şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: sinyal) (bkz: sinyalci)
    bir tur dilenme yontemi. bir turu de daha farklidir.
    genclere arkada$lara yol gostermek acisindan anlatalim:
    bazen sinyalciligi "gasp ve tehdit ile sinyalcilik arasi yapan ki$iler vardir. bir ara ozellikle bakirkoy ilcesinde cok yaygindi. $ahsen de 2-3 kez tecrube ettim. e$gal iki ki$i falan nazikce, delikanli ayaginda yakla$ir. soze girer:
    "- birader bak sen delikanli bir adama benziyorsun, 3 gun once i$sizlikten x'den goc edelim dedik. (x bir dogu ilidir) geldik i$ bulamadik. 3 gundur acim, artik geri donmeye de karar verdik. karnimi doyuracak ve bilet alacak para verir misin. bak bu dilencilik degil ha, delikanli hesabi bi yardim etsene. zora du$tuk dara du$tuk vs. vs. ..."
    burada "- hayir" dersen kelime olarak degil ama baki$ ve tavirlar olarak tehditkar tribe girerler. "- adam mi soyalim? biz helal sut emdik" falan deyip, ki$i korkutulmaya ve zorlanmaya cali$ir. aslinda blof olan bir sonraki adim sezdirilir.

    bu sinyalcilerden birisini patlattik 97 senesinde. cennet mahallesinde oturuyorlardi. sorduk ve $unlari ogrendik. onun anlattiklari ama kendi kelimelerim ile ozetliyorum:
    * yukarida arzettigim sinyalcilik bir tur silahsiz ve ustu kapali tehditle gasptir. bu $ekilde polisle bile kar$ila$saniz ceza almazsiniz. risksiz bir eylemdir sinyalci icin.
    * buyuk merkezlerde yapilir. kadikoy, bakirkoy, atakoy vb. genellikle 20-25 ya$ arasi, tek ba$ina ki$iler secilir. apartmanlardan evlerden cikilan ki$ilere sokulunur. giyiminin iyi olmasina dikkat edilir. (ozellikle deri montlu demi$ti konu$tugumuz sinyalci) cunku bu buyuk merkezlerin merkezi yerlerinde genellikle hali vakti yerinde, ama daha onemlisi varo$ kulturunden uzak ve bu kulturden korkan cocuklar yeti$ir. bu gencler de en iyi avlardir.
    * daha sonradan polise kar$i falan zor durumda kalmamak icin kesinlikle "- vermezsen asarim keserim" denmez, inkar edilemeyecek net tehditlerde bulunulmaz.
    * ozellikle top sakalli ve/veya uzun sacli tiplere de sokulunur. bu tipler de urkek olur. cunku ana prensip urkutucu bir$ey olmamasina ragmen ki$inin urkmesini saglamaktir. (sinyalci sac ba$tan boyle bir kaniya varmi$, inanmi$, guvenmi$. racon benimsemi$.)
    * yer merkezi oldugu icin cevre genelde kalabaliktir. bu yuzden nispeten tenha vakitlerde i$e cikilinir. ak$amustu yemek vakti falan idealdir.
    * adamla konu$urken etraftan dikkat cekilecek $ekilde ses yukseltilmez, fazlaca yapi$kanlik yapilmaz.

    bu durumla kar$ila$ilirsa yapilmasi gereken en dogru $ey, ko$madan ve adamin sozlerini dinlemek icin durmadan uzakla$maktir. merak etmeyin pe$inizden gelmek veya kovalmak gibi bir$ey yapmayacaktir. yapacaksa zaten ba$ta ceker makinayi, emaneti...

    bu tur sinyalcilik 97-98 senelerinde cok yaygindi. polis durumun farkinda idi ancak demin dedigim gibi aslen hukuken iki ki$inin yolda konu$masi olup bir cezai yaptirimi yoktu. bir sure bu sinyalciler piyasadan iyi para kaldirdilar. bakirkoy'de kom$u cocuklarindan korkup butun parasini veren ornekler duydum, atakoy'den de... sonra polis yakaladigi bu ki$ileri nezarette birer gece misafir etmeye ba$ladi diye duyduk. tutuklama olmuyordu ama sanirim biraz ok$uyorlardi bu sinyalcileri iceride. $imdilerde hic duymuyorum, masum "- bozuk var mi" sinyalcileri di$inda... ki onlar bu entry'nin konusu degil.
  • (bkz: simyaci)
    (bkz: serbest çagrisim)
  • sürekli göç alıp bunca it kopuğun yuvalandığı istanbul'da azalsa da asla bitmeyecek olaydır. gençler uyarılarak sinyalcilik kurbanı olmaları önlenebilir. burada en kilit olay ilk etapta durmamaktır. hiç bir sinyalci kolay kolay gündüz vakti kalabalık bir caddede çocuğun birini kovalamayı göze almaz. en fazla arkadan laf edecektir.

    yaş 15, yer kadıköy:

    - pssst, genç, bir şey sorabilir miyim?
    + buyur abi? (saati soracak herhalde, yerim senin naifliğini)
    - genç bak bizim şöyle yeğen var hasta da sakız satıyoruz, gönlünden ne koparsa bıdı bıdı...
    + abi tabii yardımcı olayım da benim de cebimdeki para kısıtlı...
    - baaak! adam gibi bir şey istedik! (pis pis bak, iyice yaklaş)
    + hmm peki abi o zaman cebimde şu kadar bozuk var... (500 liralık sakıza 2 milyon ver)

    yaş 19, yer kadıköy:

    - psst, arkadaşım bir bakar mısın?
    + bakamam arkadaşım işim var (sürat korunarak gelip geçme)

    bu noktada yakın bir arkadaşımdan görmüştüm şöyle bir taktiği:

    - kardeş bir şey sora--
    + sorma abi!
    - ???

    yaş 28, yer beşiktaş:

    - hocam bir şey diyecektim...
    + buyur kardeşim? (bakalım hikayesi neymiş)
    - böyle bıdı bıdı hastamız var, memlekete dönecez, karşıya geçecez, karnımız aç...
    + (hikayenin klişeliğinden tatmin olunmaz) yok arkadaşım kusura bakma hadi bakayım...
  • sözlük sayesinde fark ettim ki hem uzun saçlı hem de (genelde) deri ceketliyim diye gelip beni buluyorlarmış.

    bunların ankara şubelerinden biri, ki müdavim sayılırız, ormancı-işsiz öbürü de bitlisten gelmiş memleketine dönemiyor.
    bitlisli abimizin beklentileri büyük diye ona hiç durmuyorum. zaten ortalarda da yok bir süredir belki o kadar lafını ettik bi gidelim bakalım nasıl bir yermiş diyip gitmiştir.

    ormancı abimiz ise ben onu artık dişlerindeki lekelere kadar tanımaktayken her seferinde aha şundan iş çıkar diye yaklaştığından sadece arada hobi olarak duruyorum. -önceleri müzik dinleyip yürürken bir şey sorulduğunda otomatik tepki-durup kulaklığı çıkarıyordum, artık pisişik güçlerle gerçekten adres soracakları ayırt edebiliyorum.

    hayır hayatımda daha bir kuruş para vermedim ama bak şunda kesin para vardır az üstüne yürüsek kesin tırsar dökülür paraları kafasıyla gelmeseler belki selam alır veririz. o kadar muhabbetimiz oldu yüz yüze bakıyoruz.
  • farklı şekillerde de olsa hala yaygındır aslında. örneğin iki sene önce değişik semtlerin ana caddelerinde küçük çocuklar ortaya çıkmıştı, özellikle büfe gibi yerlerin kaldırımında durup "abi açım döner parası verebilir misin?" diye soruyorlardı melül melül bakarak. iki adım ötede büfe olduğundan "gel sana döner alayım" dediğinizde ise "yok abi ben alırım sen parasını versene" diyorlardı. tahmin edeceğiniz gibi tek başlarına değildiler, etrafta onları gözetleyen abileri mutlaka oluyordu bir terslik durumunda müdahale etmek için; genelde boş gezmeyen, ceplerinde "emanet" taşıyan elemanlar olurdu bunlar.

    neden sonra bilmiyorum ortadan kayboldular. belki çocuk şube olaya eğildi ve bunları çalıştıran şerefsizleri topladı, belki de karlı olmadığı için bu yöntemi bıraktılar.

    çocuk veya yetişkin farketmeksizin size yaklaşıp talepte bulunan bir insanı dinlemeden yola devam etmek, görmezden gelmek en iyi yöntemdir. gerçekten yardıma ihtiyacı olan insanı gözünden anlarsınız zaten, çünkü gözünü göremezsiniz çoğunlukla, yere bakıyordur tanımadığı bir insandan yardım istemenin utancından.
  • eşimle nişanlı iken izmir gündoğdu'da sahilde yürürken ufaklığın biri eşimden bir gevrek parası istedi. mevzuyu bilmeme rağmen bir musibet bin nasihattan iyidir diye düşünerek hiç müdahale etmedim. bizimki zeki olduğu için çocuğu gevrekçiye götürdü ve gevrek aldı. çocuk sağol abla deyip elinde gevrek yürümeye başladı. bizimki 20 adım sonra arkasını dönüp baktığında çocuk gevrekçiye gevreği iade edip parayı geri alıyordu. ben de böyle böyle biliyordum böyle olacağını gör diye dokunmadım dedim. ama bizimki halen dayanamaz o küçücük canları görünce. bile bile verir paralarını. mendili de almaz hatta. neden öyle yapıyorsun dilenmiyor satış yapıyor diyorum. olsun ya diyor. canını sevdiğim...
  • süreklilik barındıran bi meslektir.
    bahariye caddesinde işletmecilik yaptığım zamanlarda söğütlüçeşme tarafında oturuyodum. haliyle her gece yürümek zorundayım eve zira iki caddede de sadece aksi istikamette trafik akışı var. bi ara sırt çantasıyla tosbaga gibi gezen bi genç eleman dadanmıştı istisnasız bi hafta oyunca gece 12-1 arası:

    'pardon abi beşiktaşta oturuyorum öğrenciyim varsa bi iki lira verir misiniz yol param yok'

    6 ya da 7. soruşunda bak olm aha işim şu yanda evim de bu yanda, her gece yürüyorum siktigimin yolunu her gece durduruyosun siktir git gelme lan bi daha kadıköye mahsur kalıyosun her seferinde dedim iki lira verdim bi daha da görmedim çocuğu.
  • fourier dönüşümleri bilmeden yapılmaz. fourier kim mi, gavatın teki. dönüşüm dediğimde ise evet aklınıza gelen o ilk şeyi kastediyorum.
  • 2015 yılında hala yaşıyor olmasına akıl sır erdiremediğim olay.

    en sık karşılaştığım yerler

    1) taksim metro çıkışı,
    2) kadıköy iskele ışıklar,
    3) söğütlüçeşme metrobüs.

    tiplerine bakıyorum, gayet de düzgün temiz çocuklara benziyorlar. tinerci falan değiller, kimseye bir zararları da yok. yapışmıyorlar da. şikayetçi değilim kendilerinden, sadece yaptıklarını anlayamıyorum. daha doğrusu, paraya bu denli ihtiyaç duymalarına anlam veremiyorum.

    ulan 16-17 yaşındasın, hayat zaten sana güzel. herhangi bir maddi yükümlülük, kredi, borç harç altına girmemişsin. neyin bi lirasına ihtiyacın var?

    diyelim ki sigara içiyor. içmesin o yaşta ama hadi içiyor diyelim eşek herif. git o zaman sarma sigara iç. tütünüyle kağıdıyla 10 liraya paket paket sigara içersin.

    diyelim ki içki içiyor. ben de içerdim o yaşta. o yüzden bu noktada akıl verecek hali kendimde göremiyorum. biz 3-4 arkadaş harçlıklarımızı birleştirip şarap alıp parkta içerdik. be hıyarağası, orda milletin peşinden dolanan en az 6-7 kişisiniz, bi araya gelip şarap alıp caddebostanda için gitsin işte. güneşin alnında koşturduğunuza değmez.

    diyeceğim o ki ben bu gençleri anlamıyorum efendim. sığır gibi dolana dolana günü bitiriyorlar. yazık. oysa zaten çok değil 4-5 sene sonra bütün ömürleri bi lira daha fazlasının peşinde koşmakla geçmeye başlayacak. bu neyin acelesi?