• istenmeyen bir seyi kabullenmek durumunda kalmak.. karsi cikabilecekken yapmamak..
  • "cümlelerimi anlamıyosun,konuya hakim diilsin,körlemesine savunma yapıyosun,tartışmış olmak için tartışıyosun" laflarına aldırış etmemek
  • yapılan haksızlıklara cevap vermemek. sabretmek. du bakalım demek. oysa küçük bile olsa vaktiyle cevap vermek daha sağlıklı. biriktirince salak bir sebepten patlar haklıyken haksız duruma düşer insan. sineye çekmek iyi değildir. yeşil elma yemek iyidir.
  • misinayla çekiyorum ben bunu, böyle tıkıdı tıkıdı diye. çünkü o zaman meşgale oluyor, neye çektiğini unutuyor insan. sineye.
  • ansızın ağlamaya yol açar.
    ansızın ağlayamamak olursa o zaman kötü.
  • bir kara delik betimlemesi gibi görünse de değil, sihr'i bir alt etme düzeninin kurulmasıdır.
    rahatsız edici dürtmeleri içsellik mütemadiyen bir bengi dönüş spiraline alıp ondan hazlanır. bu reddiye verilmesi elzem karşı konuş'u 'sineye çekip' ondan hesap sorarak pragma sağlayacağı bir düzeye taşır ego. yani bunun altında spiritüel bir ahlakilik aramak anlamsız, sayrılıktır. zira kenan rifai'nin de dediği gibi ' af; günaha aşıktır '
    bu karşı konuş olmasa 'mütevaziliğin' kendisi de yoklukla bütünleşecek. ve o yokluktan haz emilemez. bunu çok iyi bilirler sineye çeken 'yüce gönüllü' riyakarlar.