şükela:  tümü | bugün
  • şiirin akıcılığına, bütünlüğüne, sade ihtişamına, öte dünyalılığına büründürmek. böylece gerçek halinden, kusurlarından sıyırıp idealleştirmek.
  • anlaşılamasa bile okunacak halde yazmak.

    aslında bile fazla oldu, okunacak halde yazmak. hatta çevirelim, yazıyı okunacak hale getirmek anlamı hiç dert etmeden.
  • bir metni duygusal anlamda yararak ilerlemek.

    örnek:
    "boşanma eşiğinde ayrıldım ben senden..."

    "öldürebilirdim seni,
    yapabilirdim -ama eskiden-

    yapabilirdim bunu öldüresi kelimelerim
    yandan yana alınmayan bakışlarımla
    yapabilirdim -ama eskiden-

    senin kötü olmayan insan yaklaşımınla
    gözü kör,
    yağlı karaciğerler yasak bana.
    yapabilirdim -ama eskiden-

    yine de
    yapabilirdim -ama eskiden-
    ama nasıl- yapacağız?
    olduğu gibi eskiden.
    yapabilirdim -ama eskiden-
  • yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
    solculuk oynamaya başladık..
    ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...

    (bkz: yaşayabilme ihtimali)

    bildiğin osurmayı şiirselleştirmiş ya la adam.
  • murat belge'nin döşeğimde ölürken için yazdığı önsöz'den william faulkner: "şiir yazmakta hiçbir zaman başarılı olamadı faulkner, ama düzyazışiirselleştirmekte pek eşi benzeri yoktur. (...) faulkner liseyi hiç bitirmemişti. bir ara üniversiteye gidecek oldu ama bu da uzun sürmedi. buna rağmen kendi başına çok okudu (bir "oto-didakt" olduğu herhalde söylenebilir). ilgi alanlarından biri güney'di. zaten pek çok özelliğiyle bir güneyli idi. ama dünyadan, hele dünya edebiyatından da kopuk değildi. balzac ve flaubert'i genç yaşta okumuştu. dickens'ı seviyordu. amerikan edebiyatında gözdesi melville'di. bu arada james joyce'u da keşfetmiş, okumuştu. kendi yazışı üzerinde en fazla etki bırakan da joyce olacaktı."