şükela:  tümü | bugün
  • 1960 doğumlu fransız felsefe profesörü. daha önce essex, notre damme gibi üniversitelerde çalışmıştır. şu anda new school'da felsefe dersleri vermeye devam ediyor. derrida, heidegger üzerine çalışmıştır. fenomenoloji, etik, çağdaş felsefe dersleri vermektedir.
  • en son imansızların imanı eseriyle gündeme gelen ingiliz felsefe profesörü.

    http://en.wikipedia.org/wiki/simon_critchley
  • severiz kendisini..
  • imansızların imanı'nı pek beğenmesem de yine de iyiydi ama bu arkadaşın bir kıta felsefesine giriş kitabı var ki çok kötü. david west'in yazdığı kitabı okuyun bunun kitabını okuyacağınıza.
  • (bkz: futbol düşünürken aslında ne düşünürüz) adlı kitabı metis yayınlarından çıkmıştır. kitabın tanıtım yazısı şöyle "futbol pek çok şeyle yakından ilgilidir: hafıza, tarih, mekân, toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, kimlik, grupların doğası vs. aslen işbirliğine dayanır, hatta sosyalisttir; diğer taraftan açgözlülük, yozlaşma, kapitalizm ve otokrasi çukurunda var olur. bu nedenle futbolun şirketleşmiş yapısının eleştiriye tabi tutulması acil bir ihtiyaçtır. ama diğer yandan biçime daha çok odaklanan bir futbol poetikası da bir hayli elzemdir. hepimiz biliriz, hissederiz: futbolda güzellik vardır."

    simon critchley, bir futbol felsefesi yazmaya girişmiyor, oyunun bir fenomenolojisini yapmak istiyor. "işçi sınıfının balesi" futbolun önümüze bambaşka bir zaman ve mekân düzeni serişini, kimliği ve kimliksizliği sahneleyişini, seyircilerin oyuna katılımını inceliyor. futbol deneyiminin dokusuna, varoluşsal matrisine olabildiğince yaklaşarak, oyunu yepyeni bir açıdan görebilmemizi sağlayacak şekilde sözcüklerin çınlamasına olanak tanıyor:

    "bu kitabı yazarken şaşırtıcı ama hoş bir şekilde şunu keşfettim: mekân, zaman, tutku, akıl, estetik, ahlak, siyaset gibi genel konularda felsefi açıdan doğru olduğuna inandığım şeyler en çok da futbolda, hatta ancak futbolda doğruydu. bu da ya felsefe keyfe keder bir spora indirgenebilir demekti, ya da futbol dünyada insan olmanın anlamına dair kalıcı içgörülere ulaşma ayrıcalığı sağlıyordu. umarım okuru ikincisine ikna edebilirim."