şükela:  tümü | bugün
  • o seansa başka kimse bilet almamışsa başınız gelebilecek birşey.
    insana evde tek başına tv izliyormuş hissi uyandıran aktivite.
  • zevkınıze gore mısırınızı istediğiniz gurultuyu cıkartarak yiyebilir, colanızı hupurdetebılır, hatta ayakkabılarınızı cıkarabılırsınız ve hatta ve hatta burnunuzu karıstırabılırsınız. tuvalet ozlgurlugunde dev ekranda fılm ızlemek demektır kısaca.
  • henüz çok popüler olmayan, yeni açılmış sinemalarda ya da hafta içi sabah ilk seansta yaşanabilecek durum. bilgisayarda bilet kesen eleman "salon sizin buyrun" der ve kafadan salonun ortasına bir bilet keser. teşrifatçı da sizi aynı şekilde salona buyur eder. antrakt olduğunda tuvalet, büfeye gidip döndüğünüzde film başlatılır ya da salonda kalırsanız ara kısa kesilebilir. evde projeksiyon cihazından film seyretme keyfine yakındır. cep telefonu falan da kullanabilirsiniz. tek eksik filmin güzel yerlerini bir daha seyretme lüksünüzün olmamasıdır
  • the ring filminde tattığım tecrübe. korku filmlerinde istediğiniz gibi zıplayabilirsiniz
  • sinema çalışanının filmi kontrol maksadıyla gerçekleştirebileceği durum.
  • belki tüm sinama doludur ama herkes başka şeylerle meşguldur..(mısır yemek , sevgilisini elini tutmaya calismak..vb.) ve filmi izleyen tek kisi sizsinizdir..
  • eğer filmi izlemeye yesilcam sinemasina gidiyorsanız olması pek muhtemel durum.
  • 300 milyon karşılığında siemens'i kapatabilirsiniz*
    (bkz: siemens mobile towerside movie theaters)
  • there is something about mary filmini izlerken bodrum oasis teki sinemada başıma gelen durum. kendi başıma 11 seansını izledim, geceydi tabii. hem film çok güzeldi hem de kral gibi hissettim. sigara bile içmişliğim vardı,elimde kültablasıyla salona girip oturmuştum.*
  • vakti zamaninda florya prestij'i 3 bilet karsiliginda kapayip pijama keyfiyle film izleyebiliyordunuz** cunku zaten pek gelen yoktu. filmin gosterimi icin de 3 kisi yetiyordu. kapandi sonradan haliyle.