şükela:  tümü | bugün
  • 60 yaşındasın yetmedi

    120 tane cihangirde evin var yetmedi

    yalıda oturuyosun yetmedi

    reklamcı oldun o sıfatınla yetmedi

    hala yalakalık peşindesin , ne olsa yetecek sana merak ediyorum.
  • hata yapan biridir. nasıl mı? cem garipoğlu, rüzgar çetin gibi varlıklar anne baba hatasıdır. veliaht prens muamelesi yaptıkları, tüm dünyanın çocuklarının etrafında döndüğü hissini onlara veren anne baba hatası.

    ve senin oğlunun ismi cem garipoğlu'nun ismi ile aynı cümlede geçiyor sinan çetin. çünkü sen oğlunu, cem garipoğlu'nun yetiştirildiği gibi yani yediği tüm haltlarda, yaptığı tüm pisliklerde ailesinin onu kurtarmak için yanı başında olacağını bilerek yetiştirdin. doğruyu öğretmek yerine yanlıştan nasıl yırtacağını öğreterek yetiştirdin. ortaya koyduğun müthiş hata için tebrikler.
  • "yönetmen sinan çetin, televizyondan da sinemadan da bir süre uzak durmaya karar verdiğini açıkladı."
    http://www.ntvmsnbc.com/id/25291820/
    (bkz: türkiye'de güzel şeyler de oluyor)
  • cemaat'in düğün kameramanıdır.
  • merak ederdim hep; hem bu kadar kötü yönetmen olup, piyasada kimse tarafından sevilmeyip, çalıştırdığı kimseye doğru düzgün parsını ödemeyip, nasıl bu kadar gündem de kalabiliyor diye. kolay değildir çünkü akademiler açmak, cihangir'i parsellemek falan.
    arkanda sıkı dostların olmalı bunu becermek için. piyasada senin gibi onurlu işler yapan, gerçek sinema emekçilerinin kalbini çalmalısın. çalmalısın ki, onlar iki eli kanda olsa bile koşmalı senin filmlerine. ressamından müzisyenine, senaristinden ışıkçısına, setçisine. çalmalısın ama kalbini çalmalısın, emeğini değil.
    ya da daha kolayı var, bırak dost edinmeyi falan, sırtını bir hocaefendiye yaslamalısın. bunu da böyle alenen, gururla söylemelisin ki işin balı kaymağı olsun.
  • gercek zarar edenler onun çektiği filme 20 lira para verip izleyenlerdir. hiç bosuna zarar ettim demesin.
  • eeheem meeh... :)

    filmi beş para etmedi diye kırgın. kırgın, sakallı dostum.

    1) o çok sevdiği ayn rand referanslarıyla övdüğü piyasa böyle bir şey. piyasaya kızılır mı emlakçı dostum? hani insanlar bir mala rağbet göstermiyorsa bu üreticinin, arz edenin kabahatiydi? piyasa seni sevmedi demek ki. ayıp olmasa "bulgura, kömüre oyunu satanlar" nutuğunu atacaksın sandım.

    2) bir emlakçıya rağmen gene iyi iş çıkarmışsın. bugün bizim ev sahibi film çekmek istese, çekemez. çabanı takdir etmez değiliz.

    3) filmden zarar ettim diyen adamdan sinemacı olmaz. merhum ahmet uluçay hasta haliyle fakirliğinden dert yanmadan, angarya işlerle uğraşarak karpuz kabuğundan gemiler yapmak gibi bir şaheseri yaratmıştı. şikayetini duydun mu hiç? merhum, çok değerliydi bu ülkenin sineması için. ağladığını, kırıldığını duydun mu? adam sinema yapmak için yaşıyordu. yaşamak için sinema yapmak istiyorsan porno sektörü doğru bir tercihtir.

    4)mesajlı film çekmeyecekmişsin. buna en çok bizler sevindik. ki zaten verdiğin mesaj trafik işaretlerinden hallice. vermesen ne olur dostum?
  • içime bir endişe düşürdü son açıklamasıyla, şöyle ki;

    şimdi teoman müziğe ara verdi, sinan tv ve sinemaya...
    peki ya teoman sinemaya, sinan müziğe dönerse!!!!!

    allaam, bu ülkenin sabrını sınama artık...yiter ya...
  • çaptan düştükten sonra, yeni filmi için gündeme gelme çabasındaki bir garip adam...

    --- alıntı ---

    dünyanın her yerinde profesyonel askerlik var. zorunlu askerlik olur mu? adam, 'ben buraya zorla geldim' diye, sana silah sıkar.

    askere gitmek için istekli arkadaşlar var. askere giden 4 bin lira alıyor. nereden alıyorsun parayı? askere gitmeyenden. bu kadar basit. bunun için ekonomiye de ihtiyaç yok. hiç askere gitmezse 1 milyon dolar ödemeye hazır bir sürü insan var benim tanıdığım. 10 gün 500 bin dolar, 20 gün 200 bin dolar, 1 ay 100 bin dolar, 2 ay 10 bin dolar, 4 ay falan diye gidiyor. biz hesapladık 33 milyar dolar yapıyor. sonra o parayla git pkk'yı satın al. konu kapandı.

    --- alıntı ---

    bedelli askerlik sayesinde pkk'yı satın almayı falan hayal ediyor... vallahi fikirleri, ilkokul 3'e giden kuzenimin fikirleri gibi maşallah... o da bi ara kanat takıp uçmayı falan düşünüyodu, en son da kolunu kırdı ama hala uçamıyor!
  • ahmet hakan yazmış: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/…734191&yazarid=131

    unuttun mu sinan çetin

    “sevgili” sinan...

    cumhurbaşkanı abdullah gül, hindistan'a giderken uçağına seni de almış...

    allah devamına erdirsin...

    tez zamanda tayyip erdoğan bey'in uçağına da binersin inşallah...

    vatan gazetesi'ndeki fotoğrafı gördüm:

    “devlet uçağı”nda yanında eşin rebecca olduğu halde reisicumhur abdullah gül beyefendi ile pek mutlu görünüyordun...

    o mutluluk için de şöyle diyorsun:

    “ilk kez bir devlet uçağına biniyorum... ve ilk kez vatandaşını kontrol eden değil de vatandaşıyla sohbet eden bir devlet adamıyla bir yere gidiyorum.”

    * * *

    “sevgili” sinan...

    eğer hafızam, nisyan ile malul olsa idi...

    yani unutma hastalığına yakalansaydım...

    senin bu cümleni “yiyebilirdim” kardeşim...

    “vay be” derdim, “işte devlet katlarına hep uzak durmuş müdanasız bir liberalin, eyvallahsız bir aydının haklı gururu.”

    fakat gel gör ki...

    bende adamı kıl edecek denli gelişmiş bir hafıza var...

    unutmuyorum, unutamıyorum...

    hadi gel birlikte anımsayalım:

    sene 1993...

    sinan çetin bir devlet uçağındadır...

    dönemin başbakanı tansu çiller'in güneydoğu seferine gidenler arasında sinan çetin ve eşi rebecca çetin de vardır...

    anımsamaya devam:

    bu yolculuk sinan çetin açısından çok verimli geçmiştir...

    çetin, bir “devlet işi” bağlamıştır o yolculukta...

    başbakan'ın “ulusa sesleniş” konuşmalarının çekimlerini yapacaktır...

    yine anımsamaya devam:

    o gezi, sinan çetin'e bir de “unvan” kazandırmıştır:

    o artık “başbakan'ın sanat danışmanı”dır...

    * * *

    yani “sevgili” sinan, “ilk kez bir devlet uçağına biniyorum” diyorsun ya...

    bu doğru değil...

    “ilk kez vatandaşını kontrol eden değil de vatandaşıyla sohbet eden bir devlet adamıyla bir yere gidiyorum” demişsin ya...

    eğer tansu çiller, “devlet uçağı”nda sana tek ayak üstünde durma cezası vermemişse...

    bunun da biraz abartılı bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirim.

    imza: sadakati sadece yazıya olan sadakatsiz bir dost...