şükela:  tümü | bugün
  • ayhan koç’un 2017 everest yayınları ilk roman yarışmasında ödül alan romanı.

    tılsımlı bir kasabada geçen, biri entelektüel ve asi yaradılışlı (fikret), diğeri ise hiçbir kehanetin müjdelemediği, sıradan olmak için doğmuş, kendi deyimiyle ismiyle müsemma (sadık) iki çocuğun seksenli yılların sonundan 1997 yılına dek süren dostluklarını konu alan bir büyülü gerçekçilik çalışması. kitabın arka kapağında hiç değinilmemiş ama romanın var oluş motivasyonlarından biri cumartesi annelerinin feryadını türk edebiyatına mıhlamak ve okuyucuya 90’lı yılların güzel olduğu kadar karanlık taraflarını da didaktik bir tona başvurmadan aksine kimi zaman mizahi bir üslupla aktarmak. kasım ayında sekiz ayrı kitap ekinde de eleştirmenlerden tam not alan ve övgüler düzülen bu roman hakkında entry giriyor olmamın iki sebebi var. birincisi yazarın ekşi sözlük yazarı olması ve hayli takipçisi olmasına karşın nemrut karakterli biri olmasından mütevellit hiçbir takipçisinin romanın başlığını açmaya yeltenmemesi.

    ikincisi ise romanda göze çarpan ve goodreads’te bir kullanıcının vurguladığı üzere editör ve son okumadan kaynaklı olduğu aşikâr bazı hatalar. benim bildiğim kadarıyla editörlerin görevi dosyalardaki hataları bulup düzeltmektir. dosyaya orijinalinde olmayan hatalar bulaştırmak, cümle tekrarları yaratmak yahut maddi hata olmayan yere maddi hata ibaresi koyup bir de tüy diker gibi o ibareyi orada unutmak hiç değildir. son okuma ise editörün yoğunluğu ve dikkatsizliği sebebiyle unutulmuş hataları fark etmek ve düzeltmek için son safhadır. ama ayhan koç öyle bedbaht bir yazar ki, son okumasını yapan mustafa orman insanı, son okumayı yapacağı yerde zannediyorum gezmiş tozmuş, internette çakma solculuğa soyunmuş veya bunların hiçbirini yapmayıp kitabı okudum hata yok, diyerek yayınevine teslim etmiş. zira bahsettiğim hataların fark edilmemesi için şahsın ya kör ya beyinsiz olması gerekir. mustafa orman ikisi de değil.
    hakikaten mustafa orman kimdir? neyse, derdin incinmesin mustafa!

    sonuç olarak ilk roman ödülüyle edebiyat dünyasına giren ayhan koç için başka bir yayıneviyle hâlihazırda anlaşmışken bu ödülü kabul etmek iyi mi olmuştur, kötü mü olmuştur, bunu zaman gösterecek. umarım ikinci baskıda editörler hatalarını düzeltirler ve gelecekte bu ödülü kazanacak yazarların başlarına böyle kazalar gelmez.
  • hasan ali toptaş'ın da konusunu ve anlatımını çok beğendiği, 90'lı yılları büyülü gerçekçilikle nakleden, roman yazmaya hiç heves duymamış sıradan bir adamın dostuna vefayla kaleme aldığı bir hatıralar geçidi.

    https://www.birgun.net/…asal-esintileri-188390.html
    http://vatankitap.gazetevatan.com/…akinleri/1/25018

    yazarla yapılan röportaj içinse
    http://www.egetelgraf.com/…a-bir-kasaba-var-uzakta/
  • müthiş bir kapağa sahip, efsunlu olduğunu düşündüğüm roman..
  • konu ve üslup itibariyle insanı uçurup götüren kitap. herhalde editörler de çalışırken kapılıp gitmiş ki kabak gibi ortada olan hataları görmemişler (fazla iyimser tahmin). ya da düpedüz türkçenin kurallarına haiz değiller (daha gerçekçi, evet). sorumluluklarındaki bir kitapta mevcut olan hataları görmekten aciz bu insanların orada burada edebiyat hakkında ahkâm kesiyor olduklarını düşünmek beni çıldırtabilir. düşünmüyorum o yüzden. evvelki everest tecrübelerimi de hesaba katarak sırlıçeşme'nin hayali sakinleri gibi söz konusu yayınevinin de hayali editörler icat ettiğini, varlıklarının yalnızca künyelerde birer isimden ibaret olduğunu düşünmek istiyorum. bu, hayatı bir nebze olsun katlanılır kılabilir. henüz ortalarındayken; yazara notum 100, editörlere 0, yayınevine -100 ("eksi yüz" diye yazıyla da belirteyim de okurlarsa filan, pek güvenemedim, tam olarak anlasınlar).