şükela:  tümü | bugün
  • kafası yıllar sonra gelen fark etmedir. meğerse dümdüz bir insanmışım. niye kimse önceden söylemedi lan ipneler?
  • güzel günlerin başlangıcıdır.
  • bu üslubun olduğu için söylemedik, evet abi bizim kahvede senin gibi çok adam var at yarısı oynayıp siklerini kaşıyorlar...tanım:insanda rahatlama hissi yaratan üzerinde ki başarma iz bırakma arzusunu körelten bir farkındalık.
  • ön sıradan olduğum sürece bence bir sakınca yoktur.
  • siradan (kuyruk) cikmaniza ve alacaginiz seyi eve siparis etmeye karar vermenize neden olabilir.
  • acaba ahmet arif bir şiir yazarken duygularının yalnızca kendine has hissiyatlar olduğunu mu hissediyordu? acaba şairleri bizlerden ayıran gerçekten bizden farklı bakıyorve hissediyor oluşu mu? hayır, hayır eğer öyle olsaydı bir şiir okurken veya bir roman karakterinin kalbinde hissettiği duyguyu elbette hissedemezdik. bence yazarları da normal insanlardan ayıran şey düşüncelerini yalnızca yazıya döküyor oluşu diye kendimi avutuyorum. yoksa hissiyatın farklı oluşundan değil.

    insan ruhunu, bakışını, farklı düşündüğünü düşündüğü her şeyi abartmakta ne kadar da gayretli. kendimize toz kondurmamak adına attığımız taklaları da hiçe sayıyorum insandır diyorum. veya sözgelimi bir arkadaş meclisinde, sevgili ile başbaşayken, bir aile yemeğinde bize yönelen okları tersine çevirmek benliğimize zarar gelmesin diye manverları yapmak insanın ta öteden gelen davranışlarından. sahi bu kadar mı korkuyoruz bize yönelen bir eleştiriye? belki de zarar gelmesinden korktuğumuz benliğimiz pek de önemsenecek bir şey değildir.

    bir resme bakarken, tiyatro izlerken, bir kadının gözüne dalarken gördüğümüz şeyi yalnızca biz mi hissediyoruz? bir filmde şöyle bir söz geçiyor diyor ki; “ kendime yalan söylemeye başladığım andan itibaren kimseye güvenemez oldum”. insan kendini kandırma hususunda ne kadar da bonkör! ah bilebilseydik gerçekliği, kandırır mıydık sürekli kendimizi. onlarca yalan söyler miydik, bir süre sonra o yalanlara inanmış bulur muyduk kendimizi.

    bir gün aynaya baktığımda kendimle göz göze gelmenin beni fazlası ile rahatsız etttiğini hissettim, bu belki de ruhumun bedenim karşısında utancından kaynaklanıyor. haydi ama dostum, kendine itiraf et pek de yaptığın işler matah değil. içten içe kendini övme sen de pek farklı değilsin.

    küçümseyen gözlerle etrafını süzme, bu kıyafetten herkes giyiyor, okuduğun kitapları herkes okuyor, sabah kahve içmeden güne uyanamayan bir tek sen değilsin, bir kadının yutkunamadığı yumru olmak sana has bir şey de değil. tarkovski filmi izlerken, nuribilge ceylanın uzun diyaloglarından yalnızca sen altı çizili cümleleri çıkarmıyorsun. konuşurken ağzından çıkana bakan bir insan topluluğu seni çok da fazla önemli kılmıyor.

    etrafa bak, yığınla kendini özel hisseden insanlardan dolu. öyle bir topluluk var ki hiç yoksa kendini özel hisseden insanların sıradanlığı bu. kabul et bu gerçeği dünya senin etrafında dönmüyor, öldükten 10-15 sene sonra kimse seni hatırlamayacak. dünya tarihinden senin gibi birinin geçtiğinden pek kimsenin haberi olmayacak. bil istedim. belki aynada bu sefer gözlerinin içine bakabilirsin.