şükela:  tümü | bugün
  • nadir de olsa her okulda bulunabilen rafine hocalardır.genelde pek önemsenmeyen derslerin sınavlarında kopya verebilirler.bireysel olarak söyleyebildikeri gibi, tüm sınıfa birden de söyleyebilirler.bazen de şifreli kopya verirler.
    ancak üniversitede toplu kopya vermezler.aralarının iyi olduğu öğrencilerin yanına gidip fısıldaşırlar ki bu da diğer öğrencileri çileden çıkarır.

    lisede felsefe yazılısında yaşadığım bir diyalog:

    - hocam 7.soru nası yaa?
    - bişey diyemem
    - nası yani
    - diyemem
    - ama hocam
    - evladım ben sana diyeceğimi dedim başka bişey demeyeceğim (d'leri vurgulayarak)

    yandaki " lan salak d şıkkıymış işte"
  • başka hocanın sınavına gözetmen olarak gelenlerden de bazen randıman alınabilir.
    dersi kendisi vermediği için cevapları bilme şansı yoktur, ancak sınıftaki ineklerin kağıdına bakıp cevap verebilirler.özellikle bu gruptakiler okulda çok sevilirler.
  • kopyayı sebil vermeyip, puan karşılığı satanı da vardır, ama o da makbuldür.
    ulan şu formülü bi hatırlayabilseydim kesin yapıyodum bu soruyu diyen öğrenci elini kaldırır, istediği formülü söyler, hoca da kağıdın üzerine -5, -10 herneyse ederi, yazıp formülü de kağıdınıza not edip gider. çok severim bu adamları, hem öğrenciye yardımcı olur, hem akılcı hem de adildir. ayağımız alışsın pazarlığına çok kızar bu adamlar ve fekat.
  • hukuk fakultesinde de var olan hoca tipidir. ancak sayıca elbette azdırlar. bu hocanın bir vizesi sırasında asistanı ile şöyle bir diyalog yaşanmıştır:
    öğrenci: hocam, şimdi burada ayıp hükümlerini mi uygulayacağım yoksa tüketici kanunu hükümlerini mi?
    kopya vermek istemeyen gıcık asistan: iyi de buna cevap veremem, sorunun cevabını vermiş olurum. cık, cık, cık....
    kopya vermek istemeyen gıcık asistan öğrenciyi davranışından ötürü kınar ve uzaklaşırken, öğrenci arkasından seslenir.
    öğrenci: (dersin hocasını kastederek) x hoca dolaşacak di mi amfileri?
    k.v.i.g.a.: !!!?????
    bu sırada iyi ve sevilen hoca gelir amfiye, açıkgöz öğrenci hocayı çağırır, hoca gelir ve öğrencinin sorusuna cevap verir. çok tatlı ve iyi niyetli şeker gibi hocadır ne de olsa.
  • sınavın sonuna kadar bekleyen ve bir türlü işin içinden çıkamayan parlak öğrencilere yardımcı olan hocalardır bunlar. küçük ipuçları verenler de vardır: "formülü kontrol et", soruyu yapamayan öğrenciye sitem edenler de vardır: "ah kalbimi kırıyorsun ama, o soru öyle mi yapılır, tekrar düşün". bunun haricinde artık dayanamayıp, "kızım iyice baksana şuna, ver şu kalemi" diyip soruyu çözenler bile vardır. kopya vermeye meyilli hocalar genelde öğrencinin her sorduğuna hemen hemen cevap verir, bu fırsat iyi değerlendirilmelidir.
    kopyadan yararlanmak için yapılacak en akıllıca şey, "hocam şu soruya bi baksanız, doğru mu?" taktiğidir. ya güler -bu doğruya işarettir- ya da ipucu verir.
  • en asil duygunun insanıdır diyen her insanı turgut özal gençliği diye yargılayıp içten içtene küfür etmemi sağlayan insanlardır, nasıl bizim memurumuz işini biliyorsa bu insanlar sayesinde öğrenciler de işlerini bilmeyi öğrenirler
    bence ilgi düşkünü insanlardır, yıllıklara yazılan ne kadar kebap hocaydı, şöyle severdik, böyle yalardık, çok kafaydı dolaylı yalamalarla yaşarlar, belki öğrencilere ulaşma yetenekleri vardır, yararlı olabilirler, tam emin değilim belki yöntemleri böyledir, ama emin olduğum tek şey var görevlerini kötüye kullanıyorlar.
  • zaman zaman iyilik yapıyım derken saçmalayan hocadır.

    deli gibi çalışılmış bir vize sınavında gözetmen olarak karşınıza sevdiğiniz saydığınız asistan hocalardan biri çıkar. e tanışıyorsunuz ya gelir göz ucuyla bakar, ne yapmışsınız ne etmişsiniz, iyi mi gidiyor kötü mü, doğru mu yanlış mı ...
    ama bir değil, iki değil, üç değil, yüz defa gelir geçer bakar size, belli ki birşeyler ima etmeye çalışıyordur. siz de anlamazsınız ne diyo ki bu diye ilk başta. sonra artık dayanamaz ve açık açık :

    -bak şu soruya dikkat et yanlış giden birşeyler var ...

    bakarsınız soruya bir daha, bir de cevaba; "allah allah nasıl olur yahu, ben çalıştım sular seller gibi bu konuya, doğru olması lazım , ama yoksa??..." şeklinde içinizi bir kurt kemirmeye başlar. delirirsiniz, okuduğunuz o yüzlerce sayfa, o insan isimleri, tarihler ,formüller vs. hepsini bir anda aklınızdan geçirmeye çalışırsınız ... ne de olsa hoca diyor yanlış diye, bir bildiği vardır ya, haklıdır ya. ne yapıp edip, sırf o söyledi diye konuyla yakından uzaktan alakası olmayan ama ben değiştiriyim belki tutar zihniyetiyle karalarsınız yeni birşeyler ve teslim edersiniz kağıdı.

    sınavın sonu geldiğinde ilk iş kitabı açıp kontrol etmektir cevabı, bir bakarsınız ki ilk yaptığınız doğruymuş, hoca sizi yanlış yönlendirmiş, e o da bir insan nihayetinde hata yapabilir ya...

    hemen gidilir apar topar hocaya:

    -hocam naptınız, gitti puanlar!!!!
    -aa nası olur, bakıyım (kitaba bakar)..... aaaa cidden seninki doğruymuş...
    -!^!+^+%&/&(&)/)
    -çok üzgünüm canım ya, söz bir sonraki sınavda sana fazladan 10 puan vericem...
    -!+^%%/&!^!^+

    ya işte böyle, siz siz olun kopya mopya almayın, yanarsınız neme lazım...
  • dönem sonunda not istemeye gelen öğrencilerle uğraşmak istemeyen hocadır.
  • (bkz: tanıdık)
  • muhtemelen balık burcudur.