şükela:  tümü | bugün
  • eloyon(progressive rockın deha grubu) 5 parçadan olusan 1979 tarihli çok guzel bir albumu, tavsiye edilir.
  • $arki listesi $oyledir:

    1. astral entrance/master of sensation* - 9:03
    2. the apocalypse - 14:54
    a. silent cries divide the night
    b. the vision - burning
    c. force majeure
    3. pilot to paradise - 7:01
    4. de labore solis - 5:12
    5. mighty echoes - 7:16
  • (bkz: eloy)
  • bana göre floating ile beraber eloy'un en iyi plağıdır. floating eloy'un yükselişe geçmesini ve progressive arenasına girmesini sağlayan albümken, silent cries and mighty echoes kendi tarzını ve karakterini yakalamış bir grubun bütün özelliklerini en iyi yansıttığı olgunluk dönemi albümü olarak dikkat çeker. grubun 70lerde yaptığı son albümdür ve bu albümden sonra grupta dağılmalar yaşanacak, efsane kalite bazında biraz durulacaktır.

    ayrıca albümün plağında "eternal love to all the gypsies and to our families.let's spill all our good vibrations and dwell in the houses of lord forever" yazmaktadır.
  • bu albüm öyle güzel başlar ki, hafif bir gitar, sonra arkasından gelen keskin bir melodi ve sözler. bi anda bırakın şarkıyı kendinizi albümün sonunda bulursunuz. etileyicidir.
  • frank bornemann'ın gitarını hafiften david gilmour stilinde tıngırdattığı(ya da tam tersi, gilmour'a ilhamı kendi de varmiş olabilir) muhteşem albüm. progressive rock başyapıtı.
  • bir pikapım var benim. aslında benim olduğu şüpheli bir noktada, kimin olduğu da şüpheli. ailenin en sevilmeyen üyesi olan dayımın olabilir diye düşünüyorum hep. ama emin olamıyorum. zaten ömrü hayatımda üç-dört kere dayı diye seslendim ona. yanımdakiler hep nasıl mükemmel bir dayıları olduğunu anlatırken benim anlatacak bir dayım yoktu. gerçi düşününce hayatımda ciddi yer kaplamış bir yara değil bu durum. nedense sadece şu an bu kadar içselleştirdim. ama amcam vardı, hala da var. ben de onu gururla anlatırdım. her ne kadar akrabaya borç vermek durumunun acılarını yaşasakta, amcam aslandı. aslan amcam!

    bu nerden geldiği, nereye gittiği belli olmayan pikapın, içinde dede, dayı, amca barındıran acıklı bir öyküsü yok. hiç olmadı. belki ben hep olmasını istedim ama en nihayetinde hala kendi halinde.

    velhasıl bu pikapın içinde her gece dönen bir lp var. 79 yılında frank bornemann'ın sessiz gözyaşlarını döktüğü bir lp, her bir tam turunda sesi kalbi ile birleşmiş bir adamın ve onun uysal ama içten içe hırçınlığını kamçılayarak içinde biriktiren gitarının sessiz çığlıklarını dışarı vuran bir lp. her gece bir nohut tanesinin uykularını anlamsız ama korkutucu kabuslardan koruyup bazen siyah ve yıldızlı, uçsuz bucaksız alanlarda anlamı olmayan bir arayışa yönlendiren, bazen göklerden inen bir ruhun derinliklerinde saklı olan en güçlü duyguları ufak ama etkili bir sele çevirip beyin kıvrımları arasında kendi yolunu bulmaya çalışan su zerreciklerine eşlik eden bir delinin bakış açısına ufak bir pencere açan lp bu. sürekli yankılanacak olan, susmayacak olan, duyulmasa bile...

    how will we stand the fire tomorrow?
  • pink floyd etkilerini rahatsızlık verici derecede hiseettiren '79 eloy albümü. 75-77 floyd'u duyumsuyorum dinlerken ama olsun yine de iyi albüm orası ayrı. ama en iyi eloy albümü için;

    (bkz: dawn)
  • duzenlemeler bakimindan en iyi pink floyd serbest uyarlamasi diyebiliriz sorun degil ancak vokallerden krautluk akiyor aq. bir de the apocalypse'deki kadin vokallerini the great gig in the sky'a benzetmisler ama bence cok net atom heart mother'daki koroya benziyor.
  • eloy'u pink floyd'la kıyaslamadan olmuyor galiba. ne zaman eloy'la ilgili bir yere baksam bir noktada pink floyd'un şusuna busuna benziyor diye bir ibare oluyor.

    bir iki melodinin benzeşmesi bir şey ifade etmez arkadaşlar. o kadarını emin olun pink floyd da yapıyordu, sadece sizin haberiniz yok muhtemelen. müziğin gelişimi böyle zaten. dinlediklerin ve duydukların kulağının kenarında birikir, sana yeni bir pencere açar, sen de ordan havalanırsın günü gelince. pink floyd'un adı bile ironik bir şekilde buna işaret ediyor.

    ergenliğimden beri iki grubu da dinlerim ve albüm bütünlüğüne baktığımda eloy'da hiçbir zaman pink floyd'u falan görmedim. bir iki melodi yakın olsun, ne olacak?

    tematik albümler, vokalin gücü, soloların, basın, gitarın, synthesizerin, davul ataklarının ayrı ayrı güzel ve birarada uyumlu olduğu muhteşem bir albüm işte. ara ara insanın tüylerini diken diken edip kaybolmasını sağlayacak kadar derine işleyen bir tonları var. daha ne yapsın bu adamlar? pilot to paradise ve mighty echoes aşkına haha, rahat bırakın len şu iki grubu. adamlar birbiri hakkında bu kadar konuşmuyordur.