şükela:  tümü | bugün
  • çişimin geldiğini yatağa girdikten sonra anlamak
  • düşüncesiz ve anlayışsız insanlar.

    telefonla arandığınızda konuşamıyorsunuzdur, çünkü işyerindesinizdir, sessiz bir ortamdasınızdır ve etrafınızda insanlar vardır ki bu insanlar çoğunlukla yanlarında rahat konuşamayacağınız kişilerdir. fakat karşınızdaki anlayışsız insan sizi telefonla arar, bir türlü kapatmayı bilmez, müsait misin, değil misin diye hesaba katmaz, "müsait değilim" de diyemeyeceğin hassas bir ortamdasındır ya, işte o insanlara gerçekten gıcık oluyorum.

    haa bir de bunların "n'oldu, niye konuşmuyosun, sesin gelmiyo, bi sorun mu var, sen iyi misin?" gibi abuk sabuk sorularla devam edenleri de var.
    yüzlerine kapasan bi dert, kapamasan bi dert.

    ayyyyy çok sinirliyim!!!!!!!
  • markette alışveriş sonrası kasiyerden geçen ürünleri paketlemek için verilen torbaların bir türlü açılmaması...
    özellikle sırada başkaları varken...
  • bir videoya tıkladığınızda çıkan 21 sn.lik reklamın sağında, solunda, altında, üstünde "x işareti/reklamı geç" belirmesini beklemek, beklemek, beklemek, beklemek..
  • acayiiiiipppp derecede sıkışıkken, tuvalete eriştim sonunda hayaliyle dışarıdan eve gelipte, kapıyı açmak üzere anahtarı arayıp arayıp ta bir türlü bulamamak...
  • bilgisayar kullanırken tepenize birinin dikilmesi.
  • kalabalık içerisinde yürürken popo'nun kaşınması.
  • memeler. küçük olduğunda kaç kızın siniri bozuluyor biliyor musunuz siz?
  • sırf kadın olunduğundan ötürü, her muhabetinin, (içerik gözetmeksizin) bikbik yapıyor olmak olarak düşünülüp, bu muameleye maruz bırakılmak.
    ağızdan çıkan her cümlenin, dırdır olarak kabul gördüğü peşin yargı.
  • şimdi açıklamaya çalışıcam. hazır olun.

    hani mecidiyeköy metrobüsünün metroya doğru giden değil de diğer çıkışı var ya? hah işte ordan çıkıldığında şişli yönüne doğru yürümek için karşıya otobüs duraklarına geçmen gerekiyor ya? hah işte orda insanlar kestirme olsun diye hipotenüsü kullanma kurnazlığıyla yol kenarı bariyerlerinin kenarlarına üst üste kaldırım taşları koymuşlar da hoplaya zıplaya yardırıp kısa yoldan karşıya geçebiliyorlar ya? hah işte ben onu yapamıyorum anasını satayım. çünkü hem iş nedeniyle çok sıklıkla etek giymiş oluyorum, hem de boyum kısa lanet gelsin. bi bacağı kaldırıp bariyerin karşı tarafına atmak için boyum kadar kaldırmam gerekiyor. işte ben her sabah ve her akşam o uzun atlamayı eteklerle yapamadığım için bildiğin mal gibi yolu uzatıyorum. ama ne uzatmak. bariyerler git git bitmiyor. benimle yan yana yürümekte olan insanlar 50 metre önüme geçerlerken, ben arkadan pıtı pıtı yürüyüp olabilecek en uzak yolu kullanarak debeleniyorum. ve bilmiyorum ama canımı pis sıkıyor bu çaresizlik.*

    bugün dedim ki eeeh yeter be! atacam ben de bacağımı, açılırsa açılsın kıçım. lan öyle bi mücadele verdim ki elimden çanta fırladı uzağa düştü, ben kendimi toparlayamadım, ata binmiş gibi bariyerlerin üzerinden bi müddet oturdum falan. arkamda kuyruk oldu ''hadi geç de biz de geçelim bacım'' bakışları.. 10 sn kadar az yürüdüm belki ama, pis rezil oldum sabah sabah. ha eğlendim mi, eğlendim. ama olsun.
    ve evet konuyu bağlıyorum;

    (bkz: işyerinde kot pantolon giymek serbest olsun)