şükela:  tümü | bugün
  • tanrıya isyan eden ve sonucunda cennetten kovulan şeytana yakıştırılan adlardan biri. bununla birlikte kutsal kitaplarda geçen bu anlatının tarihi bir arketip olması olasılığı var. eski mezopotamya halklarında özellikle sümer ve babilde halk için kullanılan sözcüklerden biri de sinek. asillerden olmayan, o zamanın karakafalarına, aşağı görülen pis halka sinekler deniyor. buradan yola çıkarak sineklerin tanrısı denen kişinin, halkın arasından yükselen ve onları asillere karşı isyana sürükleyen bir kişi olması mümkün. halkı tanrı-krala karşı kışkırttığı için ülkeden kovulan, bir ihtimal yandaşlarıyla birlikte ülkeden çıkarılan bu sineklerin tanrısı, sonradan din kitaplarına girecek bir metnin ilk örneğini teşkil ediyor olabilir.
  • 1963 ingiltere yapımı başarılı ve kült bir filmdir. nobel ödüllü ingiliz edebiyatçı william golding'in 1954 tarihinde yazdığı aynı adlı çok satan romanından sinemaya aktarılmıştır. bana göre insan davranışları bilimiyle ilgilenen ya da "toplum içinde yaşayan insanın davranışlarının nelere göre şekillendiğini" öğrenmek isteyen herkesin izlemesi gereken bir filmdir. tabii bu film üstünkörü vakit geçirmek için izlenecek filmlerden değil. karakterler analiz edilmeli ve film içindeki davranışları ona göre değerlendirilmeli ve bunların bugünkü insan davranışları ile benzerlikleri bulunmaya çalışılmalıdır. film o zaman anlam kazanmaya başlayacaktır. diğer türlü "çekim kalitesi, sürükleyicilik, zamanın teknolojisini kullanış biçimi" tarzı bir kritik ile vasat kalabilir ki filmin amacının bu yönde olduğunu hiç düşünmüyorum. (bkz: 12 angry men) gibi tamamen 1 odada geçen ama alt metninin zengin olduğu filmler arasındadır ve kesinlikle bu bağlamda değerlendirilmelidir.
  • henüz bitirdiğim kitap.alegoriyi sevenler için tam başucu kitabı.bir şey var . eğer kitap üzerine düşünmek istiyorsanız bunu sonsöz ü okumadan yapın zira mina urgan şahane bir son söz yazmış.kaldı ki mina urgan'ın bunu önsözde de yaptığı olurmuş.
  • --- spoiler ---

    maskeler altında benliğini ve otokontrolünü yitirerek bilinç altındaki baskın kötü kişiliğe bürünüp, vicdanen hiç bir sorumluluk hissetmemek.

    --- spoiler ---
  • ilk başlarda saçma ve anlamsız bulduğum ama verilmek istenen bir kaç mesajı anlayabildikten sonra hoşuma giden, ve bence nobel edebiyat ödülünü almayı hak etmiş kitap.

    bu arada, adamsın simon!
  • ilginç bir roman. pek çok anlamda okumaya açık.
    ancak ben en çok mina urgan'in kitabın son bölümünde değindiği bakış açısını, yani bu romanı the coral ısland romanının karşı tezi olarak düşünmeyi sevdim.

    biliyorsunuz mercan adası (the coral ısland) isimli romanda adada yaşayan çocuklar müthiş(!) ingiliz medeniyetinin bir benzerini kurup, çok mutlu bir şekilde yaşıyorlardı.

    bana kalırsa sineklerin tanrısı, insana özellikle de erkeğe, çok daha gerçekçi bir şekilde bakan bir roman. insan ruhunun vahşi yanını sınırlayan dış etkenler ortadan kalktığında cenneti deği ama ve ancak cehennemi yaratacak insana daha korkusuz bakıyor.
    kendilerini doğululara göre daha medeni bulan batılı devletlerin, medeniyetlerini tanımlayan otorite ve dış etkenler olmadığındaki vahşi halleri ile (yani sömürge devletlerindeki gücün yegane sahibi-acımasız- yok edici-itaat ve hizmetle beslenen halleri ) yan yanana tahayyül etmek gibi bir şey bu romanı okumak.
  • aptal bir küçük oğlansın sen." dedi sineklerin tanrısı. "cahil ve aptal bir küçük oğlandan başka bir şey değilsin."
    simon, ağzında şişen dilini oynattı; ama bir şey söyleyemedi.

    "öyle değil mi?" diye sordu sineklerin tanrısı. "aptal bir küçük oğlandan başka bir şey değilsin."
    simon, aynı sessizlikle karşıladı bu soruyu.

    "peki öyleyse" dedi sineklerin tanrısı. "koşup ötekilerle oynasan daha iyi olur. onlar kafadan çatlak sanıyorlar seni. ralph'ın seni kafadan çatlak sanmasını istemezsin, değil mi? sen ralph'ı çok seversin, değil mi? domuzcuğu da, jack'i de?"

    simon başını hafif kaldırmıştı. gözlerini ayıramıyordu sineklerin tanrısı'ndan ve sineklerin tanrısı gözlerinin önünde boşlukta asılıydı.

    "ne yapıyorsun burada, tek başına? korkmuyor musun benden?"
    simon titredi.

    "sana yardım edecek kimse yok. ben varım ancak. bense canavarım."
    simon, ağzını zorla kımıldattı; ancak duyulabilecek bir söz söyledi:
    "bir değneğe takılmış domuz başı."

    baş, "canavarın avlanıp öldürülebilecek bir şey olduğunu sanmak da nereden aklınıza geldi?" dedi.

    ormanda ve simon'ın belli belirsiz görebildiği başka yerlerde, bir kahkahanın gülünç taklidi çınladı bir iki saniye.
    "sen biliyordun, değil mi? sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun? sizlere öyle yakın, öyle yakın, öyle yakınım ki! her şeyin bozuk gitmesinin nedeniyim ben. bunu biliyorsun, değil mi?"
    kahkaha yeniden ürperircesine çınladı.

    "haydi" dedi sineklerin tanrısı; "ötekilerin yanına git de unutalım bu olup bitenleri."

    simon'ın başı boşlukta sallanmaktaydı. değneğe takılı rezil şeye özenircesine gözleri yarı kapalıydı. bir nöbet geçireceğini biliyordu. sineklerin tanrısı bir balon gibi şişiyordu.

    "gülünç bir şey bu. oraya gitsen de gene ancak benimle karşılaşacağını pekala biliyorsun. onun için kaçmaya kalkma!"
    simon'ın bedeni bir yay gibi gerilmiş, kaskatı kesilmişti. sineklerin tanrısı, bir öğretmen sesiyle konuştu:
    "yeterince ileri gitti bu iş. benim zavallı yolunu şaşırmış çocuğum, benden daha mı iyi bileceksin yoksa?"
    bir duraklama oldu.

    "haberin olsun öfkeleneceğim. anladın mı? seni istemiyorlar. anladın mı? biz eğleneceğiz bu adada. anladın mı? biz eğleneceğiz bu adada. onun için, bir haltlar çevirmeye kalkma, benim zavallı yolunu şaşırmış çocuğum, yoksa.."

    simon, koskocaman bir ağzın içine bakar buldu kendini. bu ağzın içinde bir karanlık vardı, yayılan bir karanlık.
    "yoksa" dedi sineklerin tanrısı, "seni yok ederiz. anladın mı? jack, roger, maurice, robert, bill, domuzcuk ve ralph. yok ederiz. anladın mı?"

    simon ağzın içindeydi. düştü, bayıldı.

    william golding
  • -s!-
    *hergangi bir toplulukta otorite ve kurallar olusturma istegi.
    *kurallarin ve otoritenin yaninda portleyen muhalefetin otoriteyi ele gecirmekten baska bir halte yaramadigi.
    *kisinin dogustan gelen siddet egilimi.
    *"hayvanlasma" soyleminin aslinda "insanlasma" oldugu.

    -s!-
  • konusu ilgi çekici olan ama anlatımı ve betimlemeleri aşırı bunaltan kitap. betimlemeleri hızlı geçiyorum yoksa kitabı yakıp atacağım. mina urgan'ın çevirisi de çok fena. "üç yard uzunluğundaki bilmem ne, beş ayak uzunluğundaki zart zurt". yahu çevirinin ilk kuralı nedir? hedef dilde olmayan ölçü birimini, hedef dildeki birime uyarlamaktır!
  • --- spoiler ---

    ralph orada, karanlıkta yatarken, toplumun dışına atıldığını anladı.
    "aklım başımdaydı da ondan."

    --- spoiler ---