şükela:  tümü | bugün
  • bir internet sitesinin adı, antoloji kadar kapsamlı olmasa da değişik şiirlere rastlamak mümkün. adresi ise http://www.siirdefteri.com/ dur.
  • içine şiir yazılan defterdir, genelde lise yıllarında genç kızlar beğendikleri şiirleri süslü defterlere yazarlar.
  • anneanne ölür ve evini toplamak adına ardıllar işe koyulur. her eşyada bir anı, her dokunuşta bir hüzün. bakıcılar evden gerekli gördükleri ve taşıyabilecekleri eşyaları zaten çoktan götürmüşlerdir. anneannenin başucundaki çekmecelerden birinden bir defter çıkar. mavi uçurtma kağıdıyla kaplı incecik bir defter. merakla açılır defter, evlenmeden önceki soyadıyla beraber adını soyadını yazmıştır bir köşeye. sayfalar karıştırıldıkça 1940-1947 arasında romantik bir genç kız portresi çıkar ortaya. yazmış yazmış yazmıştır... ilk başta yazdıkları aşk dolu şiirler sonlara doğru doğaya dönmüştür, evlenmesinin etkisidir muhtemelen diye düşünülür. 1947’de ise tamamen bırakmıştır şiiri, belli ki ilgisi doğan çocuğuna yönlenmiştir. bırakmıştır bırakmasına ancak 50’den fazla sene yine de başucunda saklamıştır defterini... evet özeline dokunduk bizler.
  • 2. sınıf öğrencilerinin okuldaki öğretmenlerinin "şiir defteri" alın demesiyle akın akın kırtasiyeye doluşması ve ailelerinin şaşkın bakışları altında diğer defterlerden ciddi bir farkı olduğuna gerçekten inanarak şiir defteri var mı ? şiir defteri var mııı? diye yana yakıla aradıkları defterdir.. ve bu saf duygularla doldurulması gerçekten şairane etkiler bırakabilir.
  • az önce etrafı kurcalayıp kendime oyalanacak bir şeyler ararken annemin şiir defterini buldum. üzerinde karlı ormanda öpüşen bir çiftin fotoğrafının olduğu, eski, küçük fakat şimdiye dek gördüğüm en güzel defterlerdendi bu defter. gözlerim doldu; heyecanlandım. biraz kurcaladıktan sonra annemin yanına götürdüm defteri; o da şaşırdı. lise yıllarından kalmaymış. "baban görmesin, içeride okuyalım" dedi; odama geçtik. babamı çok sever annem fakat geçmiş defterleri kurcalamak sanırım ikisinin de hoşuna gitmiyor. "neden babam görmesin, aşk şiirleri mi çıkar içinden?" diye takıldım biraz. ketumdur annem bu konularda ama o yaşlarda böyle şiirler yazdığını saklamadı benden. "baban dalga geçiyor, yanlış anlamlar çıkartıyor. biliyorsun babanı, gerek yok şimdi" dedi bana. gözlüklerini taktı ve şiirleri yüksek sesle okumaya başladı. büyük bir heyecanla defterin içinden kendi yazdığı şiirler de çıkar belki diye bekledim fakat onları atmış. bu defterdeki şiirler, şairlerin kitaplarından aldığı şiirlerdi. annem eskiden çok yazarmış; beğenmedikçe yırtıp atar, yine yazarmış. derslerde defter kenarlarına, kitap kenarlarına... bunu ben de o kadar sık yapıyorum ki... çok duygulandım; annem de benim gibi yazarmış bir zamanlar. hatta ufak tefek karaladığı resimler bile buldum defterlerinin arasında; şimdi bunlar gülümsetiyor onu. "o yaşlarda hayata farklı bakıyor insan. 17, 18'inde, 20'lerinde farklı bakıyor. o zamanlar çok şiir okur, aynı zamanda yazardım." dedi. şimdilerde kardeşimle bana melankolik olduğumuz anlarda kızan annem de bir zamanlar bizim gibi hissetmiş demek ki. benim yaşımdan bile küçükken alıntıladığı bu şiirleri okumak, daha güzeli annemin sesinden dinlemek çok duygulandırdı beni. o yaşlarda arkadaşlarıyla toplanıp şiirler okurlarmış. anneannemin ben daha okula bile gitmezken beni divanın üzerine çıkartıp yüksek sesle şiir okutturuşu geldi aklıma. aynısını annemle teyzeme de yaparmış. anneannem beni görünce "şair olacak bu çocuk derdim ben" diyor. şair olamasam da edebiyatın içine düştüğüm için anneannemin gururlandığını biliyorum. uzun süredir gerçek anlamda yazmaya ara verdim fakat benim için hala dünyanın en güzel uğraşları bunlar. annemin şimdi hayata düşüp bu uğraşlardan kopmuş olması içimi burkuyor biraz. kendimi ve geleceğimi düşünüyorum.

    sanata, edebiyata eskiden verilen değer, emek, ayrılan zaman günümüzde aynı değil. bana günümüzde sanki kan kaybediyor gibi geliyor sanat. inci gibi yazılarla özenli bir şekilde tutulmuş o defterler pek yok zamanımızda. utanıyorum ama sanırım savruğuz biraz biz, hem de her konuda. dalgınız ama bu üretici bir dalgınlık değil. melankoliğiz ama bu da bir işimize yaramıyor bizi üzmekten başka. emek vermiyoruz, çaba göstermiyoruz "ne çok satar"ı düşünüp ona göre hareket ediyoruz hep. hem de sadece sanatta değil; her konuda. ilişkilerimizde, arkadaşlıklarımızda, işlerimizde... bana kalırsa yaşamak da bir sanattır fakat biz sanatımıza leke sürmekten başka bir şey yapmıyormuşuz gibi geliyor bana. canım annem...
  • şiir defteriyle birini tavlamaya çalışmadım ama bir kadına yazmıştım ara ara şiirlerimi bu da hepsini bir defterde tarihiyle anısıyla falan tutmuş hatta böyle salakça esprileri de sonra ben bundan ayrılınca ya da o benden bana verdi bu defteri bir gezide nedense yanımda götürdüm ve kaybettim bende alana helali hoş olsun. yani her zaman sizin tarafınızdan tutulmaz