şükela:  tümü | bugün
  • akp'li arkadaşlara açık mektupa gelen cevaplardan biri. önemli bir kesimin benimsediği bir algıya değiniyor: "bu halk hareketi değil cumhuriyet mitingidir. yarın yine başörtümüze karışırsın".

    direnişe katılanlar arasında konuyu cumhuriyet mitingi ekseninde görenler olduğu doğru. hatta "mustafa kemal'in askerleriyiz" diye slogan atanlar da onlardan sanırım. onları şahsen yadırgamıyorum, 80'lerde resetlenmiş kafalar ilk başta siyasi algıda problem yaşayabilirler normal.

    lakin bunların bu sefer azınlıkta olduğu, bu sefer direnişteki atmosferin farklı olduğu sadece anket ve araştırmalara yapınca bile ortaya çıkıyor. %93 devletin otoriter tavrına tepki için orada. %83'ü özgürlükçü, %70'i herhangi bir siyasi görüşe yakın değil. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23438519.asp

    bu tabloya sırt çevirmek, aslında önünde engel ve yasaklar duran her kesim için büyük bir fırsatı tepmek demek. akp'nin 10 yıldır kamuda başörtüsü yasağını kaldıramamış olmasının sebepleri arasında muhalefetin taş koyması varsa bu taşları kaldıracak olan da bu hak ve özgürlükler için direnen insanı kucaklamaktır.

    bu insanların hak ve özgürlük ihlalinin acısıyla ilk defa yüzleşmesinin bir kanıtı da şudur: (bkz: özür dilerim senden kürt kardeşim)

    tam tersine "iyi niyet kapıları artık kapandı karşınızda demir yumruk var!" demek sadece ve sadece aslında halkın olmayan bu sorunu halkın başbakan'ın sırtından alıp kendi üstlenmesi oluyor. başbakan'ın kavgası için askerlik etmek, kendisi olmayan meselede taraf olmak, daha çok şiddete ve vahşete çağrı yapmak oluyor.

    halbuki akp'nin oyları artacaksa elde ettiği ekonomik başarıyı, despotluktan uzak bir demokrasi anlayışıyla birleştirmesiyle olacak. bunun başka yolu yok. tarihte hiçbir iktidar halkını birbirine kırdırarak ülkesini daha güçlü hale getirememiştir. bunun değişmesi her kesimden herkes için önemli.
  • aslında bu beyanat, akp'yi destekleyen kesimin ne denli yüzeyde kalmış olmasını, çoktan halledilmiş olması gereken noktalarda desteklerini koruduklarını gösteriyor. halbuki özgür bir ülkede isteyen başörtüsünü takip yaşamak istiyorsa dinini yaşayabilmeli, yaşamak istemeyen dinsizliğini özgürce ortaya koyabilmelidir.

    kürtler eğer kenetlenmiş bir biçimde hak ve özgürlüklerini talep ediyorlarsa onlarla kavga etmeden çözüm yoluna gidilebilmelidir.

    gezi parkı olaylarının olması gereken özeti, yıllardır süregelen yaptırımlara halkın beklenmeyen başkaldırısı olmalı. bu ülkede kimse kendini diğerinden üstün görmemelidir.

    mesele bir siyasetçinin değişmesinden çok, kim geliyorsa gelsin, halkı bu kadar kısıtlamaması gerektiği üzerinedir.

    çevreden duyduğum ve kendim evirdiğim bir özdeyişle yazımı bitiriyorum:

    "ne kadar çok kural koyarsan, kuralların o kadar çok çiğnenir."
  • insanlarin sosyal sinif, mezhep, dini inanis olarak kamplastigi ve kutuplastigi hicbir ulke ne ekonomik ne de sosyal ilerleme saglayamamistir. hatta cok buyuk acilar yasamistir.

    bunun yiginla ornegi hem bizim yakin tarihimizde hem de dunyada mevcuttur.

    (bkz: apartheid)
    (bkz: fasizm)
    (bkz: beşar esad)

    mevcut hukumet su anda dilinden dusurmedigi sandik firsatciligiyla bu yonde bir politika izlemektedir. o sebeble hangi gorusten olursa olsun, herkesin kendilerine omuz omuza karsi cephe almasi turkiye nin gelecegi icin hayirli olacaktir.

    cephe alirken de otekilestirmeden, kendinden farkli olani da anlamayi ve taleplerine saygi gostermeyi hicbir zaman aklindan cikarmamalisin.
  • "şimdi desteklemezsek yarın mini eteğimize karışırlar" dememle aynı kaygıdır.
  • "son derece haklı bir söylem" mi?

    siz hiç twitter, facebook ve hadi sayalım, gazete takip etmez misiniz?

    "türbanlı kardeşime dokunma" diye kaç tane kadın derneği/insan hakları derneği eylem yaptı sayısını biliyor musun?

    "aynı fikirdeki erkeklerin kafası açık diye üniversitelere girebiliyorken, kadınların günahı ne?" diye kaç yürüyüş yaptık sen biliyor musun?

    "fikrine katılmayabilirim, ama bugün senin başörtüne karışan, yarın benim eteğime, tişörtüme, sakalıma da laf eder, doğrusu hiçbirine karışmamaktır" diye kaç bildiri yazıldı sen biliyor musun?

    "ay ama onlar da türban şeklinde değil, çene altından bağlasın yıaa" diyen ulusalcı teyzelere kaçımız "kimsenin neyi nasıl giyeceğine, nerden takıp nerden bağlayacağına karışmak haddimize değil" diye kaç kere tane tane anlattık, gırtlak patlattık sen biliyor musun?

    şimdi utanmadan kalkar "yeaa tamam sizin gibiler de var ama, münferit, yeaa çoğunluk sizin gibi diil" dersen suratına tükürürüm senin! kendinizi çoğunluk üzerinden tanımlamak yetmiyor, bir de bizim "çoğunluğumuzun" ne olup ne olmadığına karar vermek istiyorsunuz, yetti be!

    sırrı süreyya türban için teklif götürdüğünde ve akp'nin oylarıyla tasarı reddedildiğinde buna ses çıkarma, sonra "bunlar cumhuriyetçi yeaaa".

    akp'li olmak-chp'li olmak ekseni dışında düşünemeyecek kadar köşeli ve sıkışıksa beyinleriniz, biz daha ne yapalım?
  • tayyip başörtülü kızları korumaya çalışmayı bırakıp eşine baksa ya?
    kadının başörtüsü başörtü değil yastık mübarek
  • makullestirilmeye calisilan bir sav.

    sen dogru olani destekle, siktir et oyle olursa boyle olur gibi endiseleri ve ama'lari. azicik ned stark gibi olun lan. delikanli olun.
  • 10 yıldan fazla zamandır iktidarda olup da başörtüsü sorununu tamamen çözmemiş bir iktidara destek vermeye devam edenlerin başörtüsü yasaklarına en başından beri karşı olanlara karşı da kullandıkları argüman.
hesabın var mı? giriş yap