine uzay gemileriyle savaşsalar galactica ambiyansı daha da yoğun hissedilebilirmiş. o sidonia gemisi köşeli tasarımına rağmen iç yapısı itibariyle arthur c clarke'ın rama'sını da andırır. sırf anime ile ilgilenenler değil, bilim kurgu seven herkesin keyifle izleyebileceği bir seri bu.

    --- spoiler ---

    iki sezonu da izledik bitirdik, gayet güzel gayet keyifli gidiyor seri. yalnız mangayı bilemem de animede gauna konusunu hep yüzeysel geçiştiriyorlar gibime geliyor. meraklandırdılar, gizem uyandırdılar, hatta nagate ile hoshijiro'nun konuşmalarında gaunaların motivasyonunun ne olabileceğine dair farklı bakış açıları sundular ama gerisi gelmedi. iki tane klonla verdiler aksiyonu verdiler savaşı aldılar gazımızı. neyse, kendini izletmeye devam etmesi için merak uyandırması da gerekiyor tabi.

    --- spoiler ---
  • ilk sezonu kendi icinde tutarli ve cok iyi hard sci-fi ogeleri barindiriyorken, ikinci sezonunda ne olduysa tamamen raydan cikip sikko mainstream animelere benzemeye baslayan seri. hele oyle bir an geliyor ki tentacle hentai hissiyati vermeye basliyor. ne gerek vardi ki?
  • nerdesin gözümün nuru ! dedirten 3. sezonunu bekleten anime!
  • ilk bolumunu izledikten sonra oeh diye biraktigim anime idi. bugun torrentte gordum, dedim ne yazmislar bi bakayim.madem toutaku ovmus, bir sans daha vereyim diyorum.