şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: simulacrum)
  • usta bu nasıl bi kelimedir ya?
    üstün bir kelime olsa gerek. öyle her kelimenin son iki sessiz yanyana bitmez nede olsa. bunu söylerken insanın önce bi bismillah demesi gerek. öyle yerli yersiz de kullanılmamalı. uygun ortamda bi söylev içinde en fazla bir iki kere geçmeli bence. söyleyenin sözü kesilmemeli, söyleyene saygı gösterilmeli. ama söyleyenin baudrillard'a gelene kadar felsefe tarihini hatmettiğinden bir şüphe duyuluyorsa, bu şahsa kafa göz demeden girişmek de ahlak kuralları çerçevesindedir.
  • simüle görüntü, kopya görüntü gibi anlamları olan bu terim postmodern bir kavramdır.

    şöyle bir bakıyorum da, özellikle bu kavramla 'rahmetli baudrillard' çok fazla meşgul olmuş; hatta bu terimi kendi kavramsallaştırması denilebilecek derecede de fazla kullanmış. baudrillard, pornografik görüntülerin 'hipergerçek' yani simüle edilmiş gerçek olduğundan bahseder. aslında, pornoda görülenler gerçek bir birleşme değil fakat 'gerçek'ten de yakın bir gerçekliği var. simulakr burada devreye giriyor. yani pornografiyi 'kocaman bir yalan' haline getiren de bu oluyor. görüntüler o kadar 'gerçek' ki, izleyiciye oyuncuların sevişiyor gibi yapmadığı seviştiği izlenimi veriliyor. işte bu simulakr. işte bu yüzden aslolanı, gerçeği, hakikati göstermek değil saklamak, gizlemek gibi bir özellik kazanıyor porno. simulakr burada gerçeğe ulaşmak için değil aksine onu setretmek, yalancı bir görüntü, yalancı bir gerçeklik, gerçeklik sanrısı oluşturmak için varolan pornografi. hepsinin üstüne şunu söylemek gerekiyor demek ki, pornografi asla bize insan yaradılışından bugüne cinsellik adına gerçeklikleri, ya da gerçeği sunmadığı gibi, varsa da bu gerçekliğin üzerini örtmektedir. baudrillard'ın bakışıyla demek istiyorum ki, pornografik içeriği olmayan ama müstehcen içerikli (tabi bu tarif dar bir tanım oluyor, demek istediğim birleşmenin gösterilmediği ama ahali diliyle bir çok 'açık' sahnenin olduğu) filmlerde bir senaryo gereği, oyuncular rollerini taklit ediyorlar ama pornoda oyuncular seksi bir gösterge olarak ele alıyor ve bütün çıplaklığıyla ve gerçekliğiyle gösteriyor. biri taklit, senaryo ve rolleri üzerinden, diğeri simule edilmiş gerçek; simülakr.

    'rahmetli baudrillard', watergate skandalı üzerinden fikirlerini izah ededursun, aklıma aniden turgut özal'a düzenlenen suikast girişimi geliverdi. kartal demirağ meclis sıraları arasında takla atarken yakalandığı sırada 'rahmetli özal' sargılı parmağını göstere göstere "allah'ın verdiği canı o'ndan başkası alamaz" nevinden sözler söylemişti, yaşa var ol, hürra sesleri arasında iktidarını bir kez daha perçinlemişti.

    simulakr, paranoyakça düşüncelere hız kazandırabilecek bir terimdir.

    (bkz: kitle)
    (bkz: toplum)
    (bkz: yeni dünya düzeni)
    (bkz: the truman show)
  • (bkz: simulark)
  • basitçe anlatmak gerekirse, bir olay veya nesne varmış gibi yapmak demektir.
    matriks filmindeki gibi bir dünyaya götürür adamı.
  • görünüm, hakikâtten daha değerlidir. hakikâten.

    ve hoca nasrettin, bize bunu -13. yüzyılda- kürkü ile göstermiştir. alâkasız görünebilir.
  • simulacres et simulation'un girişinde tanımı şöyle yapılıyor: bir gerçeklik olarak algılanmak isteyen görünüm.
  • "hakikat, ortada bir hakikat bulunmadığını gizlemeye çalıştığından -simulakrların hakikati gizleme şansı yoktur".
    jb
  • augmented reality ile bir alakası var mı bilemediğim.
  • isa'nın çarmıha gerilişinin islami yorumunda da benzerine rastlanabilen olgu. islam mitolojisinde isa çarmıha gerilmemiş, allah onun yerine ispiyoncu yahuda'yı isa görünümüne sokarak çarmıha gerilmesini sağlamıştır. yahuda, isa'nın bir simulakrı, onun bire bir replikasıdır. ancak replikanın yahuda olduğunu bilmemiz görünürde hiçbir şeyi değiştirmez; çarmıha gerilen yine isa'dır. özünde, tanrı işkenceye maruz kalmaması için isa'yı korurken, düşünebileceği en iyi komplonun yahuda'yı isa yerine geçirmek olduğunu göstererek efsanedeki insani etkileri göz önüne sermektedir. isa bu olay sonrasında göğe yükseltilmiş, yani "ölmüştür". ne değişmiştir? hiçbir şey; isa'nın öldürülmesi ile yahuda'nın öldürülmesi arasında bir fark yoktur.

    islamın aynı tanrısı uhud savaşı'nda aynı özveriyi ve özeni gösteremiyor. peygamberin çenesinin yarıldığı ve dişinin kırıldığı bu savaşın şu şekilde anlatılıyor olması beni her iki konuda da en azından tutarlılık açısından tatmin ederdi:

    "uhud savaşı'nda peygamberin çenesi ebu süfyan'ın çenesi ile değiştirilmişti. o sırada peygamberin çenesi bir mağarada tek başına dinleniyordu ve tanrı katına yükseltildi."

    yine de, tutarlılık açısından tatmin etmesi bir şeyi değiştirmezdi; isa'nın ölmüş olduğu ve yarılan çenenin peygamberin vücudunun bir parçası olduğu gerçeğini.