şükela:  tümü | bugün
  • sözlük yazarlarından biri.
  • veganlara açtığı savaşın aslında kendi vicdanına karşı verdiği mücadele olduğunun henüz farkında olmayan potansiyel vegan. zamanında veganlığa karşı çok daha büyük savaşlar açıp karalamalar yapan birçok kişinin şu anda vegan olduğunu bilmiyor muhtemelen. iyi çalışmalar diliyoruz kendisine.
  • 219 taksim 3 ile birlikte kuş beyinlilere götüyle gülen yazar. bi de ifşa ettiğini sanıyor gerizekalı. fake'miş asdaffdgds, hee fake amk hee.

    (bkz: yav he he)
  • #40351526 zihinsel kapasitesi masum inekle kişiselleşmeye müsait ölçekte sığ ve dar bir şahıs.
    kuvvetle muhtemel yeni yetme ve aradan geçen zaman zarfındaki deneyimleri kendisine kazanım olarak dönmeyecek. her daim saçını değirmende ağartmışgiller kategorisinin bir elemanı olarak kalacak birisi. yazık.
  • abuk sabuk entrylerini görüp geldiğim, hakkında yazılanları okuyunca nasıl bir tip olduğuna kanaat getirdiğim yazar müsveddesi.
  • hayatımda gördüğüm en sığ ve kalitesiz sosyalizm eleştirisi yapan yazar.
  • emory üniversitesi tarafından geliştirilen algoritma kendi tanımlarıyla bir robot bilimcinin oyuncak sürümü.
  • küçük burjuva ideolojisini savunmaktadır. maksim gorki, bunun gibi tipleri "öyle bir başka insan tipidir ki küçük burjuva, ciddi bir şekilde öğrenilen düşünme tekniği, onda düşüncenin gelişmesini durdurur." şeklinde bir ifadeyle açıklamaktadır. doğrudur, normal insanlarda düşünmek daha fazla düşünebilmenin yoludur ancak bu tip insanlar da daha fazla düşünememek için düşünme tekniği geliştirirler.
    gelin hümanizmden ne anladıklarına bakalım. bunların hümanizm dedikleri egemen güçlerin şiddetini içselleştirmektir. "küçük burjuva ideolojisinin eleştirisi" adlı yazı dizisinde şöyle anlatılıyor:

    "bütün bu söylediklerimizin boş ve havada kalan bir takım sözler olmadığını göstermek için bir örnek vereceğiz: bundan on bir yıl kadar önce isyan eden rus işçilerinin ve köylülerinin kararlılığı sayesinde halkın kitle halinde öldürülmesine, kazançlarını artırmak amacıyla, avrupalı efendiler tarafından dört yıldır sürdürülen bu öldürme işine (birinci paylaşım savaşına) son verildi. para babalarının ve siyasi maceracıların bu kanlı ve canice eylemlerinden dolayı küçük burjuvalar hem maddi, hem de ekonomik bakımdan büyük acı çektiler. peki ama, bu çekilen acılar küçük burjuvaların "düşünce" yaşamına ne getirdi?

    bu çekilen acılar küçük burjuvalara hiç bir şey getirmedi, boşlukta dönüp duran düşüncelerinin o her zamanki sürecinde hiç bir değişiklik yapmadı. küçük burjuva şuna inanmıştır: din ahlakın temelidir, din olmadıkça devlet de olamaz. oysa burjuva devletinin ahlaksız olduğu, hırsızlığa, yağmaya, emekçi halkın sömürülmesine dayandığı gün gibi apaçıktır. savaş sırasında birbirlerini iğrenç bir şekilde öldürme ve boğazlama işinden, "hiç bir zaman öldürmeyeceksin" ve "kendi cinsinden olanı, kendi sevdiğin gibi seveceksin" diye buyuran tanrı imdada çağırmayı gayet doğal bulmuşlardır.

    savaştan sonra, küçük burjuvaların "hümanizma"sı sadece sözden ibaret ve savaştan önceki gerçeği yabancı bir "insanseverlik" olarak kaldı. bu hümanizm insan kişiliği yararına hâlâ biraz teskin etme kabiliyetine sahip ise de, halk kitlelerinin çektiği acılara, bunlara yapılan zulme karşı tamamen ilgisizdir. savaştan alınan korkunç dersler, sivrisineklerin, kurbağaların, hamam böceklerinin alışkanlıklarını nasıl hiç bir şekilde değiştirmemişse, küçük burjuvazinin de psikolojisini hiç mi hiç değiştirmemiştir."

    "londra'nın, paris'in, berlin'in büyük meydanlarından birinde birkaç hırsız, birkaç haydut toplanıp hangi mahalleyi soyalım, bu işi nasıl kıvıralım, diye ulu orta tartışmaya kalkışacak olsalar, küçük burjuvazi, "toplumsal bakımdan tehlikeli" olan bu vatandaşların bu mütevazı niyetlerini şu ya da bu tarzda önlemek için, mutlaka harekete geçecektir. oysa, milyonlarca insanı kitle halinde öldürme tasarılarını herkesin önünde gazetelerde, millet meclislerinde, cumhurbaşkanlarının verdikleri ziyaretlerde tartışılan son derece, ama cidden son derece cani ve toplumsal bakımdan tehlikeli olan "insanlara kıyanların" niyetlerini önlemek, küçük burjuvaların hiç mi hiç akıllarından geçmez.

    "hümanizma"yı bir tarafa bırakalım. mülkiyet hakkındaki içgüdüsü ile insanoğlunun yeryüzünde yaşamasını sağlama içgüdüsü küçük burjuvalarda bir korku bir tasa uyandıracak gibi gelir, küçük burjuvadaki rahatına düşkünlük eğilimi kendisini: "savaş istemiyorum!" diye haykırmağa zorlayacak gibi gelir. yoo, hiç de böyle bir şey yaptığı yok.

    sovyet iktidarı avrupa hükümetlerine derhal silahları bırakma (silahsızlanma), sonra da, silahları dört yıl içinde bırakma tasarısı önerdiği zaman, küçük burjuvazi bu teklifleri duymamazlıktan geldi. bu teklifleri elbette ki duydu. ama, dar ve gelenekler altında ezilip kalmış alan düşüncesinin işleyiş tarzı kendisine, bu basit, aydın ve kelimenin tam anlamıyla insanca olan önerinin gerçekleşmesi mümkün olmayan, tamamen hayalci bir şey olduğunu düşündürdü."

    (bkz: küçük burjuva ideolojisinin eleştirisi)