şükela:  tümü | bugün
  • bazı bazı abartmak, bazı bazı yollara düşmek deli divane, bazı bazı haddini aşmak. sınırlarından taşmak.
    (bkz: sinir tanimamak)
  • hayatı değiştirebilme becerisinden ileri gelir..aşk gibi aşkın olmak..
  • (bkz: ifrat)
  • ne zaman olması gerektiğini iyi kestirebilmenin hayati önem taşıdığı özgürlüklerimizdendir.bu şekilde tıkandığımızda yeni açılımlara kavuşabiliriz, sınırları aşmak yeteneğinden yoksunsak böyle gelmiş, böyle gider boşvermişliğine kapılır, yaşamadan ölürüz.(bkz: çoğu insan yirmi yaşında ölür ama sekseninde gömülür).sınırlarımızı -haddimizi bilme- ve nerede sınırlarımızı aşmamız gerektiğini bilme -özgürlük- dengesi çok hassas bir farkındalık gerektirir. otorite '' benim belirlediğim aralıkta yaşa'' der, ''aşarsan sonuçlarına katlanırsın'' diye de gözdağı verir. ezbere yaşamlar oluşturulur ve bu inatla asırlarca korunur. '' aklımın sınırlarını görebilmek için çıldırmam gerekiyordu, çıldırdım'' diyen tezer özlü gibi sevgi soysal da bu konu üzerinde bayağı düşünmüşler. sevgi soysal'ın yürümek kitabındaki şu paragraf çok manidar bence;
    ''hiçbir şey aşamaz belirli bir sınırı tirebolu'da.beş on metrelik, beş on bin liralık, yüz görümlüklü, başlıklı, düğün yemekli, sünnetli, oruçlu, şeker ve kurban bayramlı, büyüklerin eli öpülesi ve yanlarında cigara içilmeyesi, erkekten tat alınmayası ve kadının insandan sayılmayası, çünkü erkeklik gururlu ve aile namuslu, tüfekli, tabancalı bir sınırı.yalnız arada bir karadeniz'in dalgaları alışılmış apartman boyutunu aşarlar; arada bir, bir tirebolu'lu tirebolu sınırını aşar. tabancalar, tüfekler patlar, bir ölümün ardından düzen kurulur tirebolu'da.''
  • trt müzik'deki bir program.. engelli sanatçılar şarkıları icra ediyor.
  • tedxyenisehir konuşmasında sinan canan'ın çok şık bir biçimde evrimsel gelişime dayandırdığı insanı faaliyet. *

    insanın hiçbir tekil öne çıkan özelliği yok. ne güçlü pençeleri, ne çok sağlam ve sivri dişleri, ne çok iyi gören gözleri vs. hiçbir özelliğinde benzer türler arasındaki en iyi olan değil. hayır, en büyük beyne sahip olmadığı gibi (ör: insan beyni 1,4 kg iken sperm balinasının beyni 7,8 kg) , beyin/vücut kütle oranında da en yüksek orana insan sahip değil; insanınki 1:50 iken mesela farelerin 1:40, sincapsı farelerin (tree shrew) 1:20, küçük karıncaların ise 1:7 *****

    bu bağlamda insanın dominant rolünün biyolojik bir üstünlükten gelmediği aşikar olmalı. bunu nasıl açıklayabiliriz. bunu açıklamak için çok farklı yollar kullanılıyor da, ben şu anda "sınırları aşmak" kavramının ya da davranış kalıbının evrimsel bir içgüdü olarak insandaki yerinden bahsetmek istiyorum.

    sınırları aşmak ile ne kastediyoruz?
    insanlar durağanlaştıkları ve diğerlerinden farklı, kendisini ve/veya insanlığı tür olarak geliştirecek, içinde bulunduğu kalıplardan öte bir tarife götürecek bir yol bulamadıkları zaman, içgüdüsel, evrimsel mekanizmalar devreye giriyor ve onu içinden içinden dürtüklemeye başlıyor. id'e hep hayvansal arzular atfettiğimiz önceki tariflerden farklı olarak, belki de süperego'nun "kutsal" bilgisi ve "id"in içgüdüsel bilgisi arasında "bilginin türü" açısından kategorik ayrımı biraz daha detaylı düşünmek de lazım. buradan aslında jung'daki "sezgisel bilgisi"nin evrimsel temelli bir iletişim yöntemi olduğu gibi bir alana da girilebilir. ****

    insan türünün, bulunduğu yer ile yetinip sadece sürdürmeye dayalı bir yaşam sürmesinin onun için ne sürdürülebilir ne de faydalı olmadığını, yaklaşık 200 bin yıl içinde afrika'nın çöllerinden bütün dünyaya kanser gibi yayılan bir tür olmasından da anlayabiliriz aslında. sınırları aşmak bizim fıtratımızda var. aştığımız sınırlar da sadece mekansal ya da teknik/bilimsel sınırlar değil; aynı zamanda olayları algılama kapasitemizi ve daha iyi yaşamaya dair sınırlarımızı aşmak da bize özgü bir davranış kalıbı. düşünce tarihi, yönetim biçimlerinin tarihi, eğitim modellerinin tarihi, beslenme biçimleri tarihi hep çeşitli eşiklere denk gelmiş, biz hep bu sınırları yıkıp yeni biçimler geliştirmişiz. son insan ölene dek de "sınırları aşmaya" devam edeğiz.
  • yüksek bir farkındalık sahibi olanlar bunu daha rahat yapar. önce kendini kısıtlayan, sınırlayan öğeleri tespit edip, bunları aşmaya, özgürleşmeye çalışırlar.