şükela:  tümü | bugün
  • dalia sofer in kendi hayatından esinlenerek yazdığı, humeyni devriminde yahudi bir ailenin başından geçen olayları anlatan roman. israilin filistene uyguladığı katliam sırasında bu romanı okumam da okurken kafamda 10 tilki gezmesine sebep oluyor...
  • çok çok çok kötü bir çevirisi olan kitap.çevirisini ışıl aydın diye birisi yapmış..aslına sadık kalarak mı böyle çevirmiş bilemiyorum ama kimi yerinde miş'li geçmiş zaman, kimi yerinde geniş zamanla yapılan çevirisi beni kitaptan soğuttu ve kolay kolay yapmadığım şeyi yapıp kitabı okumayı bıraktım.
  • adrian brody ve salma hayek'in baş rollerinde olduğu 2015 yılında yapılmış film.
  • adrian brody'nin harikalar yarattığı, izlerken "ya bize de böyle olursak" diye kara kara düşündüğümüz ve yer yer ağlatan etkileyici yapım.

    filmle ilgili en sevdiğim noktalardan biri, dine, dile, etnik ve ideolojik kimliğe bakmadan, safını masumlardan yana tutmasıydı.

    özellikle son iki yüzyılı düşündüğümde şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum: zorun kullanıldığı, vahşetin olduğu hemen her yerde islam'ın gölgesi bitiveriyor.
    (bkz: ışid)
    (bkz: boko haram)
    (bkz: el kaide)
    (bkz: taliban)

    sonrasında "gerçek islam bu değil. islam hoşgörü dinidir" sözleri yankılanıyor bir yerlerde. "olması gereken" ve olan bir kez daha birbirine karıştırılıyor. film, satır aralarında bunu öyle doğal işlemiş ki.

    özellikle bu dönemde es geçilmemeli, mutlaka izlenmeli.
  • salma hayek, adrien brody'li film..
    "septembers of shıraz"
    **
    önermesi şu:
    this film is dedicated to all the families of the world who have endured persecution.
    “bu film dünyada zulüm gören tüm ailelere ithaf edilmiştir”
    **
    filmde geçen bir söz daha:
    "every pilgrim goes to mecca his own way."
    **
    yahudi ailenin iran devriminin etkisini artırıp muhalifleri tutukladığı, mallarına el koyduğu dönemdeki dramı ve ülkeyi terk etme macerası...
    kuyumcu baba rolünde adrien brody'nin "sanki saatli bir bomba üzerinde oturuyoruz. öyle bir an gelecek ki her şeyi ardımızda bırakmamız gerekecek" sözleri, 15 temmuz darbe girişimi sonrası türkiye tablosuna çok benziyor..
    **
    film mevlana'nın şu sözüyle açılıyor:
    out beyond ideas of wrongdoing and rightdoing, there is field. ı will meet you there. yani, "yanlış ve doğruların ötesinde bir yer var. sizinle orada buluşacağız" [mevlana]
  • adrien brody ve salma hayek'in başrollerini paylaştığı 2015 yapımı film. aslında türkiye için ibret vakti desek daha doğru olur. hergün giyimi kuşamı, yaşam tarzı nedeniyle saldırıya uğrayan insanları gördükçe, filmin değeri daha iyi anlaşılıyor.

    --- spoiler ---

    filmde iran islam devrimi sırasında bir yahudi ailenin başına gelenler anlatılıyor. bu ailenin yardım ettiği,büyüttüğü insanların gücü ele geçirince nasıl da vahşi bir yaratığa dönüştüğünü yakından gözlemleyebiliyoruz. bir yahudi aile var. islam devrimini televizyondan izliyorlar. aslında başlarına gelecek olanı da çok iyi biliyorlar. o yüzden oğullarını apar topar yurtdışına okumaya gönderiyorlar. ve küçük kızları ile beraber kaderlerini beklemeye başlıyorlar. ve o kader aslında çok da gecikmiyor. adam gözaltına alınıyor ve bütün malvarlığına el konuluyor. gözaltındayken sürekli psikolojik ve fiziksel işkenceye tabi tutuluyor. karısı deliler gibi her yerde onu bulmaya çalışıyor. bu sırada kendisi de dışarda olmasına rağmen psikolojik işkenceye maruz kalıyor. örtünme baskısı, polislerin uyguladığı baskılar giderek dozajını arttırıyor. en sonunda gözaltına alınan yahudi adam gözünü karartıyor ve işkencecisine rüşvet teklif ediyor. burada islam devrimcilerinin aslında ne kadar da ahlaklı olduğunu çok yakından görüyoruz! çünkü işkenceci islamcı teklifi hemen kabul ediyor. ve adam rüşveti verip, sonunda dışarı çıkıyor. ama dışarısı ona daha çok koyuyor. çünkü sokaktan toplayıp kendi himayelerine aldığı, iş verdiği ailenin oğlu kendisini soyuyor. mücevherlerini çalıyor. ve bunu yaparken de devrimin arkasına sığınıyor. bahanesi de, ''siz zengin olduğunuz için biz fakir kaldık'', oluyor. yani dini kullanarak hırsızlığı meşrulaştırıyor.
    ---spoiler---

    aslında bu yukardaki hikaye bir türkiye manzarasını da bize çağrıştırıyor. çünkü bizde de bugünün muktedirleri muhalifleri ezmeye çalışırken iran devriminin söylemlerini ağızlarından eksik etmiyor. bizde de eğitimli, para kazanan, gezen tozan, yaşamasını bilen kesime karşı aşırı bir kıskançlık var. kedinin erişemediği ciğere mırnav demesi gibi. o yüzden de bizdeki bu kitleler eğitimli kesimin tam tersi bir siyasi davranış içinde olmayı amaçlıyorlar. bunu meşrulaştırmak için de dini kullanıyorlar. aslında mesele ideolojik değil. mesele düzgün bir eğitim alamamak ve sınıf atlayamamak. ve kendi eğitimsizliklerinin sorumluluğunu başkalarına yüklemek. tabi eğitimli başkaları hangi siyasi pozisyonu alıyorlarsa bu eğitimsiz kitle de tam tersi pozisyonda kümeleniyor. yani türkiye'deki eğitimliler akp'ye oy atsa bunlar chp'nin önünde kuyruk olurlar. çünkü imrendikleri yaşam tarzına gıcık oluyormuş gibi yapmak zorundalar. erişemeyeceklerini bildikleri için başkalarını da kendi dünyalarına çekmek istiyorlar. başarılı olanı dibe çekme mantığı. bunun için de şu anda dini kullanıyorlar. çünkü şu anda en elverişli araç o. başka bir gün milliyetçiliği ve hatta marksizmi bile kullanabilirler. yeter ki yaşamasını bilen kesimden öclerini alabilsinler. bu öc duygusu bu kesimi şu anda kurulan islami aristokrasinin farkında olamayacak kadar kör etmiş durumda. kendilerini yönetenlerin eşitlikçi bir islam anlayışına sahip olduklarını düşünmek istiyorlar. tabi bizde şu anda kinlerini kusmak için dini kullanan bu kitle, türkiye'deki islam devrimi henüz tamamlanmadığı için irandakiler kadar cüretkar değil. ancak şimdilik.

    ---spoiler---

    neyse filmin sonunda ise adam ve ailesi kaçak yollarla türkiye'ye geçmeyi başarıyor ve kurtuluyorlar. aslında burada harika bir ironi var. 40 yıl öncesinin türkiyesi kaçılacak, sığınılacak bir ülke gibi görülüyor. geldiğimiz nokta ise içler acısı. artık buradaki insanlar yurtdışına kaçıp kendini kurtarmanın hesabını yapıyorlar. yani biz artık kaçılacak bir iran, avrupa ise sığınılacak bir türkiye olmuş durumda.
    --- spoiler ---

    bu film türkiye'deki muhaliflerin başucu filmi olmalı. ve muhalifler bu filmden dersler çıkartmalı. önlemlerini acilen almalı. çünkü yakında aynı muamelelere uğramayacağımızın hiçbir garantisi yok. yeri gelmişken ekşi sözlükte zamanında yayınlanmış şu mektubu da ortaya bırakalım: (bkz: iranlı bir yazardan mektup var)