şükela:  tümü | bugün
  • sıkıntı verici eylem.. türkiye'de sıkça rastalanan durum
  • (bkz: zulüm)
  • sedat kapanoğlu'da bizi görecek mi?

    bknz. çaylak onay sırasında sıra beklemek
  • aynı anda girilebilecek birden çok sıra varsa (ör: market kasaları) şöyle durumlar da yaşanabilir:

    http://www.webolay.com/…-kanunlari-sira-beklemek-2/
  • insanlarımızın kendisini öğrendiği vakit bu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine yükseltecek olaydır. sıraya geçmek ve sırada beklemek bu ülkeye iki diş çağ atlatır. banka, hastane, sözlük, ssk, yemek veya yardım dağıtımı vb. yerlerde sıra beklemeyi başardığımız zaman asıl büyük devrim o zaman yapılmış olur. her yer cennet gibi rahat ve huzurlu olur. belki şirinleri bile görebiliriz.
  • hayatımın %30'unu alan eylem. neden mi? şu hikayedeki mal benim de ondan.
  • eğer birkaç kulvarda bekleniyorsa ve birkaç kişiyseniz, aranızdan birisi mutlaka şu öneriyi ortaya atacaktır:

    "sen diğerinde bekle, hangisinde önce sıra gelirse oraya yanaşırız"

    genelde markette yapılır bu istihbari operasyon.
  • insanı hayattan soğutan sıkıcı eylem.. zamanın ne kadar yavaş ilerlediğini gözünüzün içine sokar..
  • yurdum insanının yabancısı olduğu bir medeniyet belirtecidir.markette geçen gün ettiğim mahalle kavgasının detaylarına girmeyeceğim bile.az önce bir pilav çiğ köfte dükkanında geçen hikayeyi resmedeyim size şimdi taze taze:bendeniz evime yakın diye bazen buradan sebeplenirim.içeri girerken biri arkamdan kapıyı zorlayıp bir omuz darbesiyle içeriye resmen düştü.yandaki kuaförden geldiği bağır bağır belli olan bir genç ablamız henüz ciğer kırmızısına boyattığı vampirella tırnakları ile cam tezgaha vurarak ve yemin ederim saçlarından sular damlıyor bu arada yani yandım allah kendini dışarı atmış öyle bir hava:-"canım bana iki dürüm ama ortadan ikiye bölmeyi unutma olur mu?salata filan böyle yanına serpele birşeyler.şu yandaki kuaföre ordayım.al bu karttan da çekiver oldu mu acelem var?" derken de gözucuyla beni kesiyor.ama ben o anda parmak arası terlikten fışkıran ayak parmaklarının arasındaki pamukçuklara takılmışım ve kendisiyle muhatap olamadım maalesef.sanırım pedikürün ortasında aniden bu aşerdi filan ben çiğ köfte yemeliyim anam diye fırladığı gibi kendini pilavcıya dar attı öyle de agresif birşey!boya görmekten yoluk yoluk olmuş o tuhaf kızılımsı dipleri koyu siyah rengahenk saçlarından sular şıp şıp damlamaya devam ediyor bu arada da yerdeki fayansın üstü hafif bir gölet.güler misin ağlar mısın tabii ben buna hiç ses etmedim dönecek abuk birşey söyleyecek ashabımı bozacak muhitimde olmasam neyse de ne bileyim iyiliklerim üstümdeydi belki izin verdim bu da kendince o kıytırık pilavcıda alelacele saç savurup nağmeli edalı siparişini kart okuyucudan geçirip ucuz havasını bastı artık kaç senede bir kuaför yüzü görüyorsa garibim güya uyanıklık edip masada bekleyenleri beni filan takmadan günboyu bu sıcakta köfte dürmekten alnı boncuk boncuk terlemiş yağız anadolu kaplanı ağbime "canım" filan yapıp bütün kadınların gayet iyi tanıyacağı o hafifmeşrep yakalamalarla istediğini de aldı gitti ve arkasından küçücük fıçıcık o raşitik bedenine sıktığı çakma beş liralık taklit parfümünün kokusu ve içeridekilerin mizahi tebessümlerini bırakarak kapıyı çat diye çarptığı gibi sokağın kalabalığında kayboldu.eve gelirken birşeyi düşündüm aslında:yoksa bazı kadınlarımız, özünde erkeklerimizden daha mı tahammülsüzler dışardayken bu sıra bekleme meselesine hani orda burda arada fark etmedim çünkü süslü bir salağım ayağına kaynak maynak yapıp gündelik işlerimizde kendimizce ustalık mı sayıyoruz böyle şark işi kurnazlıkları bilemedim.sadece kafam bozulmuştu da şurada takılırken yukardaki başlığı görünce bir içimi dökeyim dedim.işte öyle benimkisi züğürt tesellisi elbet birgün herkes şu meşhur komünist uruguay devlet başkanı gibi hastanede postanede oturacak bir köşede efendi gibi kendi sırasının gelmesini bekleyecek rüya değil hayal değil sadece bir umut benimkisi.