şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: iradesizlik)
  • nedeni var burada (bkz: sigaraya inanmak)
  • bir gün uyanıp berbat bir öksürük sonucu sigaraya ve akabinde kendi iradesizliğini küfretmeyi kabullenmek. tabi ki sonrasında günün ilk sigarasını yakmak.
  • sigara tiryakisinin sigarayı bırakma sürecinin genel olarak irade savaşı olduğu düşünülürse, sigarayı bırakamayan bir insanın iradesiz ve zayıf olduğu sonucu çıkar. daha da genelleyecek olursak kendine söz geçiremeyen bir insan kimseye söz geçiremez ve saygı görmez.
    mesela herhangi herhangi bir yerde oturuyorken, en nefret ettiğiniz insan türlerinden artık kimlerse elinde sigara oturmakta. görmeye dahi tahammül edemediğiniz insanlarla çok büyük bir ortak noktanız var!
    ya da kız/erkek arkadaşınız sigara içmiyor. tanrım bu ne bir işkence, bu ne bir paranoyalar silsilesidir...
    kendi kendinize "bok iç. bok iç" demenin de bir faydası olmaz, eliniz pakete doğru kayarken...
  • "aa yeter be finaller bitsin walla bırakıcam", "ulan şu okul bitsin bırakmazsam dombiliyim" vs. vs. şeklinde binbirtürlü zaman silsilesi içinde gerçekleştirilmesi için heves edilen yalan eylem, gerçek dışı fiil, sözde amaç...
  • madde bagimliligi ile beraber kesinlikle bir huy haline gelmis olmasindan dolayi zordur. tetikleyici bazi aliskanliklarinda azaltilmasi gerekir. i.e cay, kahve,...
  • onsuz her zevk biraz eksik oluyor. kısa ayrılıkların sonunda kendisine geri dönülüyor.
  • bir şeye bu her ne olursa olsun tutkuyla bağlı olmak bırakmayı da zorlaştırıyor haliyle. sigaraya alışmak istemenin altında belki de bu tutkuyu hissedebilmek vardır. sigara, ister bir korsan çengeli gibi kıvrılmış işaret ve orta parmağın arasında ezilerek derin bir nefesle içe çekilsin, ister ince, uzun, kısa iki parmak ucunda düştü düşecek bir kararsızlıkla zerafetle içilsin, ister baş parmak ve işaret parmağıyla dibinden yakalanıp kesik kesik nefesler halinde dudak kenarından tüttürülsün, içeni mest edip mestâne yapıyor, burası kesin.

    her alışkanlık terk edildiğinde veya terk edip gittiğinde, insanın hayata baktığı yer biraz daha değişiyor. bakılan yerin değişmesinden mi, görülen şeyin farklılaşmasından mı, yoksa mekândan ve görülenden bağımsız, zaman içinde bakanın kendisindeki dönüşümden mi bilinmez, tanımlarımız da, hayatı algılayışımız da başkalaşıyor. bırakılan hiç bir şeyin boşluğu dolmuyor. hiç bir şey bir diğerini ikame etmiyor. evvelden düz bir satıh üzerinde yürürken, peynir gözenekleri gibi derin boşlukların içine düşmeden, üstünden atlayarak, kenarından kıvrılarak, esneyerek ama her aşamasında seni bir ileri düzeye çıkartan bilgisayar oyunları gibi, zorlanarak devam ediyoruz.

    sigarayı bırakmasına rağmen rüyalarında kabûl edenler, yokluğunun sızısını kesik bir kol gibi omuzbaşlarında hissederler.

    değer mi bu kadar zorlanmaya?
  • hiç başlamadığınızda asla başınıza gelmeyecek bir durum.