şükela:  tümü | bugün
  • iş hayatının çoğumuza getirdiği açmaz sadece istemediği iş de değil istemediği insan, istemediği muhabbetler istemediği arkadaşlıklar.

    günde 8-9 saatimizi geçirdiğimiz yarı açık cezaevi aslnda türkiye’de iş yerleri.

    herkesin maske taktığı, sahteleştiği , başkalarının iş yapıp yapmadığına kendi işinden daha çok odaklandığı, dedikodunun tavan yaptığı, sen ölsen mutlu olacak insanların seni görünce mutluluk rolünü yaptığı,yapmacık samimiyetler ve doğum günü partilerinin yapıldığı, bilgisayar başında yalnızlaşırlar,hasta olunca rapor alsan laf edilen, maaşların kopyalandığı,öğle yemeklerinde kulislerin yapıldığı,dost-sırdaş bulmak istenip de bulunamadığı ve insanlara güveninin azaldığı bir ortam.

    maalesef iş hayatına başladıktan sonra kaybettiklerim :

    -yaşam zevki
    -insanlara olan güven
    -samimiyet
    -masumiyet
    -huzur
    -iyilik
  • istediği işi zevk için yapmıyorsa mantıklı davranan insandır.

    iş dediğin salt iş olduğu için sevilmez çünkü. kimse para kazanmadığı işi sevmez.
  • uzun zamandır, bu yaşamı çocuklarımıza dikte ediyoruz. büyük ihtimalle, finlandiya sistemini önerenler bile, farklı düşünmüyordur.
  • bu kisi benim, kod yaziyorum, emlakcilik ve taksicilik yapiyorum. para icin calisiyoruz yani, calismazsak ac kaliriz.

    ha su isi yapsam mutlu olurdum diyecegim bir iste yok, o derece bok bir durum benim durumum.
  • şanslı insandır. işin trajikomik boyutu odur ki sevmediğin fakat sırf para kazanmak için yapacağın işi bile bulamayıp işsiz kalıyorsun. belki de sevmeden icra ettiğimiz mesleklere bu yüzden devam ediyoruz. aç mı kalalım?

    gerçi şu an sahip olduğum mesleği sevmesem de "ulan keşke şu mesleği yapsaydım." dediğim bir meslek de yok.