şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: politikaci)
  • hangi karaktere sahipse, siyasetine de o yansır, ciddiye alınması gereken bir uğraştır, siyasetçinin büyük bir sorumluluk duygusuna sahip olması gerekir, bu vasıflara sahip değilse tek kelime ile namussuzdur.
  • at yalani sikeyim inanani söylemini kendilerine düstur edinen meslek erbap(!)ı.
    söylemdeki atılan yalanlar ve zikilen inanlar da aşikar. çoğulcu demokrasiye göre halk.
  • türkiye için tanımı, geçimini siyasetle sağlayan kişi.
  • bunun milletvekili olani kemiksiz 15bin lira aliyor. uzerine bir de hem emekli hem aktif olarak devam ediyorsa 23bin lirayi geciyor.
  • bir kişilik türüdür. sonradan kazanılabilen bir yetide sayılabilir. toplum içinden sıyrılmayla başlayarak kendini gösterir, ağzından çıkan sözler için, "adam çok samimi", "çok doğru konuşuyor", "iş yapar" yorumlarının yapılmasını gerektirir. hangi toplumdan çıkarsa çıksın kendini hep daha iyi bir lider zanneder, bu sebepten mütevellit egosu giderek artar, vaatleri ve gülümsemesi hiç eksilmez yüzünden, sıradan bir insan olmaktan çıkar, çünkü sıradan insanlar duygularını cümlelerinde yansıtır, bir algı yaratma peşinde olmaz, siyasetçi ise tam aksi yönde ilerleyerek algı ve duygularından daha önemli olan çıkarları cümlelerine yansır.

    işin kısası, siyasetçi çok temiz adam olamaz!
  • partisi ne olursa olsun türk milleti'nin yüzde 85'ine sağır ve duyma problemi yaşayan insanlarmış gibi davranan kişi. neden bu kadar bağırıp yırtındıklarını anlamak gerçekten çok güç. ve insanların buna nasıl tahammül ettiklerini anlamak daha güç. tamam halk galeyana gelsin gaza gelsin diye hiddetli coşkulu konuşulabilir, arada ses de yükselebilir. ama neden bu kadar bağırıyorsunuz? ne dediklerini anlamıyorum ben şahsen çünkü şöyle bi ses duyuluyor; hıııııııııııı, hımhım hım hııımm, hımhım hım hııımm, hım hıhııııımmmm... hep aynı ritm, hep aynı haykırış, dedikleri kuvvetle muhtemel çok önemli ama her kelimesi aynı önemdeymiş gibi söyleyiş. gündem yeterince hareketli bi de siz yapmayın gözünüzü seveyim.
  • uzun zaman önce izlediğim bir belgeselde, yıllardır geçimini bir sezon boyunca o civarda ton balığı avlayarak sağlayan balıkçılar; "avladığımız balıklar genelde sabit 50-100 kilo arasında, kısıtlama olduğu için de kotayı aşmamak adına 50 kilodan büyük balıkları tercih ediyoruz" diyorlardı.

    belgesel ekibinin orada bulunmasının asıl sebebi ise bulunan devasa büyüklükteki ton balığıydı ve tarihinde böylesi bir ton balığına rastlanmamıştı. bu balık hemen hemen yarım tona yakındı.

    balıkçılar uzatılan mikrofona duygularını ifade ediyor, kutlama yapıyorlardı.

    arkalardan kirli sakallı bir balıkçı mikrofonu eline alıp; "dedem ve babam bu işi yapıp evin geçimini sağlıyordu ve ben de ailemin geçimini bu balıkları pazarlayarak sağlıyorum.
    inanın bana böylesine büyük bir balığa rastlamak, sokakta yürürken iyi bir siyasetçiye denk gelme olasılığından bile daha düşük" diye duygularını ifade ediyordu.
  • kendi kirlilikleri içinde kendisine hayran olan insan topluluğu.