şükela:  tümü | bugün
  • yonetmenler, yapimcilar, oyuncular, kameralar, teknik ekipler, dagitimci firmalar, sinema salonlari ve izleyicilerden olusan sanatsal ve ticari uretim - tuketim alani*.
  • ülkelerin tanıtımında, siyasal, sosyal ve kültürel etkileri itibariyle büyük bir öneme sahip sektör. ayrıca ekonomik açıdan bakıldığında hizmet sektörü içinde yer almasıyla istihdama, döviz girdisi sağlamasıyla da dış ticaret dengesine sağlam katkılarda bulunan sektördür. aklı başında ülkelerin bu sektöre neden bu kadar önem verdiğinin altında yatan nedenler de bunlardır. özellikle abd'de silah ve ilaç sanayi ile birlikte 3. sırada olan sektördür.
  • türkiye de çok ama çok fazla sorunu olmasının yanında bir sektör olup olmadığı son derece tartışmalı olan kavram. şimdi bu konuyu biraz açalım;

    + türkiye de bir sinema filmi çekmek için para ayırabilecek insan sayısı pek de fazla değildir ve bunlar tekelciliğin getirdiği özgüven ile son derece amatördürler.
    + türkiye de bir sinema filmi çekmek için para ayırabilecek insanları eli yüzü düzgün projeler ile ikna edebilecek insan sayısı da pek fazla değildir ve bu kişiler malesef yaratıcılıktan da yoksundurlar.
    + türkiye de bir sinema filmi çekmek için gereken teknik eleman ve alet edevat da azdır ve üstelik varolanların kalitesi de son derece tartışmalıdır.
    + türkiye de bir sinema filmi izlemek için para ayırabilecek insan sayısı nüfusa oranla azdır. 70 milyon nüfustan bugüne kadar en çok seyirci çeken film 4 milyondur * ve ortalamanın çok ama çok üzerindedir ekstremdir.
    + türkiye de bir sinema filmi çekmek istediğinizde devlet ve pek çok özel kurum elinden gelen her türlü problemi karşınıza çıkarır.

    burda taraf olan kişileri ele alırsak amatör yapımcılar, yaratıcılıktan yoksun yönetnmen ve senaristler, beceriksiz kamera arkası insanları, bilinçsiz ve talepkar olmayan seyirci ve tüm bunlar ile uzaktan yakından alakası olmayan kültür bakanlığı ile türkiye de sinema bir sektör olmaktan hele bir de üzerine endüstri olmaktan çok ama çok uzaktır.

    ayrıca

    (bkz: #12698260)
    (bkz: #12698240)
    (bkz: #12698223)
  • türkiyede nasıl bir şey olduğunu (olmadığını) bir sinema öğrencisinin kişisel iletisinden öğrenebilirsiniz. " koskoca sınav dersanesinde kadrolu çalışan geometri hocam bile bu yaştan sonra bizim sinema sektörüne girdi... "
  • tarihe damgasını vurmuş filmlerin yapımında emeği geçen kişileri düşündükçe içim burkuluyor. bu kişi yönetmen, senarist, aktör, aktris, kameraman, ışıkçı v.b. olsun farketmez. sonuçta o kişi filmin nasıl yapıldığını görmüş, asla benim gördüğümü göremeyecek, benim aldığım tadı alamayacak. yeşil perde üzerinde çekilmiş sahneleri ben hayran gözlerle izlerken o "hmm bu sahnede maykıl çok hayvanlık yapmıştı" diye düşünecek. zaten adam filmin sonunu ve hatta her sahnesini biliyor, ne kadar zevk alabilir ki?

    bu hislerim back to the future izlerken tavan yapıyor. kendimi zaman zaman johnny b. goode çalan marty mcfly'ın yerine, bazen de doc.'un yerine koyuyorum; ah diyorum ne muhteşem. ama kendileri bunu yapamıyor. onlar için o hayal filmle birlikte bitti. çektikleri filmi izlerken veya öncesinde-sonrasında bir ömür gurur duyarlar, duysunlar da ama her zaman o filmi izleyememenin noksanlığını yaşayacaklarını düşünüyorum.

    aynı şeyler terminator için de geçerli. filmi izleyen kişi kendini kaptırıp olayları resmen yaşayabilir ama arnold amcamız ne yapsın? biz izlerken etrafta vızır vızır uçan mekanik böcekleri, yerde sürünerek insan kovalayan t800'leri görüyoruz ama arnold görse görse gençliğini görüp "piiii eskiden neymişim lan" der.
  • turkiye de hala olusamamis ve sanki olusmasi engellenen bir sektor.yuksel aytug,mesut yar ,hincal uluc gibi adamlarin prim yaptiklari bu ulkede hala onlarin yazilarina gore seyirci film seciminde bulunuyorsa hersey bastan cokmus demektir.tabi ki bu adamlarin varligi degildir sadece sinema sektorunun varolusuna engel olan.sinemanin hala bir sanat dali oldugunu kabul etmeyen bir toplumuz ve bu toplumun yuzde 50 si de su an iktidardaki partiyle ayni goruste oldugu icin,sinemada hic bir ilerleme soz konusu olamaz.sektor olunamaz.sinemanin sektor olmasi icin calisanlarinin issiz kalabilme luxlerinin olmasi gerekir, sen adama hem sanatcisin diyorsun odul veriyorsun bir cok festivalde sonra adam 6 ay birsey uretmedigi zaman nefesi kokmaya cihangir sokaklarinda dizi kovalamaya basliyor.zaten algi olarak da bu adam ya da kadin odul aldi bu sanatci, sanatci anlasilamayan insandir uzak durun ondan ucube anlayisi da var.yonetmenler ve oyuncular heyecanla dahil olduklari projeden odul aldiklarinda populer degillerse o odul bir yerlerine kaciyor.sinema sektorunden bahsedebilmemiz icin calisanlarin emekcilerin sosyal guvenliklerinin verilmesi zorunludur.sanat uretimi icin para sarttir, lakin sinema sektorunde bu daha fazladir, bir ressam sadece tuval ve boyalarla tek basina yetebilir,ya da bir piyanist,ya da bir fotografci,yalniz sinem kollektif ve para yatirilmasi gereken bir sanat dalidir.sinemaya sektor gozuyle bakildigi zaman turk sinemasi kazanacaktir.turk sinemasi avrupa ve hollywood sinemasindan daha iyi yerlerde olacaktir ne zamanki hukumet politikasi olarak destek alirsa.bizim cografyamizdaki zenginlik,catisma dunyada cok az ulkede mevcuttur.
  • çok ilginç şeylerin olduğu sektör.

    mesela kadın filmde çıplak,tam ayağa kalkacak, memesi görünecek ama araya giren bir şey öyle bir kapatıyor ki onu.nasıl bi zamanlamadır bu ?
  • bir kaç istisna dışında ,sinemaya dair hayali olmayan yapımcıların sadece paraları ve bağlantıları var diye esnaf zihniyetiyle 7. sanat olan sinemada çok para kazanmak veya inşaat v.b işlerden kazandıkları fazladan paralarla ego tatmini için bu işi yaptığı göz önüne alınırsa türk sinemasının neden gelişemediğini anlayabiliriz. çoğu yapımcının derdi 1 koyayım 10 kazanayım olduğundan zaman , yetenek tecrube , duygu ve para gerektiren bu işte ucuz işçilik çıkmaktadır. yoksa ülkemizde dünyaya mal olabilecek fikirler insanlar yetenekler vardır lakin patronun ve otomatık olarak ona göre kurulmuş denetimsiz yasasiz zincirde delirip küsüp çıkarlar ya da onlarda kervana uyar . çünkü hayat bir noktada bu sistem içerisinde ekmek almaktan ibarettir. bu sebeple çalışanların da çoğu ruhlarını hayallerini kaybetmiş ortaçağ koşullarında çalışan işçilerdir. sinemaya dair hayali olmayan cok insan da calisir. gun gectikce kalite dusmektedir. set emekcileri ozellikle dizi sektorunde çoğu zaman maddi manevi türlü haksızlıklara uğrarlar. güçlüden haksızlık yapıldığında hesap sorabilecek yaptırım gücü olan bir yasa sendika veya toplumsal emekçi bilinci de oluşmamıştır. 2000 lerden beri geleneği bilmeyen yapımcılar tüm köşeleri tuttu.eskiden yapimcilarin cogu yonetmen veya emege sanata estetige onem veren insanlardi. imkanlar yetersizdi . ama sinema tutkusu vardı . şimdilerde en az konuşulan şey sinema dizi senaryodur. en çok ise para ego vb şeyler döner. maskeli balo hali hep bir şeylere rağmen üretme gayreti ...

    anadolu coğrafyası ilk insanlardan beri hikayeleri kendinde barındırır. ve dünya sineması için keşfedilmemiş madendir. ama turk ahlak yapısı sansür uygular. sadece sistemin istediği şekilde hikayeni anlatabilirsin . çünkü sinema için çok para gerekir. o parada sektörde sinemayla alakası olmayan insanların elindedir. son yıllarda türeyen güzel ve yakışıklı escort jigolo tipli oyuncular yine bu insanların ve kıro veya postmodern , avantaci veya boyun eğmis kanal mudurlerinin taktiridir. seyirciye reklamlar izlensin diye aslında reklam izletirler. gerçeklikten uzak masalsi ilizyonlu seviyesiz halkı kalbimden yakalayamayacak sonuçlar çıkar . yani bir film yaratıcı ekibin istediği gibi çıkmaz . hep bilmeyenlerin istediği olur . yoksa türkiye den narcos breaking bad gibi işler çıkabilir . bu potansiyel vardır.

    sektörde iyi olan kazanmaz . beceriksiz güçlüleri güvenli kılan şakşakçılar kazanır.

    oysa ki sanatçının tek engeli kendi hayal gucu olmalıdır . kendi estetiğinin dısında hiç bir sınır kabul edilemez. umarım set emekçileri daha iyi koşullarda hayal ettikleri işleri yaparak birgün güzel eserler ortaya koyabilirler. yasalarla çalışma şartları düzenlenir.