şükela:  tümü | bugün
  • aynı sınıfta olan arkadaşlıkların meyveleridirler.
  • (bkz: sınıf)
  • ebeveynlerin kullandigi anlamsiz tanim. o kisiler genelde arkadasiniz falan degildir. hem sizinle ayni ortamdaki yasitlarinizla kaynasmanizi isteyen hem de bunlar her gun birbirlerini goruyolar tabii ki arkadaslar diyen kisiler tarafindan uretilmistir.
  • asker arkadaşlığı kadar kuvvetli olmayan arkadaş türü. okul bitince bu arkadaşlıkların %95 i biter, aradan 5 yıl geçince kimse kimseyi anımaz olur , ama asker arkadaşlığı böyle değildir şüphesiz.
  • kaçıncı sınıftaydım hatırlamıyorum, hazırlık olabilir, ingilizce öğretmeni sınıfta dengeleri sağlamak, optimum bir seviye yakalamak adına ingilizceyi seven öğrencilerle ingilizceden zerre haz etmeyen öğrencileri eşleştirip ikişerli çalışma grupları oluşturmuş, bir nevi komün düzene geçme kararı almıştı. yabancı dillere biraz ilgisi olan bendeniz de nafiz isimli bir kardeşimizle eşleşmiştim. nafiz naif ve gürbüz bir çocuktu, her naif ve gürbüz çocuk gibi beden derslerinde kaleye geçmekten kurtulamazdı. antalya’nın yerlisiydi ve sürekli aga hitabını kullanırdı. ben de antalya’nın yerlisiydim ama benim bildiğim agayı sadece baba, amca ve dayılar kullanırdı. gel gelelim nafiz zamanının oldukça ötesindeydi, baba gibi adamdı filhakika.
    çalışırken her 5 dakikaya bir “agam şimdi boş ver bunları, gel gazoz içelim” dediği için çalışmalar çok da iyi gitmiyordu haliyle, ama çabalıyorduk. sınav günü geldi çattı, ben de en az nafiz aga kadar heyecanlıydım, hatırlıyorum. sınavdan sonra “agam gel seni bi öpem” dedi nafiz, gururlandım resmen. kolay değil, son iki sınavından hocanın tabiriyle öküz gözü* almış olan nafiz aga bu sefer çocuğu koymuştu. bir hafta sonra sonuçlar açıklandı, 3 aldı o sınavdan, ilk sınav için iyi bir not yükseltme sayılırdı. hoca teşekkür etti ikimize de falan, güzel günlerdi. hey gidi nafiz aga...

    geçen gün çekmeceleri karıştırırken taa o zamandan kalma çalışma kağıtlarına rastladım, oradan esti şimdi böyle. sonuç olarak önemlidir sınıf arkadaşı, kardeştir, candır.
  • insanlara default olarak (yekten) gelir. insan kendi arkadaşını kendi seçtiğini sanırken aslen her şey vakitsel ve yersel tesadüfe bakıyor. ulvi ve ölümsüz olduğu söylenilen arkadaşlığın ve kankalığın pek çok türü de böyle oluşuyor ilginçtir. sınıf arkadaşı da tamamen şansına ve tesadüflere bağlı olarak ruh ikizin de olabilir, dünyanın en kımıl zararlısı insanı da.
  • sınıf arkadaşlığı ilginçtir. mecburi bir çatının altında toplanmış yaşıt çocuklar, ergenler. kimiyle kafan uyar kanka olursun, kimini görmeye tahammülün yoktur, yıllarca katlanırsın. gün gelir hepsini tuhaf bir hüzünle hatırlarsın. gün gelir içlerinden çok başarılı olanları görür, hafiften bir kıskançlıkla da olsa övünür "aynı sınıftaydık" dersin, sanki o başarıdan sana da pay düşecekmiş gibi... peki aynı sınıfta okuduğun kişi, bir gün gazetelerde karısını öldürmüş, doğramış, bavula koymuş ve kartal-yalova arabalı vapurundan denize atmış bir katil olarak çıkarsa karşına ne yaparsın?
    evet aynen oldu bu. lisede aynı sınıfta okuduğum biri bu şekilde çıktı karşıma. ne yaptım? hâlâ görüştüğüm lise arkadaşlarını aradım, haberi olan da vardı, benden duyan da ... "ulan!" dedik, "kimlerle aynı sınıfta olmuşuz" "ulan" dedik, "hayat neler gösteriyor" "ulan" dedik "zaten tuhaf, sessiz bir tipti" dedik ... ulan, ulan, ulan ... dedik de dedik.