*

  • deü sinema tv bölümünde 3. ve 4. sınıfta oğuz adanır tarafından verilen ders.
  • insanların, başkalarının aklından geçenleri anlamak için başkalarının düşüncelerine, duygularına ve davranışlarına öykünmesi.
  • batı insanının içinde yaşadığı dünyada meydana gelen vahşeti televizyonda gösterilen bir film gibi algılaması ve kanıksaması simulasyon kuramının çıkış noktasıdır. yani herşey televizyondaki gibi görüntüden ibaret ve cansızdır. tıpkı simülasyon kuramının kendisi gibi herşeyin içi boşaltılmıştır, derinlikten yoksundur.

    (bkz: aptal amerikalı)
  • ünlü düşünür jean baudrillard ile literatüre geçen kuramdır. baudrillard, gerçekliğin kapitalizm ve kitle iletişim araçları tarafından emilerek, başka bir gerçekliğe, hipergerçekliğe dönüştüğünü savunur. bu durumda gerçek olanla olmayan arasındaki ayrım kalkmıştır, bunun yerini simülasyon ve simülakrlar almıştır. simulakr taklit değildir, gerçeğin kendisidir. platon’un mağarasındaki gölgeler simulakra örnek verilebilir. baudrillard simuklar’ı simulacres et simulation kitabının girişinde şöyle tanımlar:

    "hakikat, ortada bir hakikat bulunmadığını gizlemeye çalıştığından -simulakrların hakikati gizleme şansı yoktur. simulakr hakikat demektir"

    körfez savaşının gerçekte yaşanmadığı bir simulakr olduğunu tezini de baudrillard ortaya atmıştır:
    “'savaş kan ve dehşet görüntülerinin olmadığı bir reyting oyunu haline dönüşmüştür. öyle ki, akşam işten evlerimize geldiğimizde yemeklerimizi yedikten sonra bacaklarımızı sehpaya uzatıp çaylarımızı yudumlarken, dizinin devamını seyreder gibi sakin ve o rehavetle bugün savaşta ne oldu bakalım bir dediğimiz bir duruma dönüşmüştür. acıları duyumsamadığımız, empatiden yoksun kaldığımız, iliştirilmiş (sözde) gazetecilikle gerçekleşen haberlerde haber niteliği taşıyan bir şey yoktur. artık haberler de savaşlar da sadece simülasyondur. parlayan ışıkları savaş diye seyreden bizler, savaşın çok uzağındaymış gibi gece kameralarıyla çekim yapan yeşil ekranda; koşan askerleri görürüz sadece. bu sahnelerde ölen siviller yoktur, çocuğunu kaybeden babanın ağlamasını haberci çekemez. işte bu yüzden savaşlarda gerçekliğini yitirmiş durumdadır. sadece simülasyona dönüşen ‘bu savaş’ diye izlettirilen ve izlediğimiz savaşlar söz konusudur. bizler bu simülasyona gerçek diyoruz. bizim gerçeğimiz simülasyonla yer değiştirmiş durumdadır. gerçek çoktan yerini simülasyon alanına devretmiştir.”

    göstergeler, işaretler, kodlar, sayesinde işleyen simülasyon evreni; sadece inançlarımızı, hayata karşı tutumumuzu, yaşam tarzımızı değil, en basit davranışlarımızı, günlük hayattaki tepkilerimizi bile şekillendirebilir.
  • baudrillard'da simulasyon "-mış gibi yapmak" değildir. "gerçekmiş gibi yapmak" durumunda -mış gibi'nin gönderdiği bir gerçek kabulü vardır. baudrillard'a göre bu gerçek kaybolmuştur. simulakr gerçeğin (artık hiper-gerçeğin) ta kendisidir.
  • her zaman görsellikten bahsedilir yorumlanırken en önemlisi simülasyonda dilin işlevidir.

    medya, kullandığı dilin biçimiyle kendi kendini gerçekleştirmektedir. tıpkı diğer simülasyon biçimleri gibi.