şükela:  tümü | bugün
  • fransız çizer manu larcenet'in 2003 yılında çıkardığı çizgi roman kitabının adı. 2004 yılında angoulême uluslararası çizgi roman festivalinde en iyi çizgi roman albümü ödülünü kazanan kitap ülkemizde 2016 yılı sonunda karakarga yayınları tarafından yayınlanmıştır.

    gençlikten olgunluğa geçiş döneminde yaşanan problemleri hem edebi, hem çizgilerle anlatır.

    (bkz: le combat ordinaire)
  • "harika bir sanatçı olabilirsin ama bu senin büyük bir göt olduğun gerçeğini değiştirmez. çok güzel şeyler yapan, çok çirkin bir insan olabilirsiniz. dünyanın bütün güzelliklerini kağıda yansıtırken, hiçbirinden nasibini almayabilirsin. çok garip: bir insan, kendi yarattığı şeyin nasıl bu kadar gerisinde kalabilir? eğer ortaya çıkan iş, sanatçıdan daha iyiyse, neden onun gelişimine yardımcı olmaz?"

    manu larcenet'in "sıradan zaferler" adlı harikulâde çizgi romanından alıntıdır.
  • insanların içten içe yaşadıkları korkuları ele alıp (çok klişe bir tabir olacak ama) okuyucunun suratına tokat gibi çarpan çizgi romandır.

    büyüme korkusu
    işsiz kalma korkusu
    çocuk sahibi olma korkusu
    ebeveynleri kaybetme korkusu
    bağımlı olma korkusu vs vs

    anksiyete bir adamın yaşantısı esnasına aklınıza gelebilecek bir çok korkuyu alt metinde anlatır.

    spoiler;

    benim en çok ilgimi çeken grev yapan tersane işçilerinden emekliliği yaklaşan pablo'nun yorumlarıydı.

    "bu grevi belki bir kaç iyi insan duyuracak ve ideolojik nedenlerle yapacaklar. onlar da bir süre sonra kendi hayatlarına dönecekler ve gerçeklerle bizler yüzleşmek zorunda kalacağız"

    sanırım okuduğum en sağlam alt metinli çizgi romandı bu.
  • dünyanın açık ara en iyi grafik romanı.
  • bulamadığım çizgi roman. nereye baksam tükendi diyor. bulduran olursa minnettar olurum.

    (bu entry bir süre sonra kendini imha edecektir)
  • "hepimizin acıya, kedere ve eksik kaldığımız şeylere verdiğimiz tepkiler farklıdır. bazı insanlar bu boşluğu doldurmak için uzun uzun konuşur, tartışır ya da çeşitli teoriler üretir. kimileri ise tam tersine, çalışkan bir çocuğun matematik problemine odaklanışı gibi sessiz kalır. bende ise, yoğun acılar uyuşturucu etkisi yapıyor. konuşsam da sessiz de kalsam bir tarafım boş kalıyor. duygularımın aniden yok oluşu, sanırım kişisel olarak geliştirdiğim bir tür savunma mekanizması. bu şekilde hayata devam edebiliyorum. bir yanım diğer insanlarla kaynaşıp, ilişkiye girip hayatın rutin akışına devam ederken diğer yanım seyircilerden uzak bir şekilde gizli gizli kendi cehennemini yaşıyor."
  • "yaptığım her şeyin babamdan izler taşıması rahatlatıcı ya da tam tersine dehşet verici olabilir. bana öğrettikleri sadece yapmak ve olmakla açıklanamaz. kesinlikle onun bir parçasıyım. kendimi ondan kurtardığıma inandığım zamanlar, geçici olarak sevinçten havalara uçuyorum. ama kesinlikle uzun sürmüyor. daha iyi veya daha kötü bir şekilde yüzeye çıkması bir saat bile sürmüyor. birbirimizden ayrı insanlar olduğumuza bir türlü ikna olamıyorum. ben onun içindeyim, o da benim içimde. ben ölüyüm, o hayatta... bu bir gizem. doğal olarak kendimi anlayabilmem onun kim olduğunu anlamama bağlı."
  • az evvel okumayı-ya da bakmayı bitirdiğim kitap. çizgiroman kültürü redkit, tenten vb. olan benim için değişik, hoş, nahif bir anlatımı var, çizim tekniği basit ama etkili. şu günlerde iyi geldi *
  • manu larcenet’in sıradan zaferler’ine görür görmez vuruldum. kapak tasarımı bile ona aşık olmam için yeterli sebepti. kitabı elime alıp da sayfalarını hızla çevirdikten sonra kalbimin küt küt atmasıyla doğru eserle beraber olduğumu tekrar anladım. çizimler harikulade, insanı avucunun içine alıyor ve yarattığı dünyaya hapsediyor. siz de esiri olmayı mutlulukla kabul ediyorsunuz.

    sıradan zaferler, fotoğraf sanatçısı marco’nun hayatını anlatıyor. gerçekten de bu anlatıda hiçbir olağanüstülük yok, her şey sıradan ve olağan seyrinde ilerliyor. marco, her birimizin yaşadığı ya da yaşayabileceği sorunlarla yüzleşiyor. zaten kitabın büyüsü de burada ortaya çıkıyor. hikaye o kadar naif ve içten ki adeta hayatın ta kendisi. ve durup düşündüğünüzde, hayatı bütün çıplaklığı ile anlatmanın akla hayale sığmayacak denli büyük bir başarı olduğunu anlıyorsunuz.

    sıradan zaferler’in bu başarıya ulaşmak için mükemmel çizgilerle desteklenen hikayesini ilmek ilmek dokuduğunu belirtmek gerekiyor. marco’nun hayatındaki kesitlerden hepimizin çıkaracağı paylar var. hikaye ilerledikçe anlıyorsunuz ki sıradan zaferler, basit konuları işliyor gibi görünmekle beraber aslında karmaşık; kısacası ikilikleri başarıyla anlatan, çok boyutlu bir kitap. dokuzuncu sanatın bu harikasını okuyan herkesin büyümek, yaş almak ve çevresindeki insanlarla ilişkileri üzerine düşüncelere dalacağına eminim.

    sıradan zaferler, zoru, kolay göstermesiyle, okuyana, hikayesindeki bütünlük hissini eksiksiz şekilde vermesiyle ve “lütfen bitmesin…” dedirtmesiyle tam bir şaheser. bizi böylesine büyüleyici bir grafik romanla tanıştırdığı için karakarga yayınları'na ve çevirmen emre yavuz’a ne kadar teşekkür etsem az.
  • "suçluluk kim olduğunuz gerçeği karşısında duyduğunuz korkudur."