şükela:  tümü | bugün
  • 23 nisan, 19 mayıs, 29 ekim, 10 kasım v.s. gibi günlerde kürsüye çıkarılıp şiir okutulan kızlardır..
    pırıl pırıl üniformaları, parlatılmış ayakkabıları ve özenle örülmüş saçlarıyla kürsüden pek mühim bir iş yapıyormuş edası ve izleyiciler arasında en önde oturan bakan, vali, milli eğitim müdürü yada hiçbiri yoksa okul müdürüne kendini beğendirme kaygısıyla bağıra çağıra şiir okurlar..
    şiirin hakkını vermek için epik hissiyatın doruğa vardığı noktalarda ses tonuyla beraber el kol hareketlerinin de ölçüsünü kaçırırlar..
  • hit şiirleri de elifin kağnısıdır.
  • kurtuluş yıllarını yaşamış teyze ve amcaların gözyaşları arasında kürsüden inen kişilerdir bunlar.
  • kimsenin gözüne girmek gibi bir kaygısı olmayıpta, okudukları şiire gerçek anlam da ruh ve anlam katan versiyonlarıda mevcuttur.
  • henüz aşkı bilmediği halde dillendirebilen kız modeli. üj bej dane çıkar bunlardan.
  • her dörtlüğün sonunda el ritmik bir hareketle içten dışa doğru hareket alır; iste bu nokta siir okurken coşan ortaokullu kızın coşmanın doruğuna vardığ noktadır. aynı anda arkalardan bir yerden bir hıçkırık sesi gelir; bu sesin sahibi ya kızın annesi ya da ona şiir okuma görevini veren öğretmenidir; beraber ve solo bir şekilde hıçkırdığı da görülmüştür bu ikilinin.
  • nesli tükenen kız modeli. netekim onlar artık ilköğretimli
  • ismi sibel olur bunların.
  • kafasina bazukayla ates etmek isteten dünya salagi kiz modelidir. siir okuma yarismalarina katilip edebiyat ögretmenlerinden aferin duymaya bayilirlar. adlari da genellikle aysegul olur. bizde vardi bir tane ordan biliyorum.
  • "şu boğaz harbi nedir? var mı dünyada eşi?..." diye başladıklarında yırtınırlarken şiirin sonuna doğru hafiften yusuf yusuflaşan; çift örgülü, gözlüklü, çarpık bacaklı ve öğretmenlerinin bitanesi olan kız öğrenci modelidir. ilköğretimdeki türkçe öğretmenlerinin %92.47 sinin de bayan olduğu göz önüne alındığı vakit bir zamanlar da o türkçe öğretmenlerinin de bu kızlardan geldiği gibi bir genelleme yapılabilir bence....