şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hem ingiltere hem de dünya tarihi için önemli bir şahıstır. 2.baronlar savaşı'nda krala karşı savaşan baronlar birliğinin liderliğini yapmıştır. savaşın ardından kurulan siyasal düzen, modern parlementer sisteminin temellerini atmıştır.

    simon de montfort'un temellerini attığı lordlar ve avam kamarası, günümüzde hem ingiltere hem de (genel itibariyle)abd'nin siyasal düzenini oluşturuyor.

    magna carta'dan sonraki en önemli adımdır simon de montfort'un önderliğinde kurulan parlementer sistem.
  • aynı isimli bir dizi asilzadeden en ünlüsü ingiltere'de 13. yüzyılda demokrasinin kurucularından sayılan simon (v) de montforttur. ama hikayeyi babası simon (iv) de montfort'tan başlayarak anlatmak lazım.

    baba simon de montfort fransız asilzadelerinden biri. dindarlığıyla meşhur. fransa tarihindeki yeri katarlara karşı haçlı seferinin lideri olmasından geliyor. katarlar fransa'nın güneyinde çokçalar, kendilerini hristiyanlığın bir mezhebi olarak tanımlasalar da papa için pek öyle sayılmıyorlar çünkü tek bir tanrıya değil, bir iyi bir de kötü tanrıya inanıyorlar. muhtemelen inançları bizans veya ortadoğu kökenli. papa katarları güzellikle gerçek dine dönmeye ikna edemeyince onlara karşı bir haçlı seferi düzenliyor. güneyli asilzadeler kendi yerel halklarını kılıçtan geçirme fikrine karşılar. fransız kralı da kendi topraklarında böyle bir sefer fikrinden hoşlanmıyor ama papaya karşı da çıkamıyor. bu durumda kuzeyli bir asilzade olan baba simon haçlı seferinde lider konumuna geliyor. savaşlar oluyor, şehirler ele geçiriliyor, yağmalanıyor ve insanlar katlediliyor, ayrıca bonus olarak katarlardan yana çıkan yerel asillerin toprakları baba simon gibi saldırganlara geçiyor. baba simon artık fransa'nın en büyük toprak sahiplerinden biridir. ele geçirdiği topraklarda da katolik - katar ayrımı olmaksızın herkes katledilmiş, yahudilere de ya din değiştirirsiniz ya da canınızı alırız denmiştir. baba simon'ın hayatında güçsüzden yana çıktığı tek olay belki de gençliğinde katıldığı 4. haçlı seferi ordularının venediklilerin yönlendirmesiyle kutsal toprakları iktiredip bizans'ın elindeki istanbul'u ele geçirmesine olan muhalefeti.

    elbette su testisi su yolunda kırılıyor ve simon savaş esnasında mancınıkla atılan taşın başına isabet etmesiyle ölüyor. arkasında iki oğul ve bir kız bırakıyor. oğullardan küçük olanı bu başlığın kahramanı.

    baba simon'un annesi bir ingiliz asilzadesi ve kardeşi çocuksuz ölünce ingiltere'de kocaman bir kontluk ona miras kalıyor. fakat ingiliz kralı 3. henry kendi ülkesindeki toprakların fransız tebaalarının eline geçmesi fikrine açık değil ve bu miras transferine engel oluyor. o yüzden simon ile ağabeyi anlaşma yapıyor. ağabey fransa'da babadan kalan fransa topraklarının başına geçiyor, simon da ingiltere tabiyetine geçip orada babanneden gelen toprakları sahipleniyor, elbette kral henry'nin izniyle.

    ingiltere'ye yerleşen oğul simon, henry'ye bayağı kendini sevdiriyor. o dönemde ingiliz krallarının dili fransızca ve henry özellikle fransız gözdeleriyle meşhur bir kral. simon'a da çok iyi davranıyor, hatta baştan çıkarttığı kız kardeşiyle evlenmesine de izin veriyor. simon'ın bir derebeyi olarak ilk işlerinden biriyse kendi topraklarındaki yahudileri sürmek ve onların tüm alacaklarını iptal etmek oluyor. ikinci işi ise yüklüce bir borç alıp haberi olmaksızın kral henry'yi kefil göstermek. henry tabi çok bozuluyor öğrendiğinde. simon çareyi bir süre ortamlardan uzak kalmakta buluyor. önce haçlı seferi bahanesiyle ortadoğuda bulunsa da kayda değer bir şey yapmıyor orada. fransa'ya dönüyor, orada henry'nin yanında fransa kralı 9. louis'ye karşı savaşıyor. ondan da bir şey çıkmıyor. o ara bir henry'nin bir louis'nin yanında. bir ara henry'nin fransa'daki topraklarını da yönetiyor ama ikisinin arası hep limoni.

    1261 yılında henry oxford anlaşmasını tanımadığını ilan ediyor. bu anlaşma magna carta'nın devamı sayılabilir, asillere krala karşı bazı haklar veriyor. magna carta'yı 50 sene kadar önce zorla kabul eden de henry'nin babası john'du, onu da robin hood'un hikayesindeki kötü kral olarak biliyorsunuz, hani şu kardeşi aslan yürekli richard yokken ülkeyi tarumar eden.

    her neyse henry sözünden dönünce ülkedeki asilzadelerin çoğu kazan kaldırıyor, simon da onlara katılıyor. savaş başta iyi gidiyor, henry ve oğlu edward esir alınıyor. bu edward da sonradan kral 1. edward olan, longshanks lakaplı, braveheart'taki hain kral. neyse simon'a dönelim. başarısının sırrı hem aile geleneğine hem kendi karakterine uygun, halkı ve asilzadeleri yahudilere karşı kışkırtarak taraftar topluyor. ele geçirdikleri kasabalarda yahudileri katledip borç kayıtları tutulan defterleri yakıyorlar.

    buraya kadar simon klasik bir ortaçağ derebeyi. ne kan dökücülüğü, ne aç gözlülüğü ne kralla anlaşmazlıkları ne de diğer inançlara karşı düşmanlığı onu ilginç yapmaya yeterli. fakat kralı ve oğlunu esir aldığında ilginç bir şey yapıyor, ülkeyi yönetmek için bir parlemento topluyor. bu da ingiliz tarihinde bir ilk değil, magna carta gereğince yeni vergi koymak isteyen kral parlemento toplamak zorunda, fakat bu sefer parlemento ülkeyi toptan yönetmek için toplanmış. daha da önemlisi daha önceki parlementolara sadece asilzadeler katılırken simon bu parlementoya her kasabadan seçilmiş temsilcileri, yani sıradan halkı da davet ediyor.

    simon'ın hikayesi iyi sonla bitmiyor. önce edward hapisten kaçıyor, sonra simon'ın yanındaki asilzadeler edward'ın yanına geçiyor ve simon savaşta yenilip öldürülüyor. fakat hayatında belki de tek bir kez yaptığı bir jest tüm vahşiliğine rağmen, adını demokrasi şehitleri arasına yazdırıyor. o kadar ki onu temsil eden bir rölyef amerikan temsilciler meclisi'nin duvarını süslüyor.

    tarihte kahramanlar aramak belki de beşeri bir zaafımız.