şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hayatın tek gerçeğini yaşayabilmek. nirvana, satori vesaire.
  • insan nereye giderse gitsin, kendisi icin simdide ve burada olacaktir... kacisi olmayan ruh hallerinden biridir, icip unutmak da bir ise yaramaz - ayilindiginda zaman yine simdi, mekan yine burasidir...
  • sanıldığı kadar kolay olmayan hâldir. tam teslimiyet, kabulleniş ve yargılamadan varolabilme gerektirir. bir "şimdi"den, diğer "şimdi" ye sörf yapmak, sadece o ana odaklanmak, subjektif zaman algısını yavaşlatır. ne farkındalık gelecekse o hâldeyken gelir zaten.
  • zihnin geçmişe veya geleceğe takılıp kaldığında oturup nefesinin akışını izlemek yoluyla geri dönülebilecek durum.

    (bkz: meditasyon)

    evet sanıldığı kadar kolay olmayabilir. kendini odaklanmaya zorlamak bir işe yaramayabilir, hatta tam tersi etki yapabilir. o anda gelen her şeyi kabul etmekle başlar buraya ve şimdiye geliş. acıysa acı, korkuysa korku, kaygıysa kaysı, sevinçse sevinç. yapılması gereken şey bunların hepsinin dalga dalga gelip içimizden geçip giden zihin ürünleri olduğunu kabul etmek ve sadece öyle durmak. evet, kolay değil, evet, ben de her zaman yapamıyorum ama yapabildiğim zamanlar var; bu nedenle olabildiğini deneyimlemiş biri olarak konuşup tavsiyede bulunabiliyorum.

    bırakılması en zor hallerden biri olan acı çekme hali için konuşayım:

    bırak, acı senin içinden geçsin ve gitsin. içinden geçen elektrik gibi, geçtiği an seni çarpsın ve sonra uzaklaşsın. bunun olmasına izin ver. bunun olmasına izin vermediğin, kaçtığın için daha çok acı çekiyorsun, üstelik korkuyu da çağırmış oluyorsun bunu yaparak. bunların hepsini yaptım. bunların hepsini bir daha yapmayacağımın garantisi yok. ama yapılması gerekenin bu olduğunu biliyorum. o anda kal ve bunun olmasına izin ver. sen izin vermedikçe katlanacak ve kesinlikle kaçamayacaksın.

    ingilizcede pain ve suffering kelimeleriyle çok güzel anlatılıyor haller arasındaki fark. pain için acı, suffering için azap diyelim, daha iyi bir karşılık bulursam değiştiririm. azap (suffering) acıdan kaçmaya çalıştığında oluşan ve kaçtığın acıdan kat kat daha büyük ve korkunç bir şey. yolculuğuna kartopu olarak başlayıp yuvarlandıkça çığa dönüşen bir şey. kaçmaya çalışmasan sadece acıyı deneyimleyeceksin ve geçip gidecek. kaçınca kendinle birlikte sürüklediğin, binbir olumsuz duyguyla karışık bir durum olan azap ortaya çıkacak ve bu bir çeşit işkence. bu işkenceyi kendi kendine yapıyor olacaksın. kaçtığın için. şu anda ve burada gerçekleşecek gelip geçici bir duygudan kaçmaya çalıştığın için.

    otur, nefesine odaklan. akışın senin bedenindeki temsilcisi nefes. istemsizce gelen ve giden bir şey. nefesinle birlikte bırak hisler de gelsin ve gitsin. hissiz ve düşüncesiz bir yere ulaşmaya çalışma; hisleri ve düşünceleri öyle kabul et, kovma, ama peşlerine de takılma. takıldığın nokta bu andan ve buradan kopup gittiğin noktadır.

    bunları kendime de hatırlattığım iyi oldu.
  • (bkz: ibnul vakt)
  • geçmişin pişmanlığı ve geleceğin kaygısını bir çuvala doldurup yüksek bir tepeden boşluğa bırakmaktır.

    insanı zamansal boyutta iki şey harap eder :geçmişi düşünerek yaşanan pişmanlık ve geleceği düşünerek duyulan kaygı. elbette her insan, geçmişteki üzücü yaşam deneyimlerini hatırladığında içi burkulur, canı yanar. ancak bu acı ve üzüntülere odaklanmak, "keşke şöyle yapsaydım, böyle etseydim" ile yaşamak ruhsal bir hastalıktır. aynı şekilde henüz gelmemiş olan gelecek için kaygı duymak, önlem almaya çalışmak ve kontrol manyağı olmak da ruhsal bir hastalıktır. kişi, gelecekte olabilecek olaylara odaklanarak ihtimaller üzerinden şimdiki hayatını yönlendirmeye çalışır, tabiki olumsuz bir yönlendirmeden bahsediyoruz.

    örnek verelim, bir iş teklifi aldınız, teklif veren şirket acil dönüş bekliyor. ancak daha iyi bir şirketten cevap beklediğiniz ve olumlu bir cevap alacağınıza inandığınız için bu teklifi reddetmek durumunda kaldınız. sonunda diğer şirket de size olumsuz bir dönüş yaptı. noldu, elde var sıfır. şimdi, siz sürekli "keşke o teklifi kabul etseydim" ile yaşarsanız, bu bir hastalık haline dönüşür. sonuç olarak, o iş artık elinizden gitti. arkasından isterseniz yıllarca yas tutun, o gün geri gelmeyecek. bunu kabul etmelisiniz. işte, geçmişe takılı kalmanın anahtar kelimesi->kabullenmek.

    aynı örnek üzerinden devam edelim. işsiz kaldınız ve bunu kabullendiniz. bu sefer de yeni bir düşmanla karşı karşıyasınız, "ben şimdi ne yapacağım?" sürekli gelecek senaryoları kurmaya başlıyorsunuz. "işsizim, ailem bana yardım ediyor. onlar da ölünce nolacak? iş bulamayacak mıyım?" vs vs. bunları düşünmek normaldir, ama bunları düşünerek geçirdiğiniz anlar günden güne artıyorsa, bununla ilgili gerçekçi olmayan felaket senaryoları yazıp çiziyor, şimdiki hayatınızı bu kötü senaryoya göre yaşıyorsanız problem var demektir. örneğin "nasıl olsa iş bulamayacağım, sevmeyip mutlu olmadığım ama hali vakti yerinde şu insanla evleneyim bari" diyorsanız baya problem var demektir. peki gelecek kaygısı için anahtar kelimemiz ne? "çaba ve güven" yani, geleceğimiz için çalışmak ve kendimize güvenmek. sonrası tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir. yani sonrasını akışına bırakırız.

    en nihayetinde, hiçbirimiz geçmişi değiştirecek ve geleceği kontrol edecek kudrette değiliz. bu yüzden "şimdi ve burada" diyoruz. "şimdi, burada yapmam gereken ne varsa onu yapacağım, geçmişi kabullenecek, geleceği elimden geleni yaptıktan sonra akışına bırakacağım. "
  • '' boş ''
  • 'şimdi’ ve ‘burada’ olmanın kederine karşı çıkmadım.

    dünyada iki kapılı bir han gibi durmanın,
    buraya böyle gelmiş olmanın,
    gecene yol açmanın, ki içinden rüzgar geçirmenin
    ne büyük güç istediğini anladım. durmanın ne büyük sabır…
    içimde yeryüzü konuştukça anlıyorum ki,
    bölünmüş bir hatırayım ben
    dünyaya dağılan.
    ve şimdi biliyorum, neden,
    yaş akıyor
    atımın sol gözünden.

    (bkz: birhan keskin)