şükela:  tümü | bugün
  • gözleri biraz deniz, biraz ceviz yaprağı...
    saçları pamuk, elleri kınalı...
    sessiz, sedasız hasan dağı,
    nicesine şahitlik etti.

    benim ilk defa bir parçam toprak oldu.
    ilkti, sondu, gerçek oldu…
  • ön bilgi : oğlumun adı bulut, 11 ay önce doğduğu gün yazmıştım.

    hep güneşin önünde olsun bulut
    ben ışıksız kalmaya razıyım..
    havadan sevgi toplasın,
    gülücük yağdırsın,
    ben ıslanmaya razıyım..

    haziran 2016, istanbul
  • ön bilgi oğlumun adı bulut.

    alkımla* bağlan yere,
    hep yanımda kal.
    esmesin rüzgar.
    gökyüzüme kök sal.
    yıldırımlar ister düşsün ister çıksın*
    yagmurlar, mutluluk göz yaşın olsun..

    ağustos, 2016
  • bu toz pembe hayal,
    gökyüzü mü o anne ?
    yanındaki hilal
    parmaklıklar soğuk
    darağacı kuruldu anne,
    ben burada 3 günlük konuk..
    dünya hakikatli bir sahne.
    ecel geldi,
    mapusluk bahane anne...
  • gecenin zifiri karanlığı,
    ışıkları teker teker kapanan evler,
    geceyi yırtan silah sesleri,
    yol ortasında bir arabanın kırmızı ışıkları,
    yanıp sönen trafik lambası...

    çalkalanırcasına gelen siren sesi,
    etrafa çarpan ışıkları,
    bunlardan korkan köpek,
    asırlık çınar,
    altında sızmış şarapçı,

    yorgun reno 12,
    üstünde siren,
    içinden inen yeşil paltolu polisler,
    paltoların yakası kalkık,
    ellerinde telsizler,
    telsiz sesleri,
    merkezden gelen anonslar,
    verilen eşkal,
    alınan talimat,
    kontrol edilen şah damarı,
    gelen ambulans,
    üzerinde renk renk sirenler,
    içinden inenler,
    yorgun uykusuz,
    yapılan yorum, eks olmuş..

    mevtanın üzerine örtülen gazete kağıdı,
    üzerinde ilan,
    aranan kayıplar...

    karakola götürülen meczup,
    ekip arabasının içinde bir koku, korku...
    karakolda daktilo sesleri,
    uykusuz haller,
    sorulan sorular,
    ......
  • bi dur...
    dünya durur, sen dönersin,
    sen durursun dünya durur.
    saatlere bakıp aldanma.
    yürür yüreğim, sen bozuk saat gibi dur
    dönme orada billur billur
    bileğim tutuldu, nabzım yağmur
    zaman bilhassa zaman,
    toprağa gömülen.

    nerde benim kalemim kağıdım?
    kesin ağaçları, gövdelerden kesin,
    dirilteyim beyaz sayfalarda ve gecelerde.

    fakat o da ne?
    günden güne içimi yiyip bitiren nedir o?

    uzaklardan göremezsin, biraz yakına gel, bak!
    kalbin aklımda yeni bozulmuş bir aşiyan...

    imla.
  • *yıllar öncesinden geride kalan artık bir yazı*

    boşalmak ister
    ama hep boşverir

    hak alınırmış
    ama hakkını veremez ki

    hayatı görüyor
    ama boş hissediyor

    ne seviyor ne nefret ediyor
    ama nefret etmeyi tercih ediyor

    boşoluyor bu pimapen çerçevesinde.

    aklı ergenlikte kaldı
    ne yolunu bulabiliyor
    ne yordamını
    inanamıyor bu olanlara
    inanırsa yaşlanır
    sadece
    sadece olabilir diyor
    ve olacak diyor
    kuşku her zaman muallak çıkartıyor.
    allak bullak.
  • *yıllar öncesinden geride kalan artık bir yazı*

    ümitsiz

    umutlu bir insan tanıdım, ümidini yitirmiş.
    ümitli bir kadın tanıdım, umudunu yitirmiş.

    yiten fırsatları, elden kaçanları
    hep beklemiş belki bir gün diyerek

    gel gör ki son çok yakın
    uzaklara göz kapayıp açınca
    anlamış fin ne demek.

    umutsuz

    tanrıya tapar bir gün
    allaha haykırır iki gün
    desibeller boyu böyle gitmiş
    meğer tinitusun içindeymiş.

    ümitsiz

    yiten fırsatları, elden kaçanları
    bekle babam bekle

    gel gör ki uzak çok yakın
    ıraklara göz kapatıp açınca
    anlamış fin ne demek.

    umutsuz

    tanrıya tapar bir gün
    allaha haykırır iki gün
    desibeller boyu böyle gitmiş
    meğer tinitusun içindeymiş
  • mevsimlerin hepsi alaa,
    sen yanımdaysan muallaa.