şükela:  tümü | bugün
  • 60-70'li yıllarda bir ege köyünde, cefakâr bir anne ve hem ailesinin iaşesini sağlayan hem de okuyarak araştırarak kendini geliştiren idealist bir baba çocuklarıyla beraber yaşar. ailenin en küçük çocuğunun (yazar), evvela kendisi sonra doğduğu ve büyüdüğü köyü/mahallesi ve nihayetinde gençlik için faydalı hizmetler yapma gayretini konu alan otobiyografik eserdir "şimdi ağlamak vakti". şerif benekçi'nin 1986 yılında kaleme aldığı kitap öncelikle çok akademik bulunduğundan yayınlanmaz, sonraları üzerinde değişiklikler yapılır ve son haliyle yayına kabul edilir.

    hayatını konu ederken yazarın içinde büyüdüğü ve sahip olduğu ideoloji penceresinden hayatı resmetmesi ve insanlığı bu pencereden değerlendirmesine şahit olunuyor. bu da romanı herkese hitap eden bir eser olmaktan çıkarıp belli bir bakış açısına hapsediyor. pek çok noktada başta kendisi ve babası olmak üzere romandaki aklı başında karakterlerin sürekli cinsiyetçi yaklaşımları insanı rahatsız edici seviyelere çıkıyor. oysa okumayı öğrenmeyi, muasır medeniyet seviyesine çıkmayı, bunun için ortaya bir şeyler koymayı, öğrencilere burs vermeyi, onların önünü açmayı ve bu uğurda ömrünü vakfetmeyi göze alan bir kafadan bahsediyoruz. örnek verelim:

    --- spoiler ---

    "-sevip de sevilmemek var. buna katlanabilecek misiniz?
    (yazar)-bana acele tarafından bir oğul verirseniz, ben ölmeden karşımda yirmi yaşında bir oğlan görebilirsem, evet!"

    "-belki kibarca değil ama, gene de söyleyeceğim. kadınlar hep saçma sorular sorar insana. belki bu, onların saçma bir benliğe sahip olmalarındandır!
    -tekrar edin, tekrar edin?..
    -kadınlar, saçma benlikli mahlukturlar! sözlerinin saçmalığı da buradan gelir!..
    (...) siz kadınlar dünyanın her yerinde aynısınızdır. kendinizi imtiyazlı, mükemmel yaratıklar olarak görürsünüz. bunun böyle olmadığını, sizin de eksiklikler, hatalar içinde kıvrandığınızı rahatlıkla yüzünüze haykırabilen bir erkeği, sorumsuzca ve biraz da ahmakça kadın düşmanı ilan ediverirsiniz. bu görüş, size katı ve acımasız gelebilir; fakat doğrudur...birkaç yıl önce intihar eden ünlü japon yazarı mişima "hayatım boyunca kadın adı altındaki imtiyazlı yaratıkla mücadele ettim; anlamadılar yahut başka türlü anladılar" diyor. bu serzeniş bütün insanlara ve özellikle siz kadınlaradır..." (s.180)

    "-bak oğlum, dünyayı daraltan biraz da kadınlardır; kızıma dikkat et, her istediğini alma. çocuk gibidir kadın, avutmasını bilirsen, hoş vakit geçirirsin." yazarın babası damadına diyor. (s.26)

    "-(...)unutma şunu ki allah âdem'i kendisi için, havva'yı da âdem için yaratmıştır. sen kendini hakka ada, havva'nı bir gün bulacaksın." (yazarın eskiden birbirlerini sevdikleri kız arkadaşı) (s.233)
    --- spoiler ---

    umuyorum ki gerçek hayatta öğrencilerini bu zihniyette yetiştirmemiştir.

    kitabı okumaya -bence- değmeyecek hale getiren bu cümleler ve tespitlerden sonra yazarın olayları hikaye etmesi fena değil, basite kaçmıyor, ideolojik bakış açısı ve tespitleri olmasaydı okunmasını tavsiye edebilirdim.

    hoşuma giden şöyle bir bölümü de vardır:

    --- spoiler ---

    "-intihar bir dramdır. bu mantığı sığ mantıklı insanlar anlayamaz. önemli olan intihar değil, intihar sebebi ve ölenin bıraktığı mesajdır. bu hal size karışık görünebilir, fakat şu kadarını herkes anlar: ölüme giden insanda her şey yalın ve açıktır; hatta insan, ölüme uzanan merdivende devleşir, orada kendine daha yakın olur." (s.181)

    "son bir gayret, biraz toparlan canım...toparlan. ezecekler seni...tanıdık bir çehre, özüne merhem sürecek bir el yok orada. burada yalnızsın. hemcinsleri arasında yıkılmalı insan; insan yok burada...

    aşırı insan olmanın cezasını çekiyorsun sen; biraz değiş, çağa uy...eşyanın uydusu ol..." (s.228)

    --- spoiler ---

    (bkz: şerif benekçi)

    düzenleme: sayfa numaraları.