şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sinyal vermeyen milyonlarca mal var ülkemizde. ciddi de bir sorun. ben şahsen bu gerçekliğin altında bir şey arıyorum. eğitimle falan ilgisinin olduğunu da düşünmüyorum. basit ama hayati bir eylemin yapılamamasını açıklamak zor. belki de kişinin psikolojik süreçleriyle bir ilgisi vardır. yani vardır, niye vermesin ki, ama vermiyor onun bunun çocuğu
    yetişme tarzı mı, sinyal yakmanın kadınsı bir tavır olduğuna dair duygu mu - ki böyle bir başlık var ve bence gerçekliği de var - nedir bir mala sinyal verdirmeyen şey?

    olayın kadını- erkeği; genci yaşlısı; batılısı doğulusu... değişkeni de yok. 'ezici çoğunluk' vermiyor.
    ticari taksiler, dolmuşlar, otobüsler... de değil tek sorun. bayağı bayağı iyi eğitim almış tipler de aynı...

    ve bir nedeni olmalı bunun...
  • tıp dilinde eminim bir karşılığı vardır ama halk arasında orospu çocukluğu diye bilinir bu.
  • (bkz: gamsızlık)

    sinyal vermeyenler gamsız, fikirsiz insanlardır. yaptıkları daha doğrusu yapmadıkları hareketin sonuçlarını düşünecek beyinleri yoktur.
  • (bkz: terbiye)

    sürücü sinyal vermesi için en baştan terbiye edilmelidir. birçoğu işe yaramaz diye sinyal vermiyor. birçok kere gerçekten de sinyal vermek gereksiz “görünüyor”. kalkıp ikna edemezsin adamı. bunun bir güvenlik önlemi olduğunu baştan öğrendi öğrendi, sonradan öğrenemez.
  • sinyal vermeyene takmak bunu dert edinmek %70 yeni şoför tribidir. sinyal her zaman verilmeli ama istanbul'da nedenini bilmediğim altın kural var. oda sinyal verene yol vermemek, senin şeridine geçecekse hızlanıp yol vermemek.

    peki bunun altyapısı nedir? "bu adam nasıl olsa sinyal veriyor beni görüyordurdur şuna şeridimi kaptirmayayim yol vermeyeyim" ama sinyal vermeyip hafif yola meyledersen "dur şimdi bizim şeride girecek beni görmez mormez bastırıp devam etmeyeyim"
    tüm olay bundan ibaret.
  • sanırım en komik sebep benimdir.
    araba kullanmayı öğrenmeye çalıştığım dönemde (yani seneler önce) yapmıştım bunu -artık yapmıyorum tabii ki-
    “farları kontrol ettiğimiz bir sürü fonksiyonu olan kumanda kolu” biraz incelenmesi gereken bir ayrıntıydı(!) benim için.
    arabayı kaydırmadan kaldırma, kalabalık yola çıkma, vites değiştirirken arabayı hoplatmama gibi temel konularla çok meşgul olduğum için far/lamba fonksiyonlarını pek kurcalamamıştım.

    yukarı doğru kaldırınca kısaları mı yakıyordu, kendime doğru çekince sinyal mi veriyordu gibi sorularla boğuşurken öndeki arabaya bindiririm korkusuyla sinyali boş veriyordum kimi geçişlerde.
    sinyal vereceğim diye uzunları yakma ihtimalim vardı bir de.

    o yüzden çok sinirlenmeyin. ilk kez direksiyon başına geçmiş “önce temel konuları kavrayayım” diyen bir acemi olabilir size sinyal vermeyen de.

    arabayı birkaç kez kullandıktan sonra -bende olduğu gibi- düzelecektir elbette.
  • üşengeçlikle, umursamazlıkla, psikolojiyle ya da gamsızlıkla alakası yok. adamlar bildiğin aracın üzerinde ki o sinyalizasyon sisteminin ne için var olduğunu bilmiyor. zannediyor ki keyfii oyuncağı ya da aracın iç kabininde bi aksesuar falan. anlamıyor, kavrayamıyor ki o sinyal karşı taraf için niyetini belli etmede kullanıldığını. kendisi biliyor ya döneceğini zannediyor herkes biliyor. sinyal vermezsen nereden bilecek, salak işte.

    bilinçli, düzgün eğitim şart, her alanda.

    imlâ.
  • gerçekten unutanlar veya üşengeç olup fikirsizler ( bu gruba her türlü zeka geriliği olanları dahil edebilirsiniz) dışında kalanlar bana göre buraların kralı benim, ben bambaşkayım psikolojisi içinde olabilirler. gerçi bunları da zeka geriliği olanlar grubuna dahil edebilirsiniz siz. neyse olmadı sanırım.