şükela:  tümü | bugün
469 entry daha
  • yaklaşık on gündür evden toplamda dört saat falan çıkmışımdır. çıktığım yerler de 500 mt yarıçapında. iki günlük hafta sonunda bile kendini dışarı atan biri olarak sıkılmayı beklerdim. ama tam tersi, zamanın nasıl aktığını anlamıyorum.
    sıkılmak, belki de seçeneklerle doğru orantılı bir duygu.
    konuşacak çok insan, yapacak çok şey, gidecek çok yer oldukça, sanki tüm seçenekler zaman denen suyun içinde eriyor ve eridikçe onu yoğunlaştırıyor. bu daha yoğun, daha kıvamlı zamanlarda yaşamaya, yürümeye çalıştıkça adımlarımız ağırlaşıyor. seçeneklere yetişemedikçe, istediğimiz hızda gidemedikçe sıkılıyoruz. yapacak çok şey var ama zamanın yoğunluğuna saplanmış bacaklarımız yorgun, sanki hep olduğumuz yerde sayıyoruz. zaman bir ihtimaller bataklığına dönüşüyor. bıraksa su gibi akacaktık. ama bırakmıyor. çok sıkılıyoruz.

    gerçekten öyle mi peki? bırakmayan gerçekte kim?
    biz seçenekleri bıraksak ne olur?
    konuşacak az insan. yapacak birkaç şey. yaşayacak küçük bir bölge. bu kadar.
    hayatı sadeleştirince, aklımızı ihtimallerden arındırınca, zaman da saflaşıp daha temiz, daha akıcı hale geliyor. artık kaçırdığımız bir şey kalmıyor. kaybettiğimiz bir şey de. içinde yorulup ağırlaştığımız bir bataklık yok. kendi yatağında, serin ve sakin akan zaman var sadece. onun içinde biz de akıyoruz. sıkılmaya vakit kalmıyor.
  • şimdiye kadar yaptığınız bütün kötülüklerin cezası kesilmiş ve ev hapsine mahkum edilmişsiniz gibi farzedin hem vicdanınız rahatlar hem sıkılmazsınız , ben hiç kötülük yapmadım hak yemedim kimseyi kırmadım diyenleri imtina ederim.
2 entry daha