şükela:  tümü | bugün
  • ankara'da devlet tiyatrolarına ait bir salon. akün sinemasının hemen arkasındadır; girişi tunus caddesindendir.
  • eski çağdaş sahne.. büyük tiyatro'dan sonra dt'nin ankara'daki en iyi sahnesi denebilir, ki bu yüzden olsa gerek, iyi rejisörlerin iyi oyunları şinasi'de sahnelenir. (bkz: azizname)
  • hayatımda gittiğim en dar koltuk aralarına sahip salon. resmen iki büklüm oldum oturabilmek için. ama ışık, ses gibi beklentilerinizi kesinlikle karşılıyor.
  • akün tiyatrosunun arkasındaki sokakta ve yine akün'ün tam tersine koltukları yere çok fazla paralel tiyatro salonudur.

    http://maps.google.com/…889,0.066151&num=1&t=h&z=19
  • dün akşam ankara'da okuyan öğrencilerin buluşma noktasıydı sanırım. kampüs ve ösym sınavları dışında bu kadar çok/farklı okuldan öğrenciyi bir arada bulabileceğimiz nadir yerlerden biriymiş demek devlet tiyatroları.

    (hafta sonu gittiğimde genelde orta yaş ve üstü ile karşılaşıyorum da. şaşırdım birden)
  • “akün ve şinasi sahnesi satılıyor. kentten bir bellek daha silinmeye çalışılıyor

    her iki sahnede yaşamımız var anılarımız var, sanatla kurulmuş bağlarımız var.

    bağlarımızı kopartmaya çalışanlar bilmeliler ki,

    sanat merkezine

    “satıcılar ve alıcılar giremez”

    akün ve şinasi ranta kurban edilemez.

    akün ve şinasi sahnesine sahip çıkmak için 14 mart 2013 tarihinde saat 12.30 da

    atatürk bulvarı akün sahnesi önünde akün ve şinasi sahnesine sarılıyoruz.

    herkesi sanata “sarılmaya davet ediyoruz””

    ----başkent dayanışması
  • (bkz: akün sahnesi)yle beraber, 10 gün önce, gizlice satıldığı söylenen, ankaranın en önemli tiyatro sahnelerinden biri. ilgili haber

    ne isteniyor sanattan, bıkmadılar mı anlamıyorum. sinirliyim.
  • ankara'nın tarihidir. mükemmel bir tiyatro salonudur.
    satılmıştır.

    bu ülkedeki herkes ve her şey gibi...
  • çocukluğumda annemin kolumdan tutup götürdüğü sahne.
    ben çok şanslı bi çocuktum, beni daha çok küçükken tiyatroyla tanıştıran bi ailem olduğu için. üstünde küçücük kaldığım koltuklarında oturup, gıkımı çıkarmadan izlediğim çocuk oyunları. bi çocuğun sessizce oturması ne kadar zor tahmin edersiniz, ama gözlerimi ayırmadan izlerdim salondaki tüm çocuklar gibi.
    bazı mekanlar vardır, gördüğünüzde saygı duyarsınız. sadece insanlara duyulmaz o saygı. ben ankara'da tunus caddesi'nde hangi halet i ruhiye içinde olursam olayım, şinasi sahnesi önünden geçerken hissettiğim saygıdır. sanki geçerken içimden selam veririm. ankara'da belki de çocukluğumu geçirdiğim için, böyle önünden geçerken saygı hissettiğim çok mekan var. belki de bu mekanlardır, denizi olmayan her fırsatta çamur atılan gri,soğuk ankara'yı ne olursa olsun bize sevdiren,laf ettirmeyen.

    şimdi çocukluğumun bir parçası olan o sahne satılmış.. ilerde nasip olur da bir gün ben de anne olursam, ben çocuklarımı o sahneye götüremeyeceğim demek bu. kendi yaşadığım çocukluğu,kendi çocuklarıma yaşatamayacağım. şimdi söyleyin bana o zaman, ne anlamı kaldı?