şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çok çabaladıktan sonra oluşan boşvermişliği anlatan hüzünlü şarkı.
  • bir kadeh sessizlik doldurdum
    daldım gittim semaya
    güz geçti bahar geçti derken
    bir gün daha görsek ne ala
    dünya derdi sarmış dört yanımı
    yaşamayı öğrenemedim hala

    şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
    isterse vursun geçsin
    en bilindik yalanlarından
    bir yalan seçsin gelsin

    ben bu yolda tekrar yürümem
    artık buralardan geçemem
    ben bu yaştan sonra ne karakaşa göze
    ne de selvi boya hiç gelemem ayy

    her kadehte bir yıldız tuttum
    söndürdüm avuçlarımda
    koşarak kaçtım güya çocukluğumdan
    büyümeyi öğrenemedim hala

    şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
    isterse vursun geçsin
    en bilindik yalanlarından
    bir yalan seçsin gelsin

    ben bu yolda tekrar yürümem
    artık buralardan geçemem
    ben bu yaştan sonra ne karakaşa göze
    ne de selvi boya hiç gelemem ayy

    şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
    isterse vursun geçsin
    en bilindik yalanlarından
    bir yalan seçsin gelsin

    ben bu yolda tekrar yürümem
    artık buralardan geçemem
    ben bu yaştan sonra ne karakaşa göze
    söverim gelmişime geçmişime
    söverim gelmişime geçmişime
    söverim gelmişime geçmişime ayy

    tuna velibaşoğlu'nun yazdığı sözleri ve içli içli müziği ile aşırı derecede keyif veren şarkı.
    ayrıca;
    http://www.youtube.com/watch?v=yz3gfupw7ku
  • sevgiliden ayrılınca tadından yinmez olan şarkı. merak ediyorum tuna bunları yazarken ne içiyor.
  • ...birkaç gündür hayatımın fonunda, kulaklarımda, beynimde çalan yegane şarkı. sabah derse giderken, geç vakitte dersten çıkıp eve dönerken walkman telefonumdan dinlediğim bu şarkıya yolda bağıra çağıra eşlik ediyorum. zaten zonguldak çok kalabalık bir yer değil, kimseden de çekinmiyorum. derste bile söylediğim oluyor. umrumda değil kim ne derse desin.

    aslında buna şarkı dememek lazım. basbaya içimdekilerin cümlelere dökülmüş hali, hissiyatımın lügat lügat tezahürü...

    --- düşünce molası ---

    bazen semaya bakıyorum, bazen de ufka dalıp düşünüyorum. "yaş kemale erdi, hatta a ve l safhasının arasına geldi" diyorum. hayatımı, işimi belli bir noktaya getirdiğimi; hayatıma uzaktan bakan kişi ya da kişilerin hayatımın simetrisine takılmayacak derede hayatımı sabitlediğimi fark ediyorum. hakkımı her defasında şikayet etmekten yana değil, şükretmekten yana kullanıyorum. ha gene de, herkesin hayatında olduğu gibi eksik gediklerim yok mu? var elbette. lakin bunlar hayatımın seyrine mani olacak, yoklukları beni benden alacak düzeyde değil.

    bu vakitten sonra hayata tekrar başlasam, zamanda hatırlayamadığım kadar gerilere dönsem, geçmişteki hatalarıma düşmeyip şimdimi yeniden yazsam derken, şu an bulunduğum noktadan çok farklı noktalara düşeceğimi biliyorum. belki kötü bir evlilik, kötü insan ya da insanlar, başarısızlıklar başıma gelebilir diyorum. iyi düşünmüyorum. çünkü devir kötü. evet, karamsarlığım hat safhadayken akıl yürütüyorum. akıl baliğ bir şekilde düşünsem bile finalde hep aynı şey oluyor.

    --- düşünce molası ---

    cuma akşamı kadim dostum critical mass'a gittiğimde onun sayesinde dinlediğim bu şarkıyı. şarkı her ikimizin de theme'i oldu. seksendört "ben bu yaştan ne kara kaşa göze, ne de selvi boya hiç gelemem" nakaratını söyledikçe biz kendimizden geçtik. aşkların, sevdaların yalan olduğunu, hayatın istenilen ve doğru kişileri karşımıza çıkarmadığınıdan dem vurduk. sövdük. neşelendik. her şeyi unutup kadim dostluğumuzu kutsadık. çemberin dışında bıraktıklarımızı, "eski", "kısmet olmadı", "güzel ama elimizden kaçtı" payesi almış sevdaları anmayarak, asla anımsamayarak...
  • tam otuz yaş şarkısı. otuzdan küçükler sevmesin bu şarkıyı. sınır otuz.. ona göre!
  • onyüzbinmilyon kez üstüste dinlediğim ve de her seferinde aynı duyguları hissettiren ender şarkılardandır.

    kah coşar ağlarsın, kah susar uzaklara dalarsın. kah çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi kah inerim yeryüzüne seyreder âlem beni. iki duygu durumu arasında geçen süre ortalama bir nakarattır. sadece 4,5 dk içinde insanı bir oraya bir buraya savurabilen bir şarkı, sırf bu özelliğiyle bile yeterince başarılıdır kanımca.

    şarkı boyunca hissedilen gel - git'in bendeki en vurucu özeti ise şurasıdır:
    * şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
    * isterse vursun geçsin
    * en bilindik yalanlarından
    * bir yalan seçsin gelsin

    çokça rakı şarkısı denmiş hakkında. doğrudur. uyar. ve fakat rakıyla sınırlı kalabilecek türden bir şarkı değildir. şarap şarkısıdır da aynı zamanda. bir bira şarkısından da eksiği yoktur, fazlası vardır. aslında "bir içeceğin şarkısı" değildir. hüzünlü şarkıları çoğunlukla alkol eşliğinde dinlemeye eğilimli ben bile, bu vurucu şarkıyı kahveyle veya bitki çayıyla tekrar tekrar dinleyip aynı duyguları yaşıyorsam, benim "başarılı şarkı" kriterimi karşılamıştır.

    ekleme: 30 yaş şarkısı olduğu yönündeki yoruma katılmadan edemiyorum. bu demek değil ki 25 yaşında biri, yaşamışlıklarını bu şarkıda bulamasın, hüzünlenemesin. yada bu demek değil ki 40 yaşında biri bu şarkıyı dinlerken benle aynı duyguları hissedemesin. ama sorgulamayın işte. ben 30 yaşındayım sözlük. müsaadenizle, 30 yaş şarkısıdır bu. beni yalnız bırakın. teşekkürler.
  • anason kokulu şarkılardan.
    yalnız yirmililerin başındakiler tarafından içtenlikle 'ben bu yaştan sonra..' şeklinde söylenmesi insanı güldürmüyor değil. gelmişin ne, geçmişin ne be kadın/adam.
  • sanki bu şarkı türk sanat müziği eseriymişte, seksendört bu şarkıyı yeniden yorumlamış gibi.

    kalıcı şarkı.
  • gece gece boğazımı düğümleyen şarkıdır.
  • bir kadeh rakı ve bolca boş vermişlik mezesi eşliğinde dinlemeye doyum olmayan şarkı. arada gelmişinize geçmişinize sövmeniz de işin cilası.