şükela:  tümü | bugün soru sor
  • şarap tanrısı "dianyssos" un anadoludaki en büyük tapınağının dibinde bulunduğu güzel mahalle (seferihisar'a bağlı)
    denizi soğuk ama temiz,
    insanları inanılmaz tembel ve gamsız,
    mandalinası dünyanın referans meyvelerinden satsuma cinsi(z) (uyduramadım kafiyeyi)
    biz ki göçmüşüz istanbuldan sığacığı severiz! (hah bunu uydurdum) (galiba!)
  • insanları gamsız olduğu kadar dertsizdir de. tam bir 55 yaş sonrası kafa dinleme yeri. gerçi biz sınav sonraları gider kafa dinlerdik ama aklımdasın sığacık. 55 yaşıma gelirsem ve sen yine bu günlerdeki gibi olursan daimi kavuşacağız birbirimize.
  • geçen hafta 3 gün geçirdiğim tadına doyamadığım yer.

    mandalina festivali olduğu için bu tarihlerde gittim ama keşke daha erken gitseymişim ekim sonu gibi.

    15 - 18 kasım tarihleri arasında kaldım, sokaklar bomboştu sakinlik huzur isteyenler için harika, sadece ege'nin hamsisi ekibi vardı resmen sığacık kale içini ele geçirmişler kocaman bir set alanı gibi seyretmesi eğlenceliydi. nar pansiyon sığacık 'da kaldım tavsiye ederim. geceleri milos restaurantne gittik hani şu ata demirer 'in olanlar oldu filminde incirler olana kadar şarkısının söylendiği yer.

    sığacık mutlaka ama mutlaka gidilmesi gereken bir yer özellikle dinlenmek için gidecekseniz ekim ayında veya haziran başında gitmeniz lazım.

    bir kaç foto..

    https://i.hizliresim.com/dv47eq.jpg
    https://i.hizliresim.com/adzyvq.jpg
    https://i.hizliresim.com/0rbgav.jpg
    https://i.hizliresim.com/4jyg3y.jpg
    https://i.hizliresim.com/5apgza.jpg
  • hafta sonu kahve içmeye gideceğim şirin köy.

    edit : gidemedi
  • sakin, şirin, kendi halinde bir kasaba. haftasonları çok fazla dışarıdan insan geldiği için trafik yoğunlaşıyor, gürültü çoğalıyor ama yine de o kadar abartılacak kadar kötü değil.

    def-i gam'da güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. sokak köpeklerine ve kedilerine dikkat edin yalnız. fazlasıyla mevcutlar. günlük tekne turlarına da katılabilirsiniz.

    seferihisar - sığacık arasındaki yol çok hoşuma gitmişti. bahçelerin içinden geçerek ulaşıyorsunuz sığacık'a.
  • pazar günü gitme gafletinde bulunarak güzelliklerinden bir nane anlayamadığımız şirin seferihisar beldesi.

    izmir’de yapacak bir şey bulamadık “bi sığacık yapalım bakalım.” dedik, demez olaydık. hem pazar günü kalabalığı hem de belde pazarının kurulması sebebiyle duyan gelmiş. izmir yetmemiş manisa, aydın vs. yakın çevreden de yığılma olmuş. sokaklarda yürünmüyor. pazarına girerseniz zaten yarım saatte çıkamıyorsunuz. düşüp bayılacak gibi oluyorsunuz.

    pazarına da değineyim biraz. önceden böyle miydi bilmiyorum ama son zamanlarda iyice baklava-börek üzerine endekslenmiş. tezgahların %80’inde baklava, börek, sarma gibi ev ürünleri satılıyor. işin garibi o kadar tezgah var bütün börekler tatlılar tek bir kişinin elinden çıkmış gibi stabil. baklava kalınlıkları ve kesimleri bile aynı. bazıları biraz yenilikçilik yapmış şeftali kurabiye, cheesecake falan satıyor. sanırım bunlar da şehir hayatından sıkılıp sakin hayata adım atan pelinsu teyzeler. talebin çok olduğunu görünce “3-5 biz de kazanalım” demişler gibi geldi.

    velhasılı pazarın bir organikliği yok, karatay’ın girse kendini pazar ortasında ateşe vereceği bir hali var. 1-2 tezgahta o ege’nin meşhur otlarını gördük o kadar. demek ki talep bu yönde ki köylüler hamurişine dönmüş. valla ne yalan söyleyeyim insanlar da kapış kapış alıyor.

    bu arada pazar 3 üstteki entry’de paylaşılan sokaklarda kuruluyor. yani o güzellikleri göremiyorsunuz. dolayısıyla tavsiyem haftaiçi gidilip sakin sakin gezilmesi yönünde.
  • biraz önce rüyamda bütün sokaklarını, sahillerini tek başıma yürüdüğümü, göğüne, denizine, ağaçlarına sanki tüm hasretlerimi içime çeke çeke baktığımı görerek uyandığım dünyalar güzeli ve sadesi yerdir.

    sığacık, doğduğum günde, benim uzak haziran'ımda, içim bildiğim, nefesiyle nefes aldığım insanın, sevgilimin ve sevgimden birer parça olan insanların ellerinde haziran'ı bana yakın kılan; bir elimde tüm kalbim, bütün içim, yamacımda sevgimin insanları, yollarında sanki ruhumu her bir taşına bıraka bıraka dolaştığım, benim için değeri sonsuzluk olan küçücük beldedir.

    bugün bana kendini, tüm anıları ve yokluklarıyla hasretle andırmasında dilerim bir iyilik/güzellik vardır.

    (bkz: rüya günlükleri)