şükela:  tümü | bugün
  • sinemayı hayatına bir renk, bir anlam katan soluk ya da kimi zaman kendinden uzaklaşıp hayalleri ile baş başa kalmasına kapı aralayacak bir sığınak olarak gören ve yaşamının içini dolduran unsurlardan biri yaparak sinemayı, yaşadığı dünyaya paralel farklı dünyalara açılan bir pencere olarak kabul edip onda kendini bulan, onun var edilen eserlerinde işlenen hayatları yaşayan,

    kimi zaman; solgun yüzlü bir aşk insanına dönüşüp yitip giden sevgilinin ardından yalnızlığa demir atan bir adam ya da kadının çaresizliğini paylaşan,

    kimi zaman; iki sevgilinin birlikte atan kalplerinin kulaktaki uğultusunu perdeden çekip alarak kendi kulaklarıyla duyup o atan kalplerin atışını kendi kalbinin atışıyla sarmalayan,

    kimi zaman; acıya boğulmuş bir karakterin perdeye yansıyan haykırışlarına gözyaşları ile ortak olup o film karakterinin düştüğü boşluğa kendini de katan, bazen kendi acılarının seyrettiği filmdeki acılarla ne kadar bir olduğunu gören ve yedinci sanatın insanı özne olarak alıp insan üzerine temellenerek yükselttiği yapıtlarına aşık olan,

    kimi zaman; içinde yer eden korkuları perdeye yansıyan korkularla birlikte yaşayan ve bir yerde ürkek bakışlar ile filmdeki karakterin huzursuz ruh halini yaşayıp ansızın beliren suret ile tıpkı film kahramanının sarsıldığı gibi sarsılıp içten içe yanıp tutuşan,

    yani sinemaya gerçek hayatın kurgusal ama birebir aktarışı olarak bakan ve kendini, film karelerine sinen duygulara eş duygusal kavrayışlar ile yaşamın bir bütün olarak o kavrayışların içinde var olması akabinde, tanık olduğu film karelerindeki karakterler ile özdeşleştiren,

    sinemayı tıpkı soluk alıp vermek ve kalp ağrısı çekmek gibi hisseden ve onu içselleştiren, bazen başa gelen sevdanın yürekte yarattığı coşkun çağlayanlar oldurarak özümseyen ve hayatın renklerinden, seslerinden, dokularından ve suretlerinden biri yapan ve onu yaşayıp yaşatan bireyin sarf ettiği sözdür.