şükela:  tümü | bugün
  • kadınları "karanlık kıta" olarak nitelendiren bilim adamı. en büyük tutkusu puroyu ağzında oluşan kansere rağmen bırakmamış 83 yaşında ölene kadar içmeye devam etmiştir. naziler'in elinden son anda kurtulup viyana'yı terk edebilmiş ancak dört kız kardeşi toplama kamplarında hayatlarını kaybetmişlerdir.
  • "duygu ve heyecanlar, mantikli bir zihnin denetimi altinda olmasi gereken ve dengeli bir kisiligi bozan unsurlardir."

    sigmund freud
  • psikanalizmin kurucusudur kendileri ayrıca libidonun tanımını ilk kez yapmışlardır.
    (bkz: libido)
    her şeyi bastirilmis duygulara, arzulara ve cinselliğe bağladığı için dalga konusu olmuştur. arkadaşlar arasında birbirlerine 'freud' diye seslenen tipler görürseniz şaşırmayın.
    cinselliğin bebeklikten geldiğini iddia eder yani oral dönemde bebek annesinin memesini emerken de cinselliğin sözkonusu olduğunu savunur. bu görüşü bana hep çok saçma gelmiştir. ama tabi psikolojiye kazandırdiklari kesinlikle yadsınamaz.
  • "dünyayı hükümetler değil, hormonlar ve tutkular yönetiyor."
  • cinsellik odaklı bir metodoloji kullandığı yanılgısına düşenlerin yine de bizzat kendi hayatındaki cinselliğin yerine bakmasını gerektiren araştırmacı.
  • cinsellik odaklı olmasa da cinsellik konusunda (bkz: cinsellik kuramı üzerine üç deneme) geliştirdiği metodoloji sıradışılığından, psikolojik ve nörolojik gözlemlerinin önüne geçmiştir.
  • bu zat şu kitabında* şöyle bir aforizma parçalamış: "bir anne, bütün sevgi gösterilerinin çocuğunun cinsel içgüdüsünü uyandırdığının ve sonraki yoğunluğunu kazanmasına hazırladığının farkına varacak olsa belki de dehşete kapılacaktır. yaptığı şeyi cinsellikten uzak, "saf" sevgi olarak değerlendirir, çünkü her şeyden önce çocuğun cinsel organlarında temizlik sırasında kaçınılmaz olanın ötesinde heyecan yaratmaktan dikkatle kaçınır. ama bilindiği gibi cinsel içgüdü sadece örgensel (genital) bölgelerin dolaysız uyarımıyla uyarılmaz. sevecenlik dediğimiz şey de bir gün örgensel bölgeler üzerindeki şaşmaz etkisini mutlaka gösterecektir."

    bütün bulgularını haz ve nefs odaklı inşa etmiş, kendi zihniyetinin ve hedonizminin çıkarlarını bilimsel verilerle dahiyane biçimde kılıflandırmış bir bilim insanı, elbette anne-çocuk bağlantılarını da bu şekilde yorumlayacaktır. adamın kaç kitabını okuduk, bir tane pasajını okuyup "yuh ayı" diyip buruşturulmuş froytları çöpe basket atmıyoruz elbette. ama insanda niyet belli olunca nitelikli bir akla da sahip olsa varabileceği datalar, yönelebileceği kanallar standartlaşıyor ve görüldüğü üzere çirkinleşiyor. neil degrasse'nin cosmos serisinde kurşun maddesini anlattığı bir bölüm vardı. yarım asır evvel kurşun ölümüne tehlikeli bir madde olmasına rağmen kolay işlenebiliyor, maliyeti ucuz diye her şeyde kullanılıyor ve gitgide çeşitli hastalıkların doğmasına, çalışma şartlarına bağlı olarak işçilerin akıllarını yitirmesine, açıklanamayan ölümlere sebep oluyordu. sonra halk işkilleniyor, bazı araştırmacılar konuyla ilgili üreticileri açıklama yapmaya mecbur ediyordu. en sonunda adını şimdi hatırlamadığım dönemin seçkin bir bilim adamı bu egoist sermayedarların üzerindeki baskıyı azaltmak suretiyle banka hesabına yatırılan dolgun bir maaş karşılığında son derece sağlam, bilimsel bir makale yayınlayarak kurşunun ne kadar şeker, ne kadar cici bir madde olduğunu anlatıyor. o şerefsiz bilim adamı para için mesleğini itibarsızlaştırıyor, freud da kendi için. tek fark bu..
  • insan yapıcıdır, üretmeyi ve yeni hedefler edinmeyi sever; bu, bilinen bir gerçektir. öte yandan insan, neden her şeyi yıkmaya, paramparça etmeye düşkündür, sorarım size. hadi cevap verin, neden? bu konuda söyleyecek birkaç sözüm daha var. insanlar amaçlarına ulaşmaktan, yapmaya çalıştıkları yapıyı bitirmekten korktukları için yıkmayı, parçalamayı bu denli seviyor olmasınlar? belki de insan, kurulan yapıyı uzaktan seyretmeyi seviyordur.( yeraltından notlar) freud un psikoanalizi sanırım tam olarak dostoyevski nin bu cümlesiyle hayat bulmuştur.
  • "bir zaman gelecek ve bizler tüm ümitlerimizden tek tek vazgeçmek zorunda kalacağız. işte o vakit anlayacağız ki; bir zamanlar körü körüne bel bağladığımız ümitler, aslında hayatımıza daha fazla acı ve zorluk katan yanılsamalardan başka bir şey değil." demiş kendileri.
hesabın var mı? giriş yap