şükela:  tümü | bugün
  • tanzimat dönemi türk edebiyatının en renkli siması olan şinasi, roman yazmaktan, gazete çıkarmaya kadar her tür kıl yün işe burnunu sokup, çıkarmıştı.
  • ilk tiyatro eseride kendisine aittir. (bkz: sair evlenmesi)ayrıca ilk özel gazeteyide bu şahsiet çıkarmıştır (bkz: tercuman ı ahval)
  • egitiminin bir kismini paris'te yapmis, geri dondugu zaman da yapacagi en iyi isin gazetecilik oldugunu dusunerek once tercumani ahval'i, sonra da tasviri efkar'i cikarmis kisi.
  • ankarada tiyatro sahnelerinden birine adını vermiş(bkz: şinasi sahnesi)zat-ı muhterem.
  • edebiyatta ilk noktalama işaretlerini de bu böyügümüz kullanmıştır.
  • bir zamanlar şinasi ile ilgili bir şayia dolaşırdı ortalıkta: paris'te 1848 devrimi esnasında halk galeyana geldiğinde iki osmanlı genci ellerinde kocaman bir fransız bayrağı olduğu halde grubun liderliğine soyunup panteon'un kubbesine çıkmışlar ve bayrağı dikmişler. bunlardan biri sait sermedi imiş diğeri ise şinasi.
    ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. içine kapanık, yalnızlıktan hoşlanan bir adamdı benim tanıdığım zamanlarda. bu kadar değişmiş olamazdı. şinasi'nin fransa'ya ilk defa 1849'da gittiği anlaşılınca devrim-karşıtı arkadaşların alay konusu olmuştuk. allahtan namık kemal'in londra'da marx'la aynı sokakta oturduğunu keşfetmiştik. öylece susup kalmışlardı.

    1848 olayların katılmasından daha önemlisi: şinasi, paris'te lamartine, renan ve de sacy ailesinin yakınlığına mazhar olmuştu. şarkiyatçılığın zirveye yükseldiği bir dönemde "societe asiatique"e üye olmuştu. hatta de sacy'nin oğlu şinasi ile tanıştıktan sonra zaten çok kısa olan adına osmanlı türkçesinde bir ilave de getirmişti: samuel sylvestre de sacy ustazade.
  • ''koyamam kargayı bülbül yerine'' de demiş ...
  • cumhuriyet oncesi batililasma surecinde onemli bir yere sahip olan sinasi, kendi yaratici gucu ile resmi cevrelerin istekleri arasinda gelgiti fazla bir yasam surmustur..1860 da agah efendi ile beraber 'tercuman-ı ahval', 1862 yilinda ise tek basina 'tasvir-i efkar' gazetelerini cikarmistir..donemin yonetimine karsı takindigi tutum elestirilere hedef olmus, nihayetinde sultan abdulaziz'e karsi girisilen eylemlere destek vermesi meclis-i maarif teki gorevinden alinmasina neden olmustur..gazetecilik alanindaki calismalarinin yani sira, edebi ilgisini cesitli alanlara yayarak düsün alaninda ne kadar verimli biri oldugunu gostermistir..fransiz sairlerinden yaptigi ceviriler, 'sair evlenmesi' adli tek perdelik komedi oyunu, tamamlamaya omrunun yetmedigi kapsamli bir turkce sozluk, ve daha sonra ebuzziya tevfik tarafindan 'muntahabat-i tasvir-i efkar' adli yapitta toplanan makaleler...vefat ettiginde cenazesinde yedi kisi bulunmasina mani olamamistir..
  • bana "acaba simdi kendisine resit pasa* yalakasi/yardakcisi desek ayip etmis olur muyuz" sorusunu sorduran insan. hele bakin su beyitlere,

    “sensin ol fahr-i cihan-ı medeniyet ki hemân,
    ahdini vakt-i saadet bilir ebnâ-yı zaman,”

    bu beyitteki "fahr-i cihan" ve "vakt-i saadet"e dikkat cekmek isterim. sinasi efendi, resit pasa'yi peygamber mesabesinde goruyor ve pozisyonunu oyle ifade ediyor.

    bi de suna bakalim,

    “acep midir medeniyyet resulü dense sana
    vücûd-u mucizin eyler taassubu tahzir”

    sinasi efendi burada da gorulecegi uzere isin bokunu cikariyor. daha fazla yoruma ne hacet!

    kendisine topragi bol olsun diyoruz*