şükela:  tümü | bugün
  • hiyerarşik bir hayat ortamında üste yalakalığın arttığı zamanların insan çeşidi. bu tip kişiler(çoğunlukla) sanki 5-6 sene önce bizim oturduğumuz sıralarda sınavlarda eziyet çekmemiş veya o sınav eziyetlerinin acısını çıkarır gibi biz öğrenci milletine karşı sınavlarda son derece cin olmaktadırlar. belki anormal bir durum ama bu durum beni deli etmekte aynı zamanda kendi içimde bir çelişkiye sürüklemektedir. bu tip kişiler sınavlarda asistanı oldukları hocalardan nasıl olur da bu kadar daha dikkatli olmayı başarabilmektedirler. "sağa sola bakma, ağzını oynatma, kağıdını kaldır sırada birşeyler yazıyor, kalk oradan çok kıpırdadın" gibisinden cümleler sırf bu yalakalık ve acısını çıkarma gazıyla mı ağızlardan dökülmektedir? "arkadaşlar 50 dakikanız kaldı, arkadaşlar 40 dakikanız kaldı" gibisinden cümleler 40-50 dakika sonra kağıdınıza bakıp kıs kıs güleceğim niyetiyle mi söylenmektedir? madem o kadar daha süremiz var ne diye belirtme ihtiyacı hissederler süreyi? hocalar sınavlarda asistanlarının başında durmadıktan sonra yalakalığa ne hacet? hayır hayır...bir sınavda mutlaka çözeceğim bu araştırma görevlilerindeki negatif enerji yayma dağılımının kaynağını.
  • buyuk ihtimalle o gun islerinin ortasinda profesorleri tarafindan "su sinava gidiyorsun genc" seklinde durtulduklerinden olsa gerek, sinirlilerdir. ayrica bir cogu icin o sinav bittikten sonra sinavlari okuma ritueli baslayacagindan olsa gerek, pmsli gibi dolasirlar.
  • ogrenciligin ne bok oldugunu bilen, ogrenciyi anlayan kisiler. yurdum insaninin hak etmedigi bir seyi alma ihtiyacinin farkinda olan, durustce isini yapmaya calisan ogrenciler. kopya cekmek gibi populer hazira konma * tekniklerini kendileri de bu yollardan gectikleri ve etraflarindaki kisilerden gordukleri icin hazir ve nazir olan cefakar asistanlar.

    ogrencilerin kaale almamak icin firsat kolladigi ve saygi gostermekte direttigi sorumluluklari icin kat be kat kasilmak zorunda kalan grup.
  • sınavdan önce ben kopya çektirtmem ,yakalarım, yakarım diye ahkam keserek beni hırslandırmış ders çalışmayı bırakıp kopya hazırlama moduna sokan tiplerdir.ben bunların çocukluğunu da bilirim çocukken çatır çatır kopya çekerlerdi.adam oldular ya.
  • gozetmenlik yaparken, arkadaslari, dostlari olan ogrencilerle de takisan kisiler. bir kavram olarak profesyonelligi ozumseyememis dimaglarda, "oglum yedigimiz ictigimiz ayri degil, goz yumsana kopya cekelim" esintisi olustururlar. adam gibi olanlari, kendi dostlarina bile "bi siktir git sana da imtiyaz yok" diyebilecek karakterde olanlardir.
  • bunları genelde üçe ayırabiliriz. gayet tatlı insanlarken sınavda sapıtanlar, zaten hep nemrut olanlar ve sınav sırasında da şirinliğini bozamayıp kopya çekilmesine engel olamayanlar. son 2 gruba insan o kadar şaşırmaz ama birinci grup insanın sinirini cidden zorlar.
    bir de bu insanları ilk defa sınav sırasında görüyorsanız hemen notunu verip, "ne pis bünyeymişsin kardeşim, hoca yapmıyor senin yaptığını!!" diyebilirsiniz. bizde vardı böyle bir asistan işte. uzun zaman sonra sınıfın topluca bulunduğu bir ortamda aslında çok tatlı bir insan olduğu farketmiştik. en sonunda dayanamayıp biri şaşkınlığımızı kendisiyle paylaştığındaysa, "sınava girmeden hemen önce bir zil çalıyor sanki. ben de ne olduğunu bilmeden bu hale geliyorum" yanıtını almıştık. bu olaydan sonra bi daha hiçbir sınava gelmedi nedense.
  • bu kimseler yaş olarak üniversite öğrencilerine genellikle yakın olduklarından kendilerini kesmek ve bilumum şekilde yavşamak suretiyle sınavlarda küçük kopya girişimlerini göz ardı etmeleri sağlanabilmektedir. biraz yorucu ama işe yarayan bir taktiktir.
  • sinav sirasinda yeterince sert davranmazlarsa, hani o "tatlilarin tatlisi", "asistani kadar sert olmayan", "yumusak kalpli", "tonton" hocanin, sinavdan sonra agizlarina sicacagini bilen, bu yüzden okkanin altina girmemeye calisan arastirma görevlileridir.
  • gelecekte ne olacaklarıyla ilgili çok detaylı ön bilgiyi sınav süresince veren insanlardır.
  • içki sofrasına gelince pür idealist, hak hukuk savunucusu her boku bilen, ama iş sınava gelince kopya çekmeyi kendilerine verilmiş bir hak sanan, hatta buna göz yumulmamasını aklı dimağı almayan kimi sözlük veletleri açısından katranla tavuk tüyüne bulanası rezilliktedir bu araştırma görevlilerimiz...

    araştırma görevlisinin daha görev tanımının bile ne olduğunu bilmeyen bu yavrucaklarımız atar tutarlar kendileri hakkında, nasıl hoca olamadıkları, nasıl adam olamadıkları, sanki kendilerine madalya verileceği vs. konusunda...

    halbuki günah keçisidir araştırma görevlileri.. kadro eksikliği yüzünden özellikle uyduruk vakıf üniversitelerinde 14 günlük final döneminde bir araştırma görevlisine cumartesi, pazar dahil 20 gözetmenlik görevi geldiği olur...

    ben sınava giderken öğrencinin konsantrasyonu bozulmasın diye altı lastik ayakkabı giyen abiler, ablalar tanıdım.. ama en iyi niyetli, en sakin yaradılışlı gözetmenin bile saatler boyunca ayakta kalınca, sinirleri bozulur.. daha az toleranslı olur.. üstelik çoğu zaman dersin hocasının cesaret edemediği pis işleri yüklenir, kopya yakalamak, disiplini sağlamak gibi.. ha bu işleri dersin hocası neden yapmaz? çünkü dönem içinde fazla yüz göz olmuştur öğrencisiyle.. aman öğrenci olumlu rapor versin bir yıl daha iş garantisi olsun diye hoca öğrenciyle iyi geçinmeyi tercih eder ama herhangi bir kopya durumunda ise, araştırma görevlisinin canına okur...

    haa eğer gözetmen, sınav sırasında cep telefonuyla konuşuyor, anahtarlarını şakırdatıyor, bir şekilde konsantrasyonunuzu bozuyorsa, çok haklısınız gıcık olmakta... hatta uyarmanız bile gerekir kendisini..

    ama eğer gözetmen başınızda durmuş, kopya çekmenizi engellemiş, okulunuzu uzatmanıza sebep olmuşsa, bi siktirin gidin memlekete böyle üniversite mezunu lazım değil...