şükela:  tümü | bugün
  • 4 eylul 1919'da yapılmıştır. anadolu'nun tam ortasında bulunmasından dolayı ataturk'un milli mücadelenin en önemli toplantısı sırasında özenle geçtiği sivas'ta yapılan kongre'de, vatandaki tüm yerel direniş örgütleri tek bir isim altında birleştirildi. mustafa kemal o toplantının başkanlığına seçildi, "vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz" sözüyle birlik ve beraberliğin, daha sonra da tbmmnin kurulmasının kararını alındığı kongre turkiye cumhuriyeti'nin kuruluşunda çok büyük değer taşımaktadır...

    atatürk bu kongre'nin bitiminde "cumhuriyet temelini burada attık" demiştir.
  • damat ferit paşa'yı bu kongre dolalayısıyla istifa ettirmemiz, istanbul hükümetine karşı alınmış ilk siyasi zaferdir ayrıca..
  • (bkz: 4 eylul 1919)
  • 29 agustos'ta erzurum'dan sivas'a hareket edilir. dahiliye nezareti, 29 temmuz'da sivas valisi'ne, "mustafa kemal ve rauf bey'in istanbul'a gonderilmeleri" icin emirler vermistir. harbiye nezareti'nin, kolordu kumandanliklarina tebligat yaptigi da bildirilir. ama bu emirleri yazanlar da, alanlar da, bu emrin yerine getirilemeyecegini bilirler. fakat burokrasinin aciz durumda kaldigi zamanlar, kendi kendini aldatarak oyalamasi bir gelenektir.

    mustafa kemal, kendisinin istanbul'a yollanmasi hakkinda yazismalarin dosyalar doldurduğu sivas yolundadir. 2 eylul 1919'da sivas'a varilir. sivas kongresi, 4 eylul 1919'da saat 14'de sivas lisesi salonunda acilir. bilindigi gibi, bu kongreye 21-22 haziran'da, amasya genelgesi ile karar verilmistir. o tarihten beri, kongreye üye gondermeleri icin vilayetlere haber gönderilmektedir ama istanbul dahil ancak 31 üye gelmistir.

    kongre acildiginda hava karisiktir. rauf bey'in de aralarinda bulundugu bazi delegeler, mustafa kemal'i reis sectirmeme gayreti icindedirler. bunun yaninda, bazı delegeler de milli istiklal degil, bir yabanci devletin himayesini (manda) istemektedirler. hatta bu himayecilik fikri, amasya genelgesi'ne imza koyan refet bey'i bile sarmistir.

    bu arada bir yandan da elazig valiligi'ne ve sivas vali ve kumandanligina tayin edilen ali galip'in, ingilizler ve kurtlerin destegiyle sivas'a baskin yapmak, kongreyi dagitmak, onculeri tutuklamak niyetinde olduğu haber alinir. cidden tehlikeli, korkulu gunler yasanir. ancak ali galip, istanbul'ca safdışı bırakılır. ingilizler ve kurtler de halep yonune kacarlar.

    sivas'ta derin bir nefes alinir. kongre'nin acildigi bu karisik havaya ragmen mustafa kemal, 3 oy farkla reis secilmistir. ilk uc gün süren sekil veya duygu tartismalarina ragmen 4. gun konuya girilebilmistir. erzurum kongresi'nde alinan kararlar, bu kongreden de gecirtilebilmistir: "vilayat-i sarkiye mudafaa-i hukuk cemiyeti" yerine, "anadolu ve rumeli mudafaa-i hukuk cemiyeti", "vilayat-i sarkiye" yerine "vatanin butunu" gibi sozler konularak cemiyet, butun turkiye'nin teskilati halini almistir.

    kongre, butun turkiye'yi temsil eden bir kongre haline gelmistir. bir temsil heyeti seçilir. bir de "misak-i milli"nin ilk esaslarina sekil verilmistir ki, bu misak, milli direnis ve mucadelenin hedef ve sinirlarini tespit etmektedir.

    milletin, kendi kaderini kendi tayin etmesi ve kendi sinirlari icinde kayitsiz, sartsiz bağımsızlık davasinda birlesen bu milli misak gorusu, ileride, istanbul'da toplanacak mebusan meclisi'nde, bir milli yemin olarak ilan edilecektir.

    sivas kongresi, 12 eylul 1919'da calismalarina son verdi. kongre, erzurum prensiplerine yeni birsey ilave etmedi. beliren cesitli egilimlere ragmen, sonunda, onlari zedelenmeden koruyabildi.

    milli hareket'e milli bir boyut verdi. milli bir merkez oluşturuldu. mustafa kemal, bu milli hareketin, yetkili oncusu olarak seçilmişti.

    sivas kongresi calismalarinin sonunda, bir beyanname yayimlandi. bu beyannamede, kongrde alından 10 karar yeralmaktaydı:

    30 ekim 1918 tarihinde ve mutareke imzalandigi siradaki sinirlar dahilinde kalip, ezici bir islam cogunlugunu barindiran topraklar icindeki osmanli topraklari, hicbir suretle bolunmez bir butun oluşturur.

    osmanli toplulugu'nun butunlugu, milli bağımsızlığın saglanmasi, saltanat ve hilafet makaminin dokunulmazligi icin kuvay-i milliye'yi yetkili ve milli iradeyi hakim kilmak esasi kesindir.

    vatanin neresinde olursa olsun bir isgale ve rumluk, ermenilik teskili gibi girişimlere birlik halinde karşı konulmalıdır.

    azinliklarin hak üstünlüğünü sağlayacak veya siyasi hakimiyeti bozacak esaslar reddedilir.

    hukumet bir dis baski karsisinda topraklarının herhangi bir parcasini bırakmak zorunda kalirsa, buna karsi butun tedbirler alinir ve kararlar verilebilir.

    bağımsızlık ve millyet esasina uyan dis iktisadi ve teknik yardimlar kabul edilir.

    merkezi hukumet, milli iradeye tabii olmalidir, milli meclis toplanmalidir.

    anadolu ve rumeli mudafaa-i hukuk cemiyeti kurulmustur. cemiyet'in bir temsil heyeti kurulmustur.
  • erzurum kongresi'nde kabul edilen kararın ikinci maddesinin("her türlü işgal ve mücadeleyi, rumluk ve ermenilik kurma amacına yönemiş sayacağımızdan, birlikte savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir") ateşli bir tartışmaya yol açtığı kongre.
    memleketteki direnişin tam organize olmaması ve mondros mütarekesi ile doğrudan zıtlaşıp henüz hazır değilken büyük bir tepki almama amacı güdülerek kabul edilen bu madde
    bu tartışmalardan sonra "osmanlı ülkesinin herhangi bir parçasına karşı girişilecek müdahale ve işgale ve özellikle vatanımızda bağımsız birer rumluk ve ermenilik kurma amacına yönelmiş eylemlere karşı direnme" şeklinde değiştirilmiş.

    kaynak: uluğ iğdemir,sivas kongresi tutanaklari, türk tarih kurumu
  • amerikan mandasi, halide edip adivar ve esi dr adnan adivar'un kurdugu "vilson pransipleri cemiyeti" tarafindan savunulmustur.
    sivas kongresinde de uyeler arasinda mandacilik tartisilirken, mustafa kemal o sirada "tesadufen" orada bulunan mr. brown isimli amerikali gazeteciyle gorusme yapmistir.
    bu gorusmede, amerika'nin aslinda manda ve sorumluluk istemedigi, asil istediginin "imtiyazlar" oldugunu ogrenmistir.
    kongre de bunun uzerine "istila maksadi tasimamak kaydi ile, yabanci bir devletin ticari, sinai, iktisadi destegini sevincle karsilariz" seklinde karar almistir.
    bu kongreden sonra ankara'ya hareket eden mustafa kemal ve heyet-i temsiliye uyelerinin bindigi otomobillerin lastikleri ve yakiti, sivas'ta bulunan amerikan kiz lisesi tarafindan karsilanmistir.
    sivas kongresinde manda konusunda danisikli dovus oldugu iddiasi, manda savunucularini aklamaya calisan uretimlerdir.
    (kaynaklar: istiklal harbimiz; kazim karabekir, kizil tepeli kalpak; can dundar, sivas kongresi tutanaklari)
  • nutuk'tan..

    "...

    bu sebeple, 18 haziran 1919 tarihinde, trakya'ya verdiğim direktifte işaret ettiğim bir noktanın uygulanma zamanı gelmiş bulunuyordu. hatırınızdadır ki, o nokta, anadolu ve rumeli'deki millî teşkilâtları birleştirerek, bir merkezden temsil ve idare etmek üzere, sivas'ta genel bir millî kongre toplamaktı. bu gayenin gerçekleştirilmesi için yaverim cevat abbas bey 21 /22 haziran 1919 gecesi, amasya'da yazdırdığım genelgenin esas noktaları şunlardı :

    1 - vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
    2 - istanbul hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.
    3 - milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. ·
    4 - milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için her türlü baskı ve kontroldan uzak millî bir hey'etin varlığı zarurîdir.
    5 - anadolu'nun her bakımdan en güvenli yeri olan sıvas'ta hemen millî bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
    6 - bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkarılması gerekınektedir.
    7 - her ihtimale karşı, bu mesele milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler, gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.
    8 - doğu illeri adına, 23 temmuzda, erzurum'da bir kongre toplanacaktır. o tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de sıvas'a gelebilirlerse, erzurum kongresi'nin üyeleri de sıvas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.

    görüyorsunuz ki, bu yazdırdığım hususlar, zaten vermiş ve dört gün önce trakya'ya tebliğ etmiş olduğum bir kararın bir genelge ile anadolu'ya da bildirilmesinden ibarettir. bu kararın 21/22 haziran 1919 gecesi, karanlık bir odada alınmış korkunç ve esrarlı yeni bir karar olmadığı, zannımca kolaylıkla takdir buyurulur

    bu noktanın aydınlanması için, arzu buyurursanız küçük bir açık zorlamada bulunayım.

    efendiler, o müsvedde işte bu kâğıtlardır (göstererek), dört maddeliktir. içindekileri bildirdim. sonunda benim imzam vardır. bir de görevi dolayısıyla kurmay başkanım olan albay kâzım bey 'in (şimdiki izmir valisi kâzım paşa), kurmay hey'etinden tebliğ işleriyle görevli memur husrev bey 'in ( şimdi büyükelçi ), askerî makamlara şifreleyen yaverim muzaffer bey 'in ve sivil makamlara şifreleyen bir memur efendinin imzaları vardır. bunlardan başka daha bazı imzalar vardır.

    ..."
  • nutuk'tan...

    "...

    efendiler, sivas'ta toplanmasını sağlamaya çalıştığımız kongreye her taraftan temsilci seçtirmek ve onların sivas'a gelmelerini sağlamak üzere, daha amasya'da iken başlamış olan çalışma ve yazışmalar devam ediyordu. bütün komutanlar ve birçok vatansever her yerde olağanüstü bir çaba harcıyorlardı.ne var ki, yine her tarafta olumsuz ve aleyhte propagandalar ve özellikle istanbul hükûmeti'nin engelleyici tedbirleri işi güçleştiriyordu.
    bazı yerlerden hem temsilci seçmiyorlar hem de maneviyat kıracak ve herkesi ümitsizliğe düşürecek cevaplar veriyorlardı. örnek olarak,20' nci kolordu komutanı adına kurmay başkanı ömer halis bey'in istanbul'dan gelen bilgileri içine alan 9 ağustos 1919 tarihli şifresinde, şu maddeler dikkate değer görüldü :

    1- istanbul temsilci göndermiyor. oradaki işleri uygun bulmakla birlikte, cür'etli bir duruma girmeyi de istemiyor.

    2 - istanbul'dan temsilci göndermek imkânsızdır. gönderilmek istenen kimseler, orada verimli, başarılı iş göreceklerine emin olmadıklarından dolayı, boşuna masraf etmemek ve yolculuk sıkıntılarına katlanmamak için hareket etmiyorlar. (bilindiği üzere, bazı kimseleri özel birer mektupla da davet etmiştik. )

    biz, her yerden temsilci seçtirmek ve göndertmekte karşılaşılan güçlükleri yenmeye çalışırken, öte yandan kongrenin toplanması için en güvenli bir yer olarak seçtiğimiz sivas'ta da bir telâş ve heyecan başladı.

    efendiler, burada, sırası gelmişken arz edeyim ki, ben sivas'ı gerçekten de her bakımdan güvenli bir yer saymış olmakla birlikte, daha amasya'da iken siıvas'a gelen bütün yollar üzerinde uzaktan ve yakından her türlü askerî tedbir ve tertipleri aldırmayı da ihtiyatlı olmanın gereği saymıştım.

    sivas'ın heyecanı şöyle öğrenildi. 20 ağustos günü öğleyin, sivas valisi reşit paşa tarafından telgraf başına davet olunduğum zaman, paşa'nın uzun bir telgrafı veriliyordu. o telgraf şudur :

    erzurum'da mustafa kemal paşa hazretleri'ne
    önce, rahatsız ettiğim için beni bağışlamanızı diler ve zâtı devletlerinin sağlığını sorarım. neden rahatsız ettiğimi aşağıda arz ediyor ve açıklıyorum efendim. görünüşte, fransızlara ait kuruluşları teslim almak, gerçekte buraların durumu konusunda incelemelerde bulunmak üzere, cizvit papazlarıyla birlikte istanbul'dan önceki gün sivas'a gelerek valilik makamını ziyaret eden fransız subaylarının ziyaretlerini iade için dün sabah yanlarına gitmiştim. ziyaret ve görüşmenin sonunda orada hazır bulunan fransız binbaşılarından jandarma müfettişi mösyö brunot(brüno) biraz özel görüşmek isteğinde bulunarak bendenizi başka bir odaya aldı. söylediği sözleri olduğu gibi aktarıyorum :

    mustafa kemal paşa ile kongre hey'etinin sivas'a gelerek burada da bir kongre yapacaklarını işittim. bunu istanbul'dan gelen fransız subayları söylediler. sizinle bu kadar samimi görüşüp şahsınıza karşı pek çok saygı duyarken bu konuyu benden saklamanıza çok üzüldüm, dedi. bendeniz de gereken cevabı vererek kendisini inandırmaya çalıştımsa da son söz olarak :

    "eğer mustafa kemal paşa sivas'a gelir ve burada kongre yapmaya kalkışırlarsa, beş on gün içinde buraları, işgal etme kararının verildiğini kesin olarak biliyorum. inanmazsanız, gerçekleştiğinde görürsünüz. o zaman vatanınızın felâketini hazırlayanlar arasına siz de girmiş olursunuz sözlerini söyledi. dahiliye nezareti'nden aldığım şifreli telgraf da başka şekilde yazılmış olmakla birlikte aynı kanaati verecek nitelikte idi. yeni gelen fransız subaylarından biri de dün kolordu komutanı ile uzun uzadıya görüşerek, kongre hakkında komutan beyefendi'nin düşüncesini anlamaya çalıştığı gibi, bu sabah da mösyö brunot bendenize gelerek saat 15.00'te öteki fransız subaylarıyla birlikte kongre hakkında görüşüleceğini, ancak kendisinin aradaki samimiyet dolayısiyle daha önce ayrıca görüşmek istediğini bildirdi. bir süre konuşulduktan sonra sonuç olarak şunu da ekledi : "ben dünden beri bu mesele üzerinde çok düşündüm.sonunda şuna karar verdim ki, eğer mustafa kemal paşa ile kongre hey'eti, sivas kongresi'nde itilâf devletleri aleyhine kışkırtmalarda bulunmazlar ve onlar hakkında saldırgan bir dil kullanmazlarsa, kongrenin toplanmasında hiçbir sakınca yoktur. bizzat ben general franchetd'esperey (franşe despere)'ye yazar, mustafa kemal paşa hakkındaki tutuklama emrini geri aldırır ve kongrenin toplanmasına engel olunmaması için dahiliye nezareti'nden size emir verdiririm. ancak, şu şartla ki, siz de benden hiçbir şeyi saklamayacaksınız ve samimî dostluğumuzdan dolayı birbirimize karşı daima açık bir dil kullanacağız. yalnız, kongrenin toplanma tarihini öğrenmek gerekir" dedi. bendeniz de kendisine bu konuda bir şey bilmediğimi, öğrendiğimde kendisine bildireceğimi ve aradaki dostluğa dayanarak hiçbir şeyi saklamayacağımı söyledim.

    binbaşının işgal konusunda dünkü kesin ifadesine rağmen bugünkü yumuşaklığının sebebini, bütün incelikleri gören yüksek dikkatinize arz etmeyi görev bilir ve bu hususta sözü uzatmayı gereksiz sayarım. öyle anlaşılıyor ki, bunların düşüncesi, kongreyi sivas'ta toplatmaya razı görünerek sayın kongre üyeleri ile sizi burada toplamak ve el altından hazırlıklarda bulunarak bütün arkadaşları ele geçirmekten ve işgal mes'elesini de bir oldu bitti haline getirmekten ibarettir. dün akşam dahiliye nezareti'nden aldığım şifreli telgraf da, başka şekilde yazılmış olmakla birlikte, nitelik bakımından hemen hemen aynı idi. işte bendeniz her gerçeği gizli tutulmak istirhamı ile efendimize arz ediyorum. bundan sonra tutulacak yolun tayini size düşer. entrikalı bir tehlikenin bu kadar yakın ve âdeta elle tutulacak derecede görünürde olduğunu bilip dururken, durumdan zâtıâlîlerini haberdar etmemeyi ve dolayısıyla sivas'ta kongre toplanmasından vazgeçilmesini arz etmemeyi vicdanıma sığdıramadım. işte bunun için zâtıdevletlerinden ve orada bulunan diğer sayın arkadaşlardan pek çok rica ederim ki,ikinci bir kongrenin toplanmasına mutlak bir ihtiyaç yoksa vazgeçilsin.varsa,dört yandan işgali pek kolay olan sivas'ın toplantı merkezi olmasından vazgeçilerek,işgal ihtimali pek uzak olan erzurum'da veyahut uygun görülürse,erzincan'da toplanması çarelerinin araştırılmasını,memleketin selameti adına istirham ederim.kolordu komutanı salahattin beyefendi de bu husustaki düşüncelerini ayrıca kazım paşa hazretleri vasıtasıyla size yazacaklardır.şimdi yanımda bulunan eski sivas milletvekili rasim bey de,eski erzurum milletvekili hoca raif efendi hazretleri 'ne bu husustaki bilgi ve görüşlerini bildiren bir telgraf çekecektir. elbette, okuduktan sonra, hoca raif efendi hazretleri' nin ilıca'dan dönüşünde kendilerine yollamak lûtfunda bulunursunuz. işte efendim durum bu merkezdedir. herkesçe bilinen vatanseverliğinize karşı fazla rahatsızlık vermekten çekinir, cevabınızda vereceğiniz emrinizi beklerim efendim. işte rasim bey'in telgrafı.

    reşit

    bu telgrafa orada verdiğim cevabı olduğu gibi arz edeceğim. ertesi gün heyet-i temsiliye adına da aynı nitelikte uzun bir telgrafla vali yatıştırılmaya ve inandırılmaya çalışıldı. ayrıca kadı hasbi efendi'ye de dolaylı olarak bir telgraf çekildi. kolordu komutanı'na da gerektiği gibi yazıldı. rasim bey'e de endişeye kapılmaması için kendim yazdım.

    sivas valisi reşit paşa hazretleri'ne
    20/8/1919 saat : 13.00

    verdiğiniz bilgilere ve yüksek düşüncelerinize özellikle teşekkürümü arz ederim. mösyö brunot ve arkadaşlarının bir gözdağı vermek için söyledikleri sözleri tamamiyle blöf olarak saydım. sivas kongresi'nin toplanması yeni bir mesele değildir; aylarca öncesinden dünyaca bilinen bir teşebbüstür. gariptir ki, istanbul da bulunan yetkili fransız siyaset adamlarının da bana gönderdikleri haberler, anadolu'da millet tarafından girişilmekte olan teşebbüslerin pek haklı ve meşru olduğu, milletimizin istekleri kendilerine ve açıkça bildirildiği takdirde, bunları memnunlukla kabul ile gereğini yerine getireceklerine dair şimdiden yazılı güvence vermeye hazır oldukları şeklindedir. mösyö brunot'nun ikinci görüşmede ağız değiştirmesi ve yumuşaması, beni kazanma maksadına dayanabilir. binbaşı brunot'nun dediği gibi sivas'ın fransız'lar tarafından beş gün içinde işgali o kadar kolay bir şey değildir. zâtıdevletinizin hatırında olsa gerekir ki, ingilizler bu konudaki tehditlerinde daha ileri giderek batum'daki askerlerinin samsun'a çıkarılmasına karar verdiler. hatta sözde beni yıldırmak için, bir tabur bile çıkardılar. fakat, bu teşebbüse karşı, milletin sarsılmaz bir azim, iman ve ateşle karşı koyacağı gerçeği kendilerince anlaşıldıktan sonra, hem kararlarından vazgeçmeye hem de samsun'a çıkarmış oldukları askerleriyle birlikte orada bulunan taburu da alıp götürmeye mecbur olmuşlardır. sivas kongresi'nde ele alınacak hususlar da erzurum kongresi bildirisi'ndeki maddelerden kolaylıkla anlaşılacağına göre,itilaf devletleri aleyhine kışkırtmalarda bulunmak gibi maksatlar asla söz konusu değildir. burada şunu da arz edeyim ki, bendeniz ne fransızların ve ne de herhangi bir yabancı devletin yardımına tenezzül eden şahsiyetlerden değilim, benim için en büyük korunma yeri ve yardım kaynağı milletimin bağrıdır. kongrenin gereği, zaman ve toplanma yeri hakkında söz sahibi olmak, bendenizin şahsî hükmünün pek üstünde bir söz sahibi olan millet kararına bağlı bir durumdur. yalnız, tahmin buyurulduğu gibi, fransızların, kongre üyelerinin sivas'ta toplanmasına taraftar görünerek, sonradan onları ele geçirme imkânını bulabilmesi bizce pek uzak kuruntulardandır. bütün bu arz ettiklerimi mösyö brunot'ya aynen söylemenizde hiçbir sakınca görmüyorum. bu münasebetle mösyö brunot ve arkadaşlarına, milletimizi savunmak için, erzurum kongresi bildirisi ile, bütün dünyaya olduğu gibi kendilerinin istanbul'daki siyasî temsilcilerine de duyurmuş olduğu temel kararları uygulamakta hiçbir şekilde kararsızlığa düşmesine imkan bulunmadığı bildirilmiş olur. mösyö brunot bilmelidir ki, fransızların sivas'ı işgale karar vermeleri, kendilerine pek pahalıya mal olabilecek yeni kuvvetlerle ve çok paralarla yeni bir harbe karar vermelerine bağlıdır. böyle bir kararın, jandarma binbaşısı mösyö brunot ve arkadaşları arasında söz konusu edilse bile, fransız milletince kabul edilebileceğine ihtimal verilemez.

    milletvekili rasim bey' in, raif efendi hazretleri ne olan telgrafını okudum. korkmanın yeri olmadığının kendisine bildirilmesini rica ederim.

    gerek bendenize vermiş bulunduğunuz bilgi ve düşünceleri gerek rasim bey'in telgrafını hey'et-i temsiliye'ye olduğu gibi takdim edeceğim yalnız, sivas kongresi hakkındaki kesin karar ancak hey'et-i temsiliye'nin görüşmeleri sonunda belli olacaktır. alınacak karar, yüksek şahsiyetinize elbette arz olunacaktır.yalnız, bugün için istirhamım, brunot'nun tehditlerinin halk arasında yayılıp maneviyatın bozulmasına engel olunmasıdır. samimî saygılarımın kabulünü ve sâlahattin ve refet beyefendi'lere selâmımın bildirilmesini istirham ederim. muhterem paşa hazretleri.

    mustafa kemal

    (verilen cevap üzerine reşit paşa'dan alınan ikinci telgraftır)
    bendeniz anlayabildiğim kadarını efendimize arz etmekle vicdani görevimi yerine getirmiş oluyorum. istanbul'daki fransız ordu ve siyaset adamlarının görüşlerini ve zâtıdevletlerine karşı vermiş oldukları sözlerin ne dereceye kadar güvenilebilir olduğunu kestirememekte haklıyım. şüphe götürmez olan vatanseverliğiniz açısından vatanın kurtuluşu söz konusu olduğuna göre, iyice düşünerek tutulması gerekli yolun belirlenmesi efendimize ve yüksek kongre hey'etinin orada bulunan sayın üyelerine düşer. emirlerinizi yerine getireceğimizi arz ile derin saygılarımı sunarım, efendim.

    reşit

    efendiler, diyarbakır ve bitlis dolaylarındaki halkı aydınlatmak maksadıyla, oralarda ordu komutanı olarak bulunduğum sıralarda, bir kısmını şahsen tanıdığım birtakım ileri gelenlere özel mektuplar yazdım.van, bayezıt ve yakınlarında bulunan bazı aşiret beyleri ile de ilişki ve bağlantılar kurdum.

    nihayet, efendiler, ağustos içinde, her yerden bir takım temsilcilerin sivas'a doğru yola çıktıkları ve kısmen sivas'a gelmeye başladıkları anlaşıldı. sivas'a gelen temsilciler tarafından bizim sivas'a ne zaman hareket edeceğimiz sorulmaya başlandı.

    artık, erzurum'dan ayrılmak gerekiyordu. fakat, şimdiye kadar verdiğim bilgilerden anlaşılmıştır ki, sivas kongresi, doğu ve batı illeri ile trakya'nın yani bütün bir memleketin birliğini sağlamak gayesini güdüyordu. bu sebeple kongrede doğu illerinin de temsilcileri bulunmak gerekirdi. bu illerden sivas kongresi için temsilciler seçtirmeye kalkışmak ise, uygulanması bakımından değeri olmayan bir düşünceydi. erzurum kongresi'ni yapan temsilcilerin, sivas'a gönderilmesine kalkışmanın da mümkün olamayacağı anlaşılıyordu. zaten vilâyât-ı şarkiye müdafaa-i hukuk cemiyeti adına, kendi illerinden yetki almış olan bu temsilcilerin daha genel bir gayeye yönelen yetkileri de yoktu. bu bakımdan erzurum kongresi'nin, sivas kongresi'ne doğu'daki seçim bölgeleri adına,bir temsilci hey'et gönderme yetkisini alamayacağı da belliydi.

    yeniden temsilci seçtirmeye kalkışmak pratik bakımdan ne kadar geçersiz idiyse, birtakım teorik fikir çerçevesi içinde sıkışıp kalmak da o kadar geçersiz idi.

    en basit ve çıkar yol, vilâyât-ı şarkiye müdafaa-i hukuk cemiyeti'nin temsil hey'eti'ni sivas'a götürüp kongreye katmaktan ibarettir.

    üyelerden mutki aşiret reisinin mutki dağlarından çıkmaktan korktuğunu bilirdim. siirt milletvekili sadullah bey de ortada yok.

    servet ve izzet bey'ler kongre biter bitmez birer mazeretle trabzon'a gitmiş bulunuyorlar.
    erzurum'da rauf bey ve raif efendi var.raif efendi de özür diliyor.
    yolumuz üzerinde, erzincan'da şeyh fevzi efendi'yi bulabileceğiz.

    servet ve izzet bey'leri davet ettim, gelmediler. raif efendi've bizimle birlikte gelmesi için rica ettik, kabul etti.

    nihayet, hey'et-i temsiliye üyeleri olarak erzurum'dan üç kişi, erzincan'dan bir kişi ve sivas'ta bulduğum bekir sami bey ile beş kişi olduk. sivas kongresi'ne katılan temsilcilerin ellerindeki kartları inceleme gereği duyulduğu, zaman, ben, orada şöyle bir belge hazırladım ve altına hey'eti temsiliye'nin mührünü bastım.

    "hey'et-i temsiliye'den :

    mustafa kemal paşa
    rauf bey
    ulemadan raif efendi
    şeyh fevzi efendi
    bekir sami bey

    yukarıda adları yazılı şahıslar, doğu anadolu adına sivas kongresi'nde bulunmak üzere erzurum kongresi'nce görevlendirilmiştir. ( mühür)

    efendiler, erzurum'dan ayrıldığımız tarih 29 ağustos 1919'dur.

    amasya'dan erzurum'a gelirken, sivas'ta küçük bir hikâyeye konu olan olay hatırlarınızdadır. gariptir ki, erzurum'dan sivas'a giderken de buna benzer küçük bir durumla karşılaştık.
    erzincan'dan batıya hareket ettiğimiz günün sabahı, erzincan boğazı'nın girişine gelir gelmez, bazı jandarma erlerinin ve subaylarının heyecanlı ve telâşlı bir şekilde otomobillerimizi durdurduklarını gördük.

    durumu açıkladılar : "dersim kürtleri 'boğazı tutmuşlardır. tehlike var. geçilemez."

    bir subay, merkeze kuvvet gönderilmesini yazmış. o kuvvet gelince tertibat alacak, hücum edecek ve eşkiyayı püskürterek yolu açacakmış.

    pek iyi ama, bu eşkiyanın kuvveti nedir? neresini nasıl tutmus? ne kadar kuvvet ve ne vakit gelecek?

    bu sorunlar çözülünceye kadar, geri erzincan'a dönmek ve kimbilir nice günler beklemek gerekir. bizim ise, işimiz pek aceleydi. ben erzurum ile sivas arasındaki yolu belli bir zamanda katedip kararlaştırılan günde sivas'ta bulunamazsak, şurada veya burada şu veya bu sebeple korkup kaldığım, sivas'ta ve başka yerlerde duyulursa, panik başlayabilir, işler altüst olabilirdi.

    o halde karar? tehlikeyi göze alıp yola devam etmek. başka çaremiz de yoktu. yalnız ufak bir tedbir almayı uygun buldum.

    hafif makinalı tüfeklerle silâhlanmış olan fedâkâr arkadaşlarımızdan birkaçını - şimdi bir alay komutanı olan osman bey ki tufan bey adıyla tanınmıştır. bunların başında idi - bir otomobille kendi otomobilimizin önüne geçirdik. sağdan soldan gelecek uzak mesafedeki ateşlere aldırış etmeyerek, otomobiller, şose üzerinde sür'atle ilerlemeye devam edecekler. vurulan, ölen olursa, onlarla meşgul olunmayacak... tam şose üzerinde ve yakınında, şoseyi kapamış olan eşkıyaya rastlanırsa, hepimiz otomobillerden atlayacağız ve bunlara hücum ederek yolu açacağız. kalanlar tekrar kullanılabilir durumdaki otomobillere binerek ve sür'atle uzaklaşarak yola devam edecekler... işte verilen emir de buydu. . .

    bu tedbiri ve bu arzdaki hareketi yerinde ve emniyetli görmeyenler bulunabilir. gerçi bu tarihlerde elâzığ valisi ali galip bey'in dersim'de dolaştığı, bazı propadganda ve tertiplere giriştiği bilinmekte idiyse de, açıklayayım ki, ben, önce, boğazın gerçekten tutulmuş olduğuna inanmadım. bunu istanbul hükûmeti'ne hizmet edeceklerini tahmin ettiğim bazı kimseler tarafından, sırf beni geri dönmeye mecbur etmek için kurulmuş bir plân olarak kabul ettim. ikincisi, eğer dersim kürtleri boğazı tutmuşlarsa, bunların alabilecekleri tertibatın, uzak tepelerden yola ateş etmekten ibaret kalması bence çok muhtemeldi.

    özet olarak, yürüdük, boğazı geçtik ve 2 eylül 1919 günü sivas'a vardık. halkın, şehrin çok uzaklarından başlayan büyük ve parlak gösterileriyle karşılandık.

    3' üncü kolordu komutanı olan salâhattin bey, sivas'ta bulunuyordu. vali paşa ile birlikte, kongreye gelen temsilcilerin yerleştirilmesinde, hey'et-i temsiliye için lise binasının ve kongrenin yapılacağı salonun hazırlanmasında, ayrıca her türlü tedbirin alınmasında, bir konukseverlik örneği verecek şekilde mükemmel çalışmışlardır.

    refet bey orada değildi. nerede bulunduğunu da kimse bilmiyordu. 7 temmuz 1919 tarihli genelgemiz uyarınca, kendi bölgesi olan 3' üncü kolordu bölgesinden ayrılmaması gerekir ve özellikle tam sivas'ta kongre yapılacağı günlerde, orada bulunması uygun düşerdi. haberleşme sonunda kendisinin ankara'da olduğu anlaşıldı. ankara'da kolordu komutanı ali fuat paşa'ya "derhal ve mutlaka sivas'a gönderilmesini" emrettim. 7 eylül'de geldi ve hey'et-i temsiliye üyesi olarak tarafımdan kongre hey'eti'ne takdim edildi.

    efendiler, bizden önce gelmiş olan temsilciler, gelişimizi beklerken, aralarında toplantılar yapmışlar ve hazırlık olarak bazı tasarılar kaleme almışlar.

    bizim gelişimizden sonra da bazı özel toplantılar ve görüşmeler yapılmış. bu defa bazı kararlar da verilmiş. müsaade ederseniz, çok karakteristik olduğu için bu noktayı açıklayayım :

    sivas kongresi, 1919 eylülünün 4'üncü perşembe günü saat 14.00 te açıldı. öğleden önce temsilciler arasında bulunan ve öteden beri şahsen tanıdığım husrev sami bey yanıma gelerek şöyle bir haber getirdi : rauf bey ve diğer bazı kimseler bekir sami bey'in evinde özel bir toplantı yapmışlar ve beni başkan yapmamaya karar vermişler. arkadaşların, özellikle rauf bey'in böyle bir davranış içine girmesine asla ihtimal vermedim. husrev sami bey'e itiraf edeyim ki, biraz ciddi olarak, böyle anlamsız sözleri bana getirmemesi uyarısında bulundum. verdiği haberin aslı olmak imkân ve ihtimali bulunmadığını, arkadaşlar arasında, yanlış anlaşılmalara yol açabilecek sözler sarfedilmesinin doğru olmadığını da ekledim.
    efendiler, ben bu kongrede başkanlık meselesine önem vermiyordum. başkanlığa, belki yaşlı bir zatın getirilmesinin uygun olacağını düşünüyordum. bu maksatla, bazı arkadaşların da düşüncelerini yolladım. bu arada, kongre salonuna girmeden önce koridorda rauf bey'e rasladım. kimi başkan yapalım? dedim. rauf bey, âdeta heyecanlı bir sesle, zaten söylemeye hazırlanmış olduğu o anda halinden anlaşılan bir tavırla ve keskin bir dille : sen başkan olmamalısın. dedi. derhal husrev sami bey'in verdiği haberin doğruluğuna inandım ve doğrusu üzüldüm. gerçi, erzurum kongresi'nde de benim başkanlığımı sakıncalı görenler vardı. fakat onların nasıl kimseler olduklarını belirtmiştim. bu defa en yakın arkadaşlarımın aynı zihniyeti açığa vurmaları beni düşündürdü. rauf bey'e :anladım, bekir sami bey'in evinde aldığınız kararı bana bildiriyorsun dedim ve cevabını beklemeden yanından uzaklaşarak kongre salonuna girdim.

    kongrenin açılmasından sonra ilk söz alan bir yüksek zatın kongre zaptına aynen geçmiş olan şu konuşmasını dinledik :

    - efendim, şimdi tabiî başkanlık meselesi söz konusu olacak. bendeniz başkanlığın birer gün veyahut birer hafta devam etmek üzere sıra ile yapılmasını ve üyelerin veya temsil edilen il ve sancak adlarının baş harfleri esas alınarak alfabe sırasına uyulmasını teklif ediyorum.

    efendiler, garip bir tesadüftür ki, bu teklif sahibinin temsil ettiği ilin adı elif (a) ile başladığı gibi, kendi adının ilk harfi de (a) ile başlıyordu. ben davet sahibi sıfatıyla bir konuşma yaparak kongreyi açtıktan sonra, geçici olarak başkanlık makamında bulunuyordum.

    - buna neden gerek duyuluyor, efendim? diye sordum.

    teklif sahibi : bu şekilde işin içine şahsiyat karışmamış olacağı gibi, eşitlik ilkesine uyulduğu için dışarıya karşı da olumlu bir etki yapmış olur dedi.

    efendiler, ben, vatanın, teklif sahibi ile birlikte bütün milletin ve hepimizin bir felâket çıkmazında bulunduğumuzu gözönüne getirerek, kurtuluş çaresi olduğuna inandığım teşebbüsleri, sonsuz güçlük ve engellere rağmen, maddî, manevî bütün varlığımla bir sonuca ulaştırmaya çalışırken, benim en yakın arkadaşlarım daha dün istanbul'dan gelmiş ve tabiî olarak işin içyüzünü bilmeyen, saygı duyduğum yaşlı bir zatın diliyle, bana şahsiyattan söz ediyorlar.

    bu teklifi oya koydum. çoğunlukla reddettiler. başkan seçimini gizli oyla yaptırdım. üç olumsuz oya karşı, beni başkan seçtiler.

    sivas kongresi'nin gündemini, erzurum kongresi'nin tüzük ve bildiri metinleri ile, bizden önce sivas'a gelmiş olan yirmi beş kadar üyenin hazırladığı bir muhtıra oluşturacaktı.
    ilk açılış günü olan 4 eylül ile, beşinci, altıncı günler yani üç gün, ittihatçı olmadığımızı ispat için yemin etmek gerektiğinden, yemin formülü hazırlamakla, padişah'a sunulacak bir yazı yazmakla, kongrenin açılışı dolayısıyla gelen telgraflara cevap vermekle ve özellikle, kongre siyasetle uğraşaçak mı uğraşmayacak mı konusunun tartışması ile geçti. içinde bulunulan mücadele ve yapılan işler siyasetten başka bir şey değilken, bu son konuyu tartışmak, hayretle karşılanacak bir durum değil midir?

    en sonunda, kongrenin dördüncü günü asıl maksada geldik ve aynı günde, erzurum kongresi tüzüğü'nün metnini görüşerek hemen bir sonuca bağladık. çünkü, erzurum kongresi'nin tüzüğü'nde yapılması gereken değişiklikleri zaten hazırlamış ve gereken kimseleri de aydınlatmış bulunuyorduk.

    bununla birlikte, yapılan değişiklikler sonradan bazı itirazlara, anlaşmazlıklara, birçok yazışma ve tartışmalara yol açtığı için, değiştirilen noktaların önemli olanlarına işaret edeceğim :

    1- derneğin adı şarki anadolu müdafaa-i hukuk cemiyeti idi. anadolu ve rumeli müdafaa-i hukuk cemiyeti oldu.

    2 - hey'et-i temsiliye, bütün doğu anadolu'yu temsil eder yerine hey'et-i temsiliye bütün vatanı temsil eder dendi. mevcut üyelere altı kişi daha eklendi.

    3 -her türlü işgal ve müdahaleyi rumluk ve ermenilik kurma gayesine bağlı sayacağımızdan, topyekün savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir yerine her türlü işgal ve müdahalenin özellikle rumluk ve ermenilik kurma gayesine yönelmiş faaliyetin reddi konularında topyekûn savunma ve direnme ilkesi kabul edilmiştir denildi.

    bu iki cümlede anlam bakımından elbette büyük fark vardır. birincisinde itilâf devletlerine karşı düşmanca tavır alma ve direnmeden söz edilmiyor. ikincisinde bu husus açıklık kazanıyor.

    4 - tüzüğün dördüncü maddesinde yer alan konu oldukça tartışmalı geçti. madde şuydu :

    osmanlı hükûmeti'nin yabancı devletlerin baskısı karşısında, buraları (yani doğu illerini) bırakmak ve ilgilenmemek zorunda kaldığı anlaşılırsa, alınacak idarî, siyasî, askerî tedbirlerin tayin ve tespiti yani geçici bir vekalet kurma konusu.

    sivas kongresi tüzüğü'nün bu maddesindeki buraları yerine yurdumuzun her hangi bir parçasını bırakmak ve ilgilenmemek şeklinde daha geniş ve genel bir kayıt kondu.

    ..."
  • nutuk'tan...

    "...

    sivas kongresi'ni baltalama tesebbüşleri
    efendiler, kongre 11 eylül'de sona erdi, 12 eyiül'de sivas halkinin da hazir bulundugu açik bir toplanti yapilarak bazi nutuklar söylendi. kongre görüsmeleri sirasinda, önemli olarak meclis-i meb'usan seçimlerinin çabuklastirilmasi ve meclis'in nerede toplanmasi gerektigi konularina dokunuldu. ancak, simdi açiklamaya baslayacagim mes'eleler, kongre görüsmelerini kisa kesmeyi gerektiriyordu. bu son noktalarla daha sonra hey'et-i temsiliye mesgul oldu. 9 eylül 1919 günü, toplanmis olan bazi bilgiler kongre'ye su sekilde açiklandi "eskisehir ve afyoiikarahisar'daki ingiliz kuvvetler' bir kat daha artirildi. general mi11er konya'ya geldi. konya valisi cemal bey ve ankara valisi muhittin pasa karsi koymaya çekiniyorlar. yeni kastamonu valisi ali r1za bey de tipki cema1 bey türünden bir adammis. pek sayin arkadaslarin böyle durumlar karsisinda siddetli davranma taraflisi olduklarim bildigimden, hemen sert tedbirler alimnasini fuat pasa'dan rica etmistim. fuat pasa da kongre'nin kendisine olan güvenine dayanarak, kongre adina gereken tebligat ve tesebbüslerde bulunmustur. bu davranis tarzinin yüce hey'etinizce kabul edilmesini rica ediyor. fuat pasa, valilere sert uyarilarda bulunuyor. bölgelere yüksek rütbeli subaylardan milli komutanlar tayin ediyor ve bu komutanlara millet adina her türlü yetki verilmistir" diyor.
    kongre teklifi kabul etti. bundan sonra ben açiklamalara söyle devam ettim:

    "buraya galip bey adinda bir vali tayin edilmis, geliyormus. ancak, bunun harput valisi ali galip bey mi, yoksa trabzon valisi mehmet galip bey mi oldugu anlasilamadi. fakat biz baska bir bilgi elde ettik. mister nowil adinda bir ingiliz binbasisi bedirhanlilar'dan kamuran celadet ve cemil bey'lerle birlikte, yaninda on bes kadar kürt atlisi oldugu halde malatya'ya gelmis ve mutasarrif bedirhanli halil bey tarafindan karsilanmislardir. harput valisi de görünüste bir posta hirsizinin pesine düsme bahanesiyle otomobille malatya'ya gelmistir. bu maksatla bunlara adiyaman'daki müfreze de verilmistir. maksatlarinin kürtleri, kürdistan kurulacagi vaadiyle aleyhimize çevirerek, bize karsi suikast yapilmasina yöneltmek oldugu anlasilmis ve karsi tedbirlere de basvurulmustur. diyelim ki, valiyi ve digerlerini tutuklatmak istiyoruz. malatya mutasarrifi da kürt asiretlerini malatya'ya çagirmistir. bu durum üzerine 13' üncü kolordu bölgesinde faaliyete geçtik. gereken tedbirler alinmistir. yarin aksam harput'tan gönderilecek bir askerî birlik bozguncuları tepeleyecektir. buradaki kolordu komutani da gereken tedbirleri almistir. malatya'ya ve öteki yerlere de gereken emirler verilmistir."

    efendiler, sivas kongeresi'nin hemen hemen bütün toplanti süresince, sinirlere gerginlik verecek nitelikte haberler almaktan geri kalmiyordum. ancak, aldigim bütün bilgileri oldugu gibi kongre hey'etine sunmakta yarardan çok sakinca buluyordum. gördünüz ki, simdi açikladigim üzere, gerçekten tehlikeli sayilabilecek nitelikte olan a1i ga1ip meselesinden de söz ederken ihtiyatli bir dil kullanmayi tercih etmistim. bence en önemli mesele, her türlü güçlük ve tehlikelere ragmen, sivas kongresi'nin sonuca ulasan kararlarla, görüsmelerini bir an önce tamamlamis olmak ve alinan bu kararlari memlekette uygulamaya girismekti. bu istegim yerine geldi. bütün memleketi içine alan milli teskilat tüzügünün ve genel kongre bildirisinin hemen bastirilarak her yere dagitilmasi yoluna gidildi. ancak, beklenenlerin disinda yeni olaylar karsisinda kalindigindan, kongre sona erdigi halde, kongre üyelerinin yeni gelismeler kendini gösterinceye kadar sivas'ta kalmalarini uygun gördüm ve gerekirse daha etkili olaganüstü bir kongre toplamak için de hazirlik yaptim. a1i ga1ip'in kaçmasi üzerine, kongre üyelerini sivas'ta bekletmekten vazgeçildigi gibi, ferit pasa kabinesi'nin düsmesi üzerine olaganüstü kongre toplanmasina da gerek görülmedi.

    ..."