şükela:  tümü | bugün
  • silme işleminden sonra ortaya çıkan küçük silgi parçacıkları, ilkokulda bunları birleştirip uzun uzun silgi iplikler yapıp cicili bicili silgilerimizi 3 günde bitirir, annelerimizden dayak yerdik. bir de silgi tozu biriktirme moda olmuştu bir zaman, renk renk silgi tozlarımız vardı küçük poşetlerde, psikopata bağlayıp takımlar kurup silgi tozu üretir akşama gene anneden dayak yerdik, güya işte efendim resim-iş dersinde kullanacaktık da bilmemneydi, yalandı tabi.
  • milan marka silgilerin tozundan süper hamur yapılır. bi tutam milan tozu ele alınır ve baş ve işaret parmakları arasında sıkıştırılarak hap yapar gibi oynanır.** en sonunda yumuşak bi hamurunuz olur.ne işe yarar bilmiyorum. sıkıcı derslerde yapılan saçma bişey işte.
  • ilkokulda renkli renkli yok papagan seklinde, yok renk renk rulo seklinde silgiler alınır boyuna bos sayfa silinirdi. ve toplanan tozlar bir posetin icine konurdu. boku bokuna harcanırdı guzelim silgiler. bu bir stres atma yontemimizdi sanıyorum. hıncımızı alana kadar,hırsla sayfaya sürterdik silgiyi.
    sonra bir ara da dedikodular cıkmıstı,yok efendim neymis bu silgi tozlarını birlestirip,buzluga koyunca silgi mi oluyormus neymis. (bkz: gotunden uydurmanın en guzel ornegi) (bkz: yaratıcı ogrenci zekası) bu teorinin aptallıgı daha basından belliydi.madem bi daha silgi yapacan niye toz haline getirdin degil mi? ama kendimizi avutmak ve bir bahane bulmak icin hepimiz inanırdık ve gururla toz ederdik silgileri
    *
  • ilk okulda yapip bir donem sattigim ve satarken kar ettigimi sandigim halde zarar ettigimi bilmedigim sey. ilginc.. alicisi da olurdu. (bkz: silgi tozu koleksoncusu)
  • kalitesi silgisine gore degisen toz. milan silgilerin tozu hamur yapmaya cok elverisli oldugu icin ragbetteydi. ancak milan silginin tozundan uretilen hamur cok civik olurdu o yuzden uzun sure oynamaya gelmezdi. bir de kalsik, boylamasina kesiti paralel kena olan yesil rezil kokan silgiler vardi. hemen hemen herseyi silerdi namussuz silgi ama tozu o kadar kucuk parcalar halinde cikardi ki birlestirip bir seye benzetmek epeyce ugras gerektirirdi. baska silgilerle karistirmadikca da kaliteli hamura donusmezdi.

    silgi tozunu iplik haline getirmek icin iki favori yontem vardir. sabirli ogrenci elastik bir silgiyi kenarindan siraya ya da sayfaya surtmeye baslar. bunu dikkatlice yapmasi gerekir. teknik soyledir: silgiyi surtmeye basladiginizda silginin sayfaya ya da siraya temas ettigi noktada silgi tozu belirmeye baslar. silginin hareketini bu cikan tozun ustunden gececek sekilde ayarlarsaniz hem yeni cikan tozlar onceki tozlara birleserek iplik olusturmaya baslar (bkz: silgi tozu ipligi) hem de ayni zamanda silgi tozu islem sirasinda yogurulmus olur. dikkatlice calisan ogrenci metrelerle olculecek boyutlara bu yontemle ulasabilir.

    ikinci yontem basitce silgiyi silerek toz haline getirmek sonra duz ve genis bir cisimle cetvel, iletki, 05 uc kutusu vs. ile yogurmak suretiyle ince bir serit haline getirmekten ibarettir. daha hizli sonuc verecektir ancak zevki daha azdir. sanayici isidir. oysa silgi tozunu saatlerce ugrasarak el emegiyle iplik haline getiren ogrencide zanaatkar ruhu vardir.

    ne yazik ki her sinifta silgi tozu, silgi ipligi ve silgi hamuru uretimi hep birinci yontem kullanilarak baslasa da silgi ipligi yoncalari sanayiilesme sureciyle mucadele edemedikleri icin piyasa seri uretim seklinde silgi parcalayip uretime girenler tarafindan ele gecirilir. maket bicagiyla silgiyi dograyip bir saatte koca silgiyi hamur yapanlara rastlanmistir. zanaatkarin bu verimlilikle basa cikmasi elbette mumkun degildir. o yuzden bizim icin artik cok gec olsa da yeni nesillere onerim orgutlenmeleri. silgi tozu zanaatkarlar birligi kurup lonca duzeyinde teskilatlanip el emegi goz nuru silgi tozu ve hamurunun kalitesini, nostaljik degerini otantik ozelliklerini yasatmalari. bir zanaat olmek uzere.
  • ilkokulda önümde oturan iki tane serseri çocuğa kaptırıp silgilerimin yavaş yavaş silgi tozu olmalarını izlemem hala içimde yara. hesabını soramadım, yanarım yanarım ona yanarım.
  • çocukluk travması. bozdolabına koyup silgi mi oluyormuş ne. böyle acaip bir şey duymuşum, silgi tozu biriktiriyorum derste. ilkokul sıralarında, mavi önlüklü bir bebelaktım. bir kağıdı bükmüşüm, derste silip silip silgi tozlarını oraya koyuyorum, biriktiriyorum. sıra arkadaşımınkileri de topluyorum. bir silgi tozu yığını oluşmuş artık. o derece. mutluyum. sonra ne mi oldu? öğretmenim gelip, o silgi tozlarını biriktirdiğim kağıttan kaseyi alıp havaya kaldırdı, tüm sınıfa gösterdi ve dedi ki:

    - ''bakın çocuklar, arkadaşınız ne kadar temiz, düzenli. bunları yere atmıyor, buraya koyuyor.'' ve bana gülümseyerek aferin dedikten sonra onları çöpe attı.

    o an ilk travmamı yaşadım, gözlerim açıldı, bakakaldım. o silgi tozlarının tane tane çöpe dökülüşü... ergenlikte söylediğim beni kimse anlamıyor deyişlerim hep o travmadan dolayı aslında.
    -ben onları biriktiriyordum tamam ama silgi yapacaktım örtmen!
  • ilkokul dönemimim vazgeçilmez eğlemiydi. bazı silgilerin tozları iri iri parçalar halinde çıkarken bazılarınınki de daha minik daha toz kıvamında olurdu.

    hep o tozlardan yeni bir silgi yapmak konuşulurdu ama ben hiç görmedim bunu yapabileni.

    defterimizden özenle kopardığımız sayfaların arasında biriktirilirdi o tozlar.
    benim değerlendirme şeklim daha fonksiyonluydu sanki, gider bir arkadaşımın ensesinden aşağı dökerdim sdlfkjsad.

    şimdi sabun büyüklüğünde bir silgim var ama bu şakacığımı kaldırabilecek bir arkadaşım yok.

    aslına bakarsanız o zamanlar da yoktu sadlkfjasfd
  • (bkz: silmik)