şükela:  tümü | bugün
  • eksi sözlükte halen hakkinda hic bir sey yazilmamis olmasina son derece sasirdigim, sanat tarihinin en sanli dedikodularindan birinin bas aktrisi, bir cok venus ve madonna allegorisine figür olan, yasayan nymph, la bella simonetta.

    öncelikle asagidaki tablolardaki kadin figürlerine bakalim:
    http://tr.wikipedia.org/…e_art_project_-_edited.jpg
    http://farm3.static.flickr.com/…23_aea1866844_o.jpg
    http://en.wikipedia.org/…nna_della_melagrana_01.jpg
    http://upload.wikimedia.org/…entaure.jpg?uselang=fr
    http://upload.wikimedia.org/…iero_di_cosimo_013.jpg
    http://www.jackygallery.com/…simonetta vespucci.jpg
    http://m.cdn.blog.hu/…li_007_simonetta_vespucci.jpg
    https://manofroma.files.wordpress.com/…pt.jpg?w=610
    http://109.imagebam.com/…60/331595737/simonetta.jpg
    http://www.strangehistory.net/…3/mars-and-venus.jpg
    http://109.imagebam.com/…30532708/simonvespucci.jpg

    ozellikle uffizi'deki boticelli odalarini gezerken fark ettim ki, temalar farkli olsa da kadin figürleri birbirlerine cok benziyor. beraber gezdigim arkadasima da sordum, niye bunlar birbirlerine bu kadar cok benziyorlar diye, muhtemelen donemin trendidir diye dusunduk, bugun de mesela agzinizin suyu akarcasina baktiginiz top modeller aslinda birbirlerine bayagi benziyorlar, demek ki o zamanin guzellik kriterleri boyleydi dedik gectik. ama benzerlik artik iyice dikkatimizi cektiginden google'a dan arastirdik muzede bi mola verirken. ve gördük ki bu kadin simonetta vespucci'nin ta kendisiymis.

    simonetta icin rönesansin guzellik kralicesi diyebiliriz. yasadigi donemde hic olmazsa floransanin en guzel kadini oldugu su goturmez bir gercekmis zaten.

    cenovali simonetta, 1453'de dünyaya gelmis. 15 yasinda, floransalı ünlü kaşif amerigo vespucci'nin uzaktan kuzeni olan marco vespucci ile evlendi ve boylece floransa sosyetisine girmeyi basardi. lorenzo ve guiliano medici kardesler bile yaniklarmis simonettaya.

    sadece medici kardesler degil, butun sehir hayranmis simonetta'ya. sair politian bile onun icin, "kizgin neptün'ün kayalari dovdugu yerde, ligurya kiyisinda, venus gibi dalgalarin icinden dogdu simonetta" diye dizeler yazmis. piero di cosimo, simonetta'yı boynundaki engerek yılanıyla kraliçe kleopatra olarak resmetmis. tabi böylesi bir guzellik sandro boticelli gibi bir ustanin gozunden kacmamis, boticelli rivayet o ki simonetta'ya manyakca asik olmus.

    la giostra'ya (atli mizrak dovusu turnuvasi) giuliano medici, botticelli'nin kendisi tarafından boyanmış ve simonetta'yi athena olarak resmeden, öbür tarafinda "benzersiz" (la sans pareille) yazan bir sancakla katilmis. ve turnuvayi kazanmasiyla la bella simonetta'nin da kalbini kazanmis (hatta simonetta'da turnuvanin guzellik kralicesi unvanini kazanmis), kizcagizin kocasi muhtemelen escinseldi zaten.
    cok gecmeden, 1 sene sonra, 22 yasindayken simonetta tüberküloz yüzünden hayata veda etti.

    simonetta'ya karşı büyük bir aşk duyan botticelli, ölümünden sonraki 30 yıl boyunca da simonetta'yi eserlerine yansıtmaya anlasilan o ki, devam etti. sanat tarihinin en guzel on eserini siralasam, muhtemelen ilk beste kesin yer alacak venüs'ün doğuşu tablosundaki venüs gibi, primavera'daki birden fazla yerde, botticelli'nin cogu kadın tasviri simonetta olarak karşımıza çıkar.

    rivayeti o ki, bu ask oylesine buyuktu ki, boticelli öldügünde simonetta'nın ayakları ucuna gömülmeyi istedi. ve 34 yil sonra, 1510 yilinda öldügünde, bu isteği yerine getirildi. her ikisi de floransa'daki ognissanti kilisesinde yatiyorlar.
    https://www.pinterest.com/pin/399483429420204648/
    http://www.anamericaninitaly.com/…2/01/img_5982.jpg
    http://www.anamericaninitaly.com/…2/01/img_5982.jpg

    simonetta vespucci: o kadar güzel olmak, o kadar güzel olmak ki rönesansa ilham vermek demek.

    not: bazi tarihciler simonetta-boticelli iddialarini romantik bir sacmalik olarak degerlendiriyorlar, tarihteki bir cok sey gibi bunu da yuzde yuz kanitlamak mumkun degil. ama bunun basit bir iddiadan daha gercege yakin oldugu da kesin.
  • aslında simonetta vespucci çok iyi tanıyoruz. çünkü botticelli'nin çoğu kadın tasvirinde simonetta karşımıza çıkar. botticelli büyük bir aşkla simonetta'nın 23 yaşında tüberküloz yüzünden ölümünden sonra onu 30 yıl boyunca resmetmeye devam etti. bir rivayete göre botticelli öldükten sonra simonetta'nın yanına gömülmek istedi.ve bugün chiesa d'ognissanti kilisesinde yatıyorlar.
  • botticelli'nin aşık olduğu kadın. ayrıca venüs'ün doğuşu tablosunun venüs'ü.
  • eğer heykel öğrenmeyi düşünürken onun yanına kimseyi yaklaştırmıyor ve onun vücudundan; onun gözlerinden, ellerinden onu yeniden yaratmayı iple çekiyorsanız, onun o asırlar önce dile gelen tahtını elinden alacak gözdeniz yolda demektir.

    sanatsal etkinlikte öyle bir efsun var ki, bir ismi ne kadar şiddetle saklayıp etkinliği ona ne denli gizlice adarsanız adayın, bir meyve çekirdeğinin içine sakladığınız o ikon, meyvenin kendisine hiçbir zarar vermeden çatlayıp kırılabilir. sanki büyüklenmemenin yanında, sevinci, aşka düşmüşlüğü, kalbi saran damarların, kendilerini unutarak kalbi hatırlayışlarını ve onu delice sıkmaya başlamalarını da mütevazı yaşamak gerekmektedir. aksi hâl, dayanılır gibi değil.

    hayatında gördüğü en güzel kızı anlatabilseydi keşke... erkek, ona sahip olmanın olanağına eşitti; ne eksik ne fazla. genç françois* da, venedik'te sebep olduğu türlü rezillikler sırasında masumiyetini kaybetmiş, paris'e döndüğünde bu eşitlik bozulmuştu. artık marquis de sade ile birlikte vakit geçirecek; hatta aynı masada, giacomo casanova ile "takılacaktı". paris'te, yani bir bakıma ihtilalin ahlaksızlık laboratuvarında.

    boticelli'nin buna fırsatı olmadı. kalleş ihtilal henüz çok uzaklardaydı. hem yanıbaşında monetta' vardı ya, ihtilale ne hacetti? "güzelliğin, asalet ile bir araya gelmesi ve büyümesiydi" monetta, öyle yazacaktı dostlarından birine. diğer modellerini de anlatırdı anlatmasına, ama monetta'nın gelip şu kırmızı, işlemeli koltuğa oturması... oraya oturup kum gözlerini, büyük ahşap kapının kemerine işlenmiş kum saati figürlerine dikmesi ve akıp gidişi izleyişi... o çürüyesi derecede ataletsiz vücudun lanet olmayışı.

    en güzel kumaşları giyip hepsinin de adını bilen monetta, aynı zamanda iyi de bir yazardı. "filipepi"nin kumaş eskizlerinde da vinci'den aldığı ilhama bambaşka bir ruh kazandıran, belki de bizzat oydu. güzellik sarmaşığının, yakınında yetişen asalet, bilgelik ve belagat gibi narin çiçekleri yiyip yuttuğunu o zamanlar hepsi bilirdi. ressamın, aynı zamanda heykeltıraşın, yani yaratanın soluduğu havadaki matem, bu kör çiçekler için değilse ne içindi? atölyede de hep böyle bir hava vardı belki, kim bilir... monetta, gözlerimin önünde hep inanmakta zorluk çeken tavrıyla canlanır. hiçbir söz onu heyecanlandırmaz. asilzade adamların kokularına bile tahammül edemediğinden olsa gerek, bu kesif atölye kokusuna katlanıyordur.

    venüs'ün, üzerinde yolculuk yaptığı deniz kabuğunun bir minyatürünü, monetta'nın o kızıl gerdanındaki mor deniz kabuğu kolyesinden azat ederken, gökyüzüne yükselmiş bir çift ele benzetir boticelli. isa figürlerinin göğe yükselişine karşılık, bir deniz kabuğunun içinden kıyıya çıkan aphrodite, doğrudan uranos'un döllediği denizin köpüğünden almamış mıdır adını zaten? isa'nın, rönesans itibariyle henüz yükseldiği gökten, antik çağlarda gelen venüs, şimdi boticelli'nin yanıbaşında, gizlice, yeniden arz-ı endam etmektedir. yaşanan her bir anın nasıl da ölümlü olduğuna yakılan anıttır tütsüsü böyle anların. kokusuz, gözü göze öğreten bir duman tüter çağlar ötesinden.