şükela:  tümü | bugün soru sor
  • davranış bilimleri enstitüsü'ne göre 5 yaygın hata olarak kategorize edilmiştir.

    sen büyüksün kardeşin küçük, salıncağa önce o binsin.
    (bkz: ayrımcılık)
    sevsen de sevmesen de o yemeği yiyeceksin.
    (bkz: kuralcılık)
    eğer oyuncaklarını toplarsan sana televizyon izlettiririm.
    (bkz: çıkarcılık)
    yemekten evvel çikolata yenmez, tamam tamam ağlama, al işte çikolatan.
    (bkz: rahatlık)
    bak x'e derslerinde ne kadar da başarılı, senin gibi tembel değil.
    (bkz: karşılaştırma)
  • gözlemlediklerim.

    el kadar bebenin eline tablet vermek.

    sofradan kalkmış çocuğa eliyle götürüp yemek yedirmek. ağzına tıkalamak.

    korkularını ve fobilerini çocuğa aşılamak. aşırı korumacılık. evhamlı ve tedirgin ebeveyn olmak.
  • (bkz: çocuk yapmak)
  • çocuğunuzla vakit geçirmemek
    inanın bana aslında çocuğunuzla ne kadar vakit geçirseniz azdır, hele benim gibi boşanmış ve çocuğunu sadece haftada 2 gün gören bir baba iseniz. bu durumda da elinizdeki vakti onunla mutlu olmak için değerlendirin.

    başta zor gelen her olgu zamanla kolaylaşacaktır
    oğlum dünyaya geldikten sonra ilk bir kaç ay çok zor geçmişti. bezini değiştirirken bir yeri kırtladı mı geçirdiğim panik ataklardan tutun da, doğumunun haftası olmamışken sarılıktan hastaneye götürmemize kadar. ama zaman içinde bunların hepsini kolaylıkla aşacak hale gelebiliyorsunuz. yeter ki pes etmeyin.

    annenin görevi gibi ayrımlar yapmayın, sorumluluklarınızı paylaşın
    bekar bir baba olunca bu maddeye pek ihtiyacınız kalmıyor haliyle ama evliliğiniz devam ediyorsa eşinizle görev ayrımı yapmayın. nasıl çocuğunuzu ayıramayacaksanız, sorumlulukları da ayıramazsınız. bez değiştirmek, yemek yedirmek gibi yüzlerce yükümlülüğü kaçmadan, severek yapmayı öğrenin.

    sevginizi göstermeyi öğrenin
    çocuklar imalarla vakit geçirmeyi sevmiyorlar, uzaktan sevmek de anlamsız inanın bana. ona sarılmayı, onu kucaklamayı ve öpmeyi asla ihmal etmeyin. bu hem sizi, hem de onu daha çok mutlu edecektir.

    çocuğunuzun seçimler yapmasına imkan verin
    çocuklar büyüklerin yaptığı şeyleri taklit etmeyi sever. büyümek ise temelde seçim yapma özgürlüğünüzün olmasıdır. bırakın kendi seçimlerini yapsın, siz devamlı yön vermeyin. giyeceği ayakkabıdan, mayosuna kadar olabilir mesela. kendine güvenen bir çocuk yetiştirmeyi kim istemez?

    sabır her daim gerekli şart
    evet, çok sevdiğiniz dvd setiniz çizikler içinde kalacak, o özenerek aldığınız takım elbiseniz de lekelenecek. bunlar sadece başlangıç ve dahası da gelecek. önemli olan çocuğunuza karşı metanet ve sabır içinde yaklaşmanızdır.

    espri anlayışınız olsun biraz
    gülmek ve güldürmek keyifli, hele gülen çocuğunuzsa. onun eğleneceği şeyleri yapmayı, güleceği esprilere odaklanmayı öğrenin.

    onlara kitap ve hikayeler okuyun
    ona kitaplar almak yetmiyor, ona bir baba olarak okuyun o kitaplardaki hikayeleri, masalları. hatta biraz da canlandırın bu hikayeleri. görün bakın, nasıl mutlu olacak.

    ortalıktan kaybolmayın
    evli veya bekar olmanız farketmez. çocuğunuza ayırabileceğiniz bir vaktiniz varsa çocuğunuza ayırın. elinde telefonu, çocuğunun yüzüne bakmadan vakit geçiren tiplerden olmanız bugün çocuğunuzu üzecektir, ama yarın ibre sizin aleyhinize de döner.

    bırakın oyun oynasın
    çocuğunuz oynamak istiyorsa oynasın. uok yorulurmuş, yok üstü kirlenirmiş hikaye. eğer oyun vaktindeyse kısıtlamayın çocuğunuzu. bırakın oynasın.

    hayal gücüne hitap edin
    ister bulutları şekillere benzetin, ister başka yollar bulun. ama fıldır fıldır çalışan o taze hayal gücünü baltalamayın, aksine destekleyin. çocuğunuzun yaratıcılığını kuvvetlendirmekten kimseye zarar gelmez.

    televizyon ve bilgisayar oyunlarını kontrol edin
    eğer çocuğunuzun hayatı bilgisayar oyunu veya televizyon başında geçiyorsa siz ne işe yarıyorsunuz kuzum? evet, bilgisayar oyunu da oynayacak, televizyon da izleyecek ama diğer aktivitelerini aksatmadan. burada da kontrol görevi sizde.

    kırmadan hayır demeyi öğrenin…
    terslemek sadece çocuğunuzu üzmeye yarar, ama çocuğunuzun da her isteğine evet dememeniz gerektiği aşikar. bu yüzden çocuğunuza hayır diyecekseniz ya neden hayır dediğinizi izah edin, veya hayır dediğiniz olguyu telafi edecek başka bir olguyla karşılık verin.
  • söz verip tutmamak (çocuk sizi örnek alır)
    davranışını düzeltmesi için bir öneride bulunup sonra onu uygulamamak (çocuk sizi hep dener)
    önce hayır dediğiniz bir konuya, çocuğun ağlaması ya da aşırı ısrarından sonra evet demek. (hayatınızın hatasını yaptınız haberiniz yok)
    yanmış yağda kızarmış patates kızartmasını, içinde domates dışında her türlü katkının olduğu ketçaba bulayıp çocuğun ağzına tıkmak (obez olacak, hastalıklarla erken tanışacak)
    kafan rahat olsun diye eline tableti vermek (ilgilenmekten bıkacaksan yapmayacaksın, kitap ver, oyuncak ver, sevgini ve ilgini ver)
    yanında fosur fosur sigara içmek (kendine sor anne ya da baba olmayı hak ediyor musun? çünkü bu sigara dumanı meselesi o kadar ciddi)
  • 1. anne baba olduğunda anlayacaksın bizi demek yerine anlaması gerekeni anlatmak
    "şimdi anlamıcan bizi ama anne baba olunca anlican."
    2. çocukları dede ve nenelerden koparmak
    "sen karışma ya onu ben doğurdum."
    3. gereğinden fazla oyuncak alarak çocuğun kafasını karıştırmak;
    "hangisiyle oynayacağım ben şimdi ya?"
    4. doğrudan teknoloji ile baş başa bırakmak tablet tv pc...
    "aa evladım arı vız vız vız şarkısını açtı bravo."
    5. terbiyesizliği görünce mutlu olmak.
    "aferin benim oğluma kavra yemeği elinle aferin aferin bravoo" demek yerine hafifce eline dokun ve yemeğe elini sokmaması konusunda uyar.
    6. yanlarında sigara içki ot içmek
    "tüttür oğlum tüttür aferin kekocan."
    7. sevgi vermemek
    özellikle ilk yıllarında işi gücü parayı pulu boşverin sevin doya doya.
    8. ahlak aşılamamak
    küfür öğretmeyin "amına goduum." diyen çocuklar görüyorum.
    9. dininizi öğretin ilk allah korkusu.
    10. suçu onda değil kendinizde arayın...

    bir çocuk varmış annesi ona her istediğini yapıyormuş fakat o annesinin tek bir kusuru yüzünden onu hiç sevmiyormuş tek gözü yokmuş.
    bir gün çocuğun ev ödevi evde kalmış annesi onu görüp okula götürmüş.
    çocuk teneffüste annesini görünce çok kızmış arkadaşlarının dalga geçmesinden korkuyormuş fakat hiçte öyle olmamış arkadaşları ‘bunu bilmiyorduk neden bize söylemedi bunun utanç verici bir yanı yok ki herkesin başına gelebilir’demişler. sinirlenen çocuk onları duymazlıktan gelip annesini kovmuş.
    yakında üniversiteye geçecekmiş annesinden kurtulmak için yurtdışına gitme planları yapıyormuş ve bir dahaki sene bunu uygulamış. aradan on yıl geçmiş çocuk çoluk çocuk sahibi olmuş annede çok yaşlanmış ölmeden önce oğlumu göreyim hevesiyle yurt dışına çıkmış okul bilgilerinden onu bulmuş.kapıyı çalmış iki çocuk açmış çocuklar ürkmüşler baba diye bağırmışlar annenin çocuğu gelmiş sonra ‘benim senin gibi bir annem yok deyip kapıyı yüzüne çarpmış’ kadın ağlayarak evine geri dönmüş.
    çok yaşlıyım bari oğluma bir mektup yazıp komşuya bırakıyım belki bir gün hatırlar demiş ve yazmış. aradan beş yıl geçmiş çocuğu lise arkadaşları okula yemeğe çağırmışlar. çocuk kabul etmiş.köye geldiğinde annesini merak etmiş evine gitmiş komşuda o sırada balkondaymış çocuğa annesinin vefat ettiğini söyleyip bıraktığı mektubu vermiş. çocuk mektubu açmış okumuş mektupta şöyle yazıyormuş:
    ‘evladım hep bana tek gözlü muhamelesi yaptın fakat sen iki yaşındayken bir trafik kazası geçirdik baban ve ağabeyini orada kaybettik seninde bir gözün kör oldu ben de dayanamayıp tek gözümü sana verdim inşallah verdiğim gözü hayırlı işlerde kullanırsın...’
    çocuk mektubu okuduğunda yıkılmış çok ağlamış ve köyün mezarlığına gidip ona dua etmiş ama iş işten geçmiş.

    sonuç olarak büyük düşünürün sözü ile bitirelim;

    "iş işten geçmeden;
    anı olup aklına geldikçe yaranı deşmeden;
    kadir kıymet bilmeye bak;
    yarın elden ayaktan düşmeden..."

    zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş
    iklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş

    bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
    hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş

    baki
  • *ateşli çocuğa soğuk duş.
    *çocuğun yanında küfretmek veya başkasına kötü davranmak.
    çocuk herşeyi ebeveyn'den kapar. iyiyi de kötüyü de.
  • mal olmak.

    siz mal olunca çocuk da mal oluyor. bu istisnasız bi durum.

    bakın uzak akraba 2 yegenim var, ebeveynleri farklı, aynı sene doğdular. biri çok kibar sevimli biraz da çekingen bi çocuktu. diğeri ise anormal hiperaktif, haşarı ve ciddi ciddi sinir bozucu bi serserilik.

    bu 2 çocugun da babası tam ters özelliklerde. kibar çocugun babası tam bi dallama. serseri. haşarı çocugun babası da mükemmel bi insan. çok seviyorum kendisini zaten. kibar düzgün biri.

    bu iki çocuk şu an 10 yaşlarına yaklaştılar belki geçtiler bilmiyorum ve karakterleri %100 değişti. o kibarcık çocuk şu an tam bi mal ve dallama oldu. diger haşarı çocuk ise inanılmaz düzgün, beyefendi bi karakter.

    neden böyle oldular?? cunku babadan ne gördülerse öyle devam ettiler hayatlarına.

    baba neyse o oldular. ebeneyn neyse o olursun. malsa mal, akıllıysa akıllı, bilinçliyse bilinçli. nerdeyse 15 yaşına kadar 4 duvar arasında anne babayla büyüyorsun. gördüğün ve hayatı ogrendiğin tek örnek onlar.

    mal olmayın yani. bu yeterli.
  • çocuğun hata yapmasına engel olmak. her boka müdahale etmek. bırak çocuk hata yapsın ufak tefek, kendi öğrensin. bırak yere düşecekse düşsün, yanlış konuşacaksa konuşsun. bu şımartmak değildir. çocuk büyüdüğünde embesilin teki olmasın diye müdahale etme. kendine bağımlı kılma. anasız babasız da hayatta kalabilsin.
  • çocuklara “prensesim,prensim,aslanım, bir tanem “ gibi kelimeler kullanmak. sonra kreşe başlıyorlar orada herkes prenses, prens.

    not: psikologspor