şükela:  tümü | bugün
  • gözleri biraz deniz, biraz ceviz yaprağı...
    saçları pamuk, elleri kınalı...
    sessiz, sedasız hasan dağı,
    nicesine şahitlik etti.

    benim ilk defa bir parçam toprak oldu.
    ilkti, sondu, gerçek oldu…
  • caddelerine asik oldugunuz kentler etrafinda kat kat binalar,
    sizin gecisinize izin vermeyen o kilcal damarlar,
    sinif catismasi bitmis olsa da unutmadiginiz bir sey var,
    bu doku sizi kabul etmiyor bize ait o sokaklar.

    terfiler, yazismalar ve toplantilarla yaslanmak,
    zamani gelince gitmek gerek ayip degil ac kalmak,
    hayallerlerin seninle ozgurluk de oyle,
    sagkalimin ilk kurali kendi uygarligini yaratmak.

    hepimize yetecek kadar yalniz var etrafta,
    duvarlari yikilmayan ve gizlice karanliktan zevk alanlar,
    durdurulamayan, varolan o icimizdeki yaratiklar,
    yozlasan bir dunyada sizi seyrediyor onlar.

    kor, sagir ve ahmak degil bunlar ettikleri salt inkar,
    gercekleri, aileleri ve bahceleri korunuyor sabah aksam,
    refah; kosklerin, lukslerin ve gokdelenlerin hapsinde mahkum,
    kimse soylemese bile kalir dunya adaletten mahrum.
  • ön bilgi : oğlumun adı bulut, 11 ay önce doğduğu gün yazmıştım.

    hep güneşin önünde olsun bulut
    ben ışıksız kalmaya razıyım..
    havadan sevgi toplasın,
    gülücük yağdırsın,
    ben ıslanmaya razıyım..

    haziran 2016, istanbul
  • ön bilgi oğlumun adı bulut.

    alkımla* bağlan yere,
    hep yanımda kal.
    esmesin rüzgar.
    gökyüzüme kök sal.
    yıldırımlar ister düşsün ister çıksın*
    yagmurlar, mutluluk göz yaşın olsun..

    ağustos, 2016
  • bu toz pembe hayal,
    gökyüzü mü o anne ?
    yanındaki hilal
    parmaklıklar soğuk
    darağacı kuruldu anne,
    ben burada 3 günlük konuk..
    dünya hakikatli bir sahne.
    ecel geldi,
    mapusluk bahane anne...
  • gecenin zifiri karanlığı,
    ışıkları teker teker kapanan evler,
    geceyi yırtan silah sesleri,
    yol ortasında bir arabanın kırmızı ışıkları,
    yanıp sönen trafik lambası...

    çalkalanırcasına gelen siren sesi,
    etrafa çarpan ışıkları,
    bunlardan korkan köpek,
    asırlık çınar,
    altında sızmış şarapçı,

    yorgun reno 12,
    üstünde siren,
    içinden inen yeşil paltolu polisler,
    paltoların yakası kalkık,
    ellerinde telsizler,
    telsiz sesleri,
    merkezden gelen anonslar,
    verilen eşkal,
    alınan talimat,
    kontrol edilen şah damarı,
    gelen ambulans,
    üzerinde renk renk sirenler,
    içinden inenler,
    yorgun uykusuz,
    yapılan yorum, eks olmuş..

    mevtanın üzerine örtülen gazete kağıdı,
    üzerinde ilan,
    aranan kayıplar...

    karakola götürülen meczup,
    ekip arabasının içinde bir koku, korku...
    karakolda daktilo sesleri,
    uykusuz haller,
    sorulan sorular,
    ......
  • bi dur...
    dünya durur, sen dönersin,
    sen durursun dünya durur.
    saatlere bakıp aldanma.
    yürür yüreğim, sen bozuk saat gibi dur
    dönme orada billur billur
    bileğim tutuldu, nabzım yağmur
    zaman bilhassa zaman,
    toprağa gömülen.

    nerde benim kalemim kağıdım?
    kesin ağaçları, gövdelerden kesin,
    dirilteyim beyaz sayfalarda ve gecelerde.

    fakat o da ne?
    günden güne içimi yiyip bitiren nedir o?

    uzaklardan göremezsin, biraz yakına gel, bak!
    kalbin aklımda yeni bozulmuş bir aşiyan...

    imla.
  • *yıllar öncesinden geride kalan artık bir yazı*

    boşalmak ister
    ama hep boşverir

    hak alınırmış
    ama hakkını veremez ki

    hayatı görüyor
    ama boş hissediyor

    ne seviyor ne nefret ediyor
    ama nefret etmeyi tercih ediyor

    boşoluyor bu pimapen çerçevesinde.

    aklı ergenlikte kaldı
    ne yolunu bulabiliyor
    ne yordamını
    inanamıyor bu olanlara
    inanırsa yaşlanır
    sadece
    sadece olabilir diyor
    ve olacak diyor
    kuşku her zaman muallak çıkartıyor.
    allak bullak.
  • *yıllar öncesinden geride kalan artık bir yazı*

    ümitsiz

    umutlu bir insan tanıdım, ümidini yitirmiş.
    ümitli bir kadın tanıdım, umudunu yitirmiş.

    yiten fırsatları, elden kaçanları
    hep beklemiş belki bir gün diyerek

    gel gör ki son çok yakın
    uzaklara göz kapayıp açınca
    anlamış fin ne demek.

    umutsuz

    tanrıya tapar bir gün
    allaha haykırır iki gün
    desibeller boyu böyle gitmiş
    meğer tinitusun içindeymiş.

    ümitsiz

    yiten fırsatları, elden kaçanları
    bekle babam bekle

    gel gör ki uzak çok yakın
    ıraklara göz kapatıp açınca
    anlamış fin ne demek.

    umutsuz

    tanrıya tapar bir gün
    allaha haykırır iki gün
    desibeller boyu böyle gitmiş
    meğer tinitusun içindeymiş
  • her şey nasıl düzelir bilemem
    her şey tam olarak ne zaman düzelir de bilemem
    hayatımda hiç her şeyi düzeltebilen bir insan olamadım
    belki de bazı şeyleri düzeltmemem gerekiyordu
    ben mükemmeldim ve aslında her şey olması gerektiği gibiydi
    kim bilir
    bugünü diğer günlerden ayıran ne
    eylül bitişi hüznüne kadeh kaldırır gibiyim
    ama gözüm yaşlı değil
    daha sabırlı bir insan olmayı öğrendim
    hayatta hep birine ait olmak istediğimi zannettim
    ait olduğum kişiye sahip olmak…
    sonra istediğim şeyleri istemediğimi öğrendim
    bu çok üzücüydü
    elimden kaybedince de tekrar istemeye başladım
    inan bu daha üzücüydü
    yedim bitirdim kendimi ağladım yıprandım
    kimsesiz ve yalnız kaldım
    sanırım en üzücüsü buydu
    ama insan bu duruma da alışıyormuş
    ne olduğunu bilmediğim bir umudum var hala farkındayım
    umutlardan hiç hoşlanmam
    insanı amaçsız bir beklentiye sürükler
    bir beklenti içinde değilim
    o kadar küçük şeylerden mutlu olabiliyorum ki
    kendi adıma bazen üzülüyorum
    ama geçecek bugünler
    bu yazıyı gülümseyerek hatırlamak adına yazıyorum
    demek isterdim
    ama durum o kadar da iç açıcı değil
    toz pembe gözlükleri rafa kaldıralı uzun zamanlar oldu
    ama karalar da bağlamıyorum
    sadece bekliyorum
    ne olduğunu bilmediğim bir umutla
    bir o kadar da amaçsız bir sabırla
    bırakıyorum zaman hallettsin
    müdehale etmiyorum
    gözümün önünde kan kaybından öleceği günleri
    görmek var içimde
    ama bir yanımda kıyamıyor hemen sarıp sarmalıyor
    şefkatine tutuluyor
    diyorum ya bırakıyorum zaman halletsin