şükela:  tümü | bugün
  • yaklasik olarak 1957-1972 arasi etrafta dolanmis, avantgarde, dada'dan, surrealizm'den, ve lettrizm'den etkilenmis, anar$ik ogeler barindiran sanat akimidir. paris merkezli situationiste internationale dergisi cevresinde birle$mi$ ve temelleri lettrist internationale ve international movement for an imaginative bauhaus (imib) tarafindan atilmistir. imib'in temel fikri fonksiyonun tamamen gereksiz oldugudur ve mottolari da "form for fun"dir. bu arada, bir anarsist organizasyon olmasi hasebiyle, disaridan tek parca gorunse de situationiste internationale'in aslinda estetikciler ve siyasetbilimciler arasinda bolunmeler ve onemli tartismalar yasadigini da belirtmek gerekir.

    situationism hakkindaki en eglenceli hikayelerden biri, 1961'deki bir toplantida bir dinleyicinin "bu situationism de tam ne oluyor ki acaba?" sorusuna, toplanti londra'da ve ingilizce yapilirken, imib'ci guy debord'un kalkip, fransizca olarak "biz buraya boyle amcikca sorulari cevaplamaya gelmedik" demesi uzerine tum situasyonistlerin salonu terk etmesidir.

    ayrica situationist international online icin bkz: http://www.situationist.cjb.net/
  • dilimize durumculuk olarak cevrilmistir.

    oncelikle (bkz: #1627396). burada da deginildigi gibi durumcular adi konmus bir akim olmayi reddederler ve 'situationism yoktur, situationistler vardir' derler. cagdaslari olan akimlardan* *, debord'un da soyledigi gibi, devrimci bir sanat elestirisi yaparak degil, tum sanata, genel anlamda sanat kavramina devrimci bir yaklasim getirmeleriyle ayrilirlar. ayni zamanda politik duruslari da eylemleriyle, urettikleriyle icice gecmis, teorik calismalari pratikleriyle paralel yurumus; gerek yazin, gerek plastik sanatlar, gerek gorsel sanatlar, gerekse mimarlik alanlarinda uretken olmuslardir.

    yine konuyla alakali olarak:

    iyi bir arsiv icin (bkz: not bored)
    ana metinlerden biri icin (bkz: gosteri toplumu)
  • hastası olduğumuz, her şekilde sevdiğimiz ama talibi olmayan akım.

    dürümcü ve az çorbacı bir toplumda karikatürleşmesi kaçınılmaz olan, söylediklerine kulak kabartmak gereken hareket.
  • nihilizmle pazarlanan punk türüne de zemin oluşturmuştur bu akımının öğretileri.
    guy debord ziyan olmuş situationistlerin en ünlü düşünürü olarak tanınır. situationist bir utopya olarak "nöbet değişimi yakın ve önüne geçilmez... tıpkı yalnızca çaktığı zaman gördüğümüz şimşek gibi" sözünü buyurup, john gray'e göre debord, karanlık güçlerin dünyaya hakim olduğuna ve güçlerinin bir gecede kaybolmak üzre olduğuna inanmışmış.
    situationism'in öncülüğünü, ortaçağ'ın özgür ruh kardeşliği (13. ve 14. yüzyıllarda kuzey avrupa'da yeşermiş bir hristiyanlık akımı. kiliseyle aykırı düşünçe, 13311-1312 yıllarındaki viyana konsülünde papa v. clement tarafından sapkın ilan edilmiştir.) akımının yaptığı iddia ediliyor.
  • bir de manifestoları var, aşağıdan buyrun;

    situasyonist enternasyonal (international situationist ) manifesto 1960
    varolan çerçeve, teknolojinin karşı konulamayan gelişimi ve bunun toplumsal yaşamımızdaki anlamsız olası kullanımlarının [yarattığı] hoşnutsuzlukla birlikte, gün be gün artan yeni beşerî kuvveti boyunduruk altına alamaz. bu toplumdaki yabancılaşma ve tahakküm, bir kısım değişkenler arasında dağıtılamaz; lakin yine aynı toplumun kendi içinde, hep birlikte reddedilebilir yalnızca. bugünkü çok-biçimli krizin devrimci çözümüne kadar tüm gerçek ilerleme açıkça askıya alınmıştır.

    gerçekten de [özgün bir şekilde] "üretimi, üreticilerin özgür ve eşit birliği temelinde yeniden örgütleyen" bir toplumdaki yaşamın örgütsel perspektifleri nelerdir?

    çalışma, bireye nihayetinde tam bir özgürlük veren yaşamsal maddelerin sosyalizasyonu ve üretimin otomasyonu aracılığıyla dış bir ihtiyaca indirgenebilir. böylelikle, tüm ekonomik sorumluluklardan, öteki insanlara ve geçmişteki dair tüm sorumluluklarından ve borçlarından azat edilerek insanlık, borçlu iş ölçüsüne indirgenmesi imkânsız olduğu için parayla ölçülemez yeni bir artı-değer çıkaracaktır.

    herkesin ve her bir kimsenin özgürlüğünün garantisi, özgürce inşa edilen yaşamın, oyunun değerinde bulunmaktadır. bu oyunsal (karnavalsal) zeminin yeniden yaratımının uygulaması, insanın insan tarafından sömürülmesinin son bulmasıyla güvence altına alınan yegane eşitlik çerçevesidir. oyunun özgürleşmesi, yaratıcı özerkliği, dayatılan çalışma ve zevk arasındaki eski (ancient) işbölümünün yerini alacaktır.
    kilise zaten popüler şenliklerde ihtiva edilen ilkel gülünç yönelimleri baskı altında tutmak için sözde cadıları yakmıştı.
    katılımı olmayan, yalancı, berbat oyunlar üreten, halihazırdaki egemen toplumda gerçek sanatsal bir etkinlik, bir suç olarak sınıflandırılır. bu, yarı gizli bir durumdur. skandal şekline bürünerek ortaya çıkar.
    peki, durum ne kadar gerçektir?
    daha çok insan varlığınca kışkırtılan daha iyi bir oyunun gerçekliğidir. bütün ülkelerin devrimci oyuncuları, gündelik hayatın tarih öncesinden ortaya çıkışını başlatmak üzere sitüasyonist enternasyonal'de birleşebilirler. bu nedenle, şu anda var olan sendikal, politik örgütlenmelerden bağımsız, yeni kültürün üreticilerinin özerk bir organizasyonunu tavsiye etmekteyiz. ilk halk hareketi, öncü deneysel aşamasını bu organizasyona bıraktığı anda, bizim atfettiğimiz en acil hedef unesco'nun ele geçirilmesidir. bu durum dünya çapında birleştirilince, sanatın ve tüm kültürün bürokratizasyonu, geçmişin yeniden üretimi ve eklektik konuşma temelinde dünyada var olan sosyal-sistemlerin derin ilişkilerarasılığını açığa vuran yeni bir olgudur.

    bu yeni koşullara, devrimci sanatçıların müdahalesi, yeni bir eylem türü olmalıdır. tek bir yapı içerisinden yönlendirilen kültürün bu yönetimsel yoğunlaşması, komplocu ele geçirmeyi tercih ettiği için, onun tam kendi varlığı da darbe yoluyla ele geçirilebilir. ve kurum, bizim yıkıcı perspektifimiz dışında herhangi bir anlamlı kullanımdan yoksun olduğu için, bu aygıtın ele geçirilmesini çağdaşlarımız önünde meşru görüyoruz. ve onu ele geçireceğiz.

    art arda gelen taleplerin açığa kavuşturulmasında en önemli olduğunu kanıtlayan işi çabucak yürüteceğimizden emin olduğumuz için, unesco'yu kısa bir süreliğine de olsa ele geçirmemiz gerekli.

    yeni kültürün ilkesel karakteristiği ne olabilir? ve eski sanat ile nasıl karşılaştırılabilir?

    * gösteriye katılmış olana karşıt olarak, gerçekçi sitüasyonist kültür, tam/total katılımı önerir.

    * belirli bir zamana hapsedilmiş sanata karşıt olarak, doğrudan yaşanılan anın örgütlenmesini içerir.

    * özelleş(tiril)en sanata karşıt olarak, her an bütün bir halde kullanılabilir eylemleri içinde taşıyan küresel bir uygulamayı içerir.

    doğal olarak bu, şüphesiz ki anonim olan kolektif üretime meyilli olacaktır (en azından emeğin artık metalaşmaması ölçüsünde, bu kültür arkasında izler bırakma gereğinin hakimiyetinde olmayacaktır).

    bu deneyimin asgari önerileri bütün yaşanılabilir gezegenlere genişletilebilir olan ve bütün gezegeni kaplayabilecek ölçüde birleşik, dinamik bir kentleşme ve davranışta bir devrim olacak.

    tek yanlı sanatın aksine, sitüasyonist kültür bir diyalog, bir etkileşim sanatı olacak.

    bugün görülebilen bütün kültürlerin sanatçıları toplumdan tamamıyla kopmuşlardır. tıpkı rekabet dolayısıyla birbirlerinden ayrıldıkları gibi. fakat kapitalizmin bu kör düğümüyle yüz yüze kalınınca, sanat da esas olarak bunun karşılığında tek yanlı kalmıştır. ilkelliğin (primitizm) bu kapalı alanı, tamamlanmış bütünlüklü bir iletişimle alt edilmeli ve yerine konmalıdır.

    ileri bir aşamada herkes, - mesela, ayrılmaz bir biçimde total kültür yaratımının üreticileri/tüketicileri olarak- yeniliğin çizgisel kriterinin hızlı bir şekilde çözülmesine yardımcı olacak olanlar birer sanatçı olacak. herkes yönelimlerin, deneyimlerin çok yönlü patlamasıyla ya da radikal olarak farklı 'okullarla' art arda olmayan, fakat anında olan durumlarla birlikte, konuşmak üzere bir sitüasyonist olacak.

    biz zanaatların tarihsel olarak sonuncusu olacak olanı takdim edeceğiz. amatör-profesyonel sitüasyonist'in rolü -uzmanlık karşıtı olarak- yine, herkes kendi yaşamlarının inşasına iliştirilmeyen sanatçılar anlamında bir sanatçı olduğu zaman, ekonomik ve zihinsel bolluk noktasına değin uzmanlaşmadır. fakat tarihin son zanaatı, yani sitüasyonist enternasyonel arasında göründüğü ve zanaat olarak statüsü genelde inkâr edildiği zaman, kalıcı bir iş bölümü olmayan topluma çok yakındır.

    bizi doğru anlamayanlara, indirgenemez bir küçümsemeyle sesleniriz ki, sizin kendilerinizin yargıç olduğuna inandığınız sitüasyonistler, bir gün sizi yargılayacaklar. bütün biçimleriyle dünyanın özelleş(tiril)mesinin kaçınılmaz tasfiyesi olan dönüm noktasını beklemekteyiz. bunlar bizim hedeflerimizdir ve bunlar insanlığın gelecekteki hedefleri olacaktır.
  • (bkz: durum bu abi)

hesabın var mı? giriş yap