şükela:  tümü | bugün
  • "yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de!"

    ilgili kitabın aklımda kalan en vurucu cümlesidir.
  • albert camus'un, yaşadığımız saçma döngü içinde neden intihar etmememiz gerektiğini anlattığı, zaman zaman saçma, zaman zaman mantıklı, ama hep gerçeklerden bahsettiği, varoluşçuluğun dibine girdiği kitabı.

    temel olarak savunduğu şey, hayata kendi isteğimiz dışında fırlatıldığımız için, öleceğimizi kabullenip yaşamamız sebebiyle ( ki bu konuyu başkaldıran insanda da sıkça irdelemiştir) intihar etmememiz gerektiği. evet, başta oldukça karmaşık ve dediğim gibi saçma. ancak camus, intiharın değil yaşamaya çalışmanın bir başkaldırı olduğunu savunur. madem her şey yeterince saçma ve anlamsız, mantıklı olanı değil yine o kadar saçma olanı yapmamız gerekir der. yani, yaşamak..

    "kişi ancak olanaksızı elde etmek için tanrıya yönelir. olabilene gelince, insanlar yeter onu bulmaya."

    "... bir insanın yenilgileri, koşulları değil, o insanın kendisini yargılar."

    "neden çok sevmek için ender olarak sevmek gereksin ki?"

    "bir insan söylediği şeylerden daha çok söylemedikleriyle insandır."

    ve bence kitabın en vurucu fikri ve en güzel düşüncesi bir dipnot olarak çıkarır karşımıza:

    "insan sırf kendini öldürmemek için uydurmuştur tanrıyı. işte bugüne kadar gelen evrensel tarihin özeti."

    varoluşçuluk ilginizi çekiyorsa, kesinlikle okumanız gereken bir kitap. sartre'dan daha hafif, anlaşılır ve sevecendir camus.
  • sisifos söyleni, fransız yazar ve düşünürü albert camus`nün ıı. dünya savaşı ortasında yayımlanan deneme kitabıdır.orijinal ismi ise le mythe de sisyphe'dir. kitap, adını yunan mitolojisinden alır. yaşamı ve intiharı sorgularken, saçmayı başka bir deyişle uyumsuzu anlatır.
    sisifos da neyin nesi dersek eğer şöyle bilgilendirme yapabilirim: olimpos tanrıları, zeus’un isteği üzerine korintos kralı sisifos’u cezalandırmaya karar verirler. cezası, koca kayayı bir tepenin zirvesine kadar çıkartarak yerine oturtmaktır. sisifos, bazen sırtı ile dayanarak ve bazen de kolları ve de bacakları ile kayayı kucaklayarak büyük kayayı akşama doğru büyük zorluklarla tepeye çıkarır. tam tepenin oyuğuna yerleştirecektir ki, kaya yeniden aşağıya yuvarlanır. bu işlem her gün böylece devam eder gider… sisifos, homeros’un yorumu ile “yararsız ve umutsuz bir çaba ile cezalandırılmış olduğunu” anlar.
    sisifos bu cezaya karşı durarak tanrılara karşı bir tür zafer kazanabileceğini ispat etmek üzere her gün bu kaya ile aynı şekilde boğuşmaya devam eder. çünkü kendisinin varoluş nedeninin bu çabası olduğunu kabullenmiştir.
    camus, insan denilen varlığın kendisi,hayatı ve dünyayla uyumsuz halde bulunmasına bu ilginç denemesinde değinmiştir.bu uyumsuzluk nedeniyledir ki, insan öncelikle varoluşuyla kendisi arasındaki uçurumu kapatmalıdır.bu ise intihar sorunuyla yüzleşebilmesine bağlıdır.
  • uyanmış bir insanın tekrar tekrar okuması gereken paha biçilemez değerde olan bir kitaptır. yaşamın tüm noktalarına dokunan, aydınlanma yaşamış bireylerin savaş verdiği iç dünyasında kendini bulmasına yol gösteren bir kaynak.

    yaşam bilinçli canlı formlarıyla değerlenir. var oluşsal sorgulamalardan sonra bulanık bataklığa girmiş zihinlerin ne minvalde iyileşme gösterebileceğini, görebilen okurlarına gösteriyor albert.

    kaygı ve endişe, üstü toprakla örtülü bedeninizin ayağa kalkışıdır. yaşam topraktan oluşmuş bedende değil, yaşam düşünen kaygı duyan ruhun kendisidir.

    intiharın amaçsız kalmış bireyler için deli zırvası olduğunu inceden inceye ulaştırıyor okurlarına. intihar, ayağa kalkmış o bedeni tekrar toprak altına itmektir, iç dünyada yaşanan devinimi kapatmaktır.
  • 1942 yılında "yabancı" romanı ile birlikte, önce deneme olarak yayınlanan sonrasında camus'nün "saçma/absürd" karşısında yaşamla yüzleşme yeteneğinin, yeni modern ahlakın sözcüsü haline gelişini simgeleyen kitabı.
    sisyphos söyleni'ne adını veren klasik yunan karakteri, her seferinde yeniden geriye yuvarlanan ağır bir kayayı ebedi olarak bir dağın tepesine çıkartma cezasına çarptırılır. camus ise, bunun hepimizin kaderi olduğunu öne sürmekle işe başlar.
    aslına bakıldığında, evet bütün enerjimizi, yarasız çaba ve düş kırıklıklarına karşı koymaya harcıyoruz. varoluştaki bu "saçmalık"* , sisyphos'un ölümsüz olduğunu düşünsek bile az acı verici olamaz şeklinde yorumlanıyor.
    dolayısıyla, camus tarafından ortaya konulan felsefenin birincil görevi, -yaşamın yaşamaya değer olup olmadığına- ya da farklı bir deyişle -intihar edip etmemeye karar vermek- olarak tanımlanabilir.

    bu sorulardan birincisine camus'nün verdiği yanıt coşkulu bir evet iken, ikincisine verdiği yanıt ahlâki olarak hayır idi. camus'nün sisyphos'u anlamlı bir biçimde kendisini anlamsız tasarısına adıyor ve böylece onu anlamlı kılıyordu.

    camus, "sisyphos'un mutlu olduğunu düşünmek gerekiyor" sonucuna varıyordu. böylece kendi yaşamlarımızın saçmalığına kendimizi atarak ve bunu kabullenerek biz de mutlu olabiliriz.
  • ulan çıldırıcam resmen; daha önce yetmiş dokuz bin defa söylenmiş ama, uyumsuz nere, absürt nere be adam? türkçeleştirmeyi frenleyemeyen kişinin yolu böyle bombok bir yere varıyor anlaşılan. uyumsuz sözcüğünü her gördüğünüzde yazarın* tezinin aksi yönüne savruluyor, tüm evrene yabancılaşıyor, yaşamak fikrini anlamsız bulmaya başlıyorsunuz.

    haşa, kalkıp da tahsin yücel'in edebiyatçılığına laf söyleyecek değilim elbet, benim ne haddime? ancak çevirmenliği fransızca-türkçe istikametinde seyrederken dümeni yahut kafayı kırmış sanki. tahsin yücel türkçesi öyle steril ki, salt onunla donanıp kendinizi kapının dışına atsanız, kültür şoku geçirip yataklara düşersiniz. ekmek almaya gitseniz bakkal sizi kapısından kovar. meramınızı anlatmaya kalksanız "entel la bu" deyip donunuza kadar alırlar. iyice bunalımlara gark olup psikolog arasanız, bu sefer de "ruhbilimci ne lan?" diye yüzünüze gülerler. gündelik hayatın sahici kelimelerini laboratuvarda üretilen, henüz tedavüle girememiş ve asla da giremeyecek olan, kendilerine ancak tüm milliyetçi hayallerin gerçeğe döndüğü o ütopik diyarlarda, paralel bir evrende yahut kaf dağı'nın ardında rastlanabilecek kelimeleriyle değiştirince başınız arşa ermiştir umarım mösyö yücel. milliyetçilik dediysem de lafın gelişi. çünkü en safi türk ırkçılarının ıslak rüyalarında dahi böylesine kıçtan uydurma sözcüklere rastlanmaz, onların dağarcıklarının en azından tarihsel, kökensel, yöresel vs. dayanakları vardır. üç-beş tane herifin masa başında yaptığı oylamalarla dil uydurmak, aklı başında kimsenin arka çıkacağı iş değildir. sadece entellerin satırlarında yer bulabilen sözcükler de yok olmaya mahkûmdur.
  • tahsin yücel türkçesinden dolayı, okumakta zorlandığım albert camus kitabı. absurde sözcüğünün, uyumsuz olarak türkçe'ye çevirilme nedenini, önsözde anlatmasına rağmen, tatmin olmadım ve kitabın içinde geçen her uyumsuz kelimesinde, kitaptan uzaklaştım. sanki anlamsız veya saçma olarak çevrilse, daha yerinde olurmuş gibi düşünüyorum. bunun dışında, hayatın anlamsızlığının sorgulandığı, tipik bir camus kitabıdır. alınıp, okunmalıdır.
  • camus'nun intihar hakkında ipe sapa gelmez düşünceleri derleyip toparladığı, uyumsuz'un dünya görüşünü anlamaya çalıştığıeseri. anlaması zor, okurken bol bol not alınması gereken, birçok intihara sebebiyet veren, intiharla sonuçlanmasa da dünyanın yaşanılabilirliğinin sorgulanmasına neden ve yardımcı olan güzel deneme. insan hayatında zamanın ve zamanda insan hayatının yerinin en etkili sorgulandığı yazılardandır.
    nick drake'in ölümünde de önemli rolü olduğu söylenir.
  • can yayınlarından çıkan tahsin yücel çevirisi halinden uzak durulmalı. zaten içeriği ağır bir kitap, tahsin yücel'in çevirisi dikkat dağıtıyor. o vakte kadar açın internetten neden bahsediyormuş okuyun ya da fransızca öğrenin.
  • hayattı, uyumsuzdu, intihardı, tahsin yücel çevirisiydi derken normalde yüz altmış sayfa civarı bir kitabı üç saatte okuyan bir bünye bu kitabı altı günde bitirmiştir öncelikle. (bkz: sorun bende değil ben sorundayım belki de) takribi sisifos söyleni bölümüne gelene kadar düşündüğüm "eğer hiçbir anlamı yoksa neden devam etmeliyiz?" sorusunu hep arada bırakan yazılar bütünüyle beni sürekli olumsuz tarafta tutan camus, tek bir cümle ile beni o ipten almıştır sisifos söyleni bölümünde, tam hatırlamasam da "sisifos kayayı en üste çıkarıp, yuvarlanmaya başladığı anda yukarıdan aşağıdaki vadiye bakar ve sonsuza kadar cezalandırılmış olsa da yüzünde hafif bir gülümseme olur, işte insan bunun için yaşamalıdır." minvalindeki bir cümle ve sonradan bununla birleştirdiği felsefeleri (bkz: başkaldıran insan) ile insanın yaşamı her ne kadar anlamsız da olsa deneyimlenesi ve deneyimlerin sonu bilinmese de içindeyken alınan hazzın önemi hakkında güzel bir nutuk içermektedir. özetle, yaşam yaşam içindir, itina ile yaşayınız.