şükela:  tümü | bugün
  • dünyayı dar eden histir. ruh bedene dar gelirmiş gibi nefes almakta zorlanılır. beyindeki tüm düşüncelerin birbirine girmesinden kaynaklanır. karttan kule yapmak gibidir; tam böyle parçaları birleştirip o bütünselliği yakalayacakken birden darmadağın olur gider. baş ağrısı da cabası.
  • dar zamanda yapılacak birçok şey önünüzde dururken, nereden başlayacağını bilememek ve karar vermeye çalışırken o azıcık zamanın da yok olup gitmesi.

    kendini tekrarlayan şeylerden kaçma isteği, yeni şeyler aramak ve bulamamanın verdiği bunalım, baş ağrısı ve ter basması.

    çağımızın hastalığı, hızlı tüketimin getirisi, saçmalıklar dünyasından sıyrılamama ve her şeye rağmen o dünyanın bir parçası olmaktan da vazgeçememe, yapay duvarlardan kurtulamamanın vermiş olduğu buhranlar birikintisi
  • birden fazla ikilemin, ondan fazla zincirin içinde yaşamaya çalışmanında ötesinde, başka bir ruhun yaşaması için pencere açma çabası. o pencereye uzanamadığınız zamanlarda, ondan gelecek ışığın da sizi aydınlatamaması. topyekün bir yenilmişlik hali..
  • kilo alınca da oluyor.
  • his ne ola ki şayet yumurta ağza gelmediyse?
    sıkıştıran ne yani?
  • metrobüse binildiğinde içine düşülen durum.
  • evde kalıp uyumak ile işe gidip sevdiğim mesleğin iyi bir çalışanı olmak için daha çok çalışmak
    kimseyi görmeyi istememek ile tanıdık tanımadık herkese günaydın, merhaba, nasılsın demek.
    canımın çektiğini yemek ile yeterli ve dengeli beslenmek
    herşeyi akışına bırakmak ile herşeyi seveceğim şekilde değiştirmeye çalışmak
    kimseden hiç bir şey beklememek ile beni mutlu edecek isteklerimden söz etmek
    dışardayken salata ya da zeytinyağlı yemek istemek ama ankarada yapılan salataya güvenmemek, zeytinyağlı o ne :)
    küçücük bir şeyle mutlu olmak ile bir söz ile ölümüne mutsuz olmak
    üzen kişiden uzak durmak ile üzen kişinin bir güler yüz bir selamı ile yapılan herşeyi unutmak
    üstümün kara cadı hallerinden tiksinmek ile üstümün alanda yaptığı işlere saygı duymak gibi şeyler arasında sıkışmış hissediyorum diye sabah sabah düşündürür.
  • ''ben şu an karşımda acı içinde ve sıkışmış kalmış birini görüyorum''

    üç gün önce yüzüme vurulan bu gerçekten sonra aylardır bir şey var ama tanımlayamıyorum dediğim şey tanımlandı nihayet.

    herkesin hayatında inişli çıkışlı anlar olur, ben de şu sıralar öyle bir dönemdeyim. ama bu seferkinin farkı daha öncekiler gibi geçmiyor olması. bildiğim, zamanında sonuç aldığım her yolu deniyorum ama çıkmak yerine daha da dibe batıyorum bu kez. bu da içimde acı ve sıkışmışlık hissi oluşturuyor. her çıkamadığımda daha da sıkışıyorum, haliyle anksiyete krizlerini tetikliyor artık. hayatı boyunca uyku düzeni bir kere bile sapmamış biri olarak insomniaya doğru yol alır hale geldim.

    hissettiğim şey güçsüzlük. bu durumu yönetemiyor olmak bana kendimi zayıf hissettiriyor ve bu herşeyi daha da zorlaştırıyor, iyice sıkıştırıyor. bu durumdan nasıl çıkacağımı bilemediğim her an içimi biraz daha öldürüyorum. galiba yavaş yavaş delirdim kimse fark etmedi dedikleri böyle bir şey.

    korkum, buradan çıkamazsam ne olacağı konusunda. eskiden 'ben zaten uzun yaşamak istemiyorum' derdim, şimdilerde ise 'bir şey olsa, kıyamet falan kopsa da ölsek' diyorum. korkutuyor.

    serseri mayın gibi gezdiriyor insanı bu his. ne yapacağını bilemez halde bırakıyor. bazen bir güç geliyor * hayattan zevk alırken buluyorum kendimi ama bir süre sonra bunun sadece bir ilüzyon olduğunu fark ediyorum. maskemi çıkardığımda yine o sıkışıklığın içindeyim. işte öyle bir şey...