şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: politikaci)
  • hangi karaktere sahipse, siyasetine de o yansır, ciddiye alınması gereken bir uğraştır, siyasetçinin büyük bir sorumluluk duygusuna sahip olması gerekir, bu vasıflara sahip değilse tek kelime ile namussuzdur.
  • at yalani sikeyim inanani söylemini kendilerine düstur edinen meslek erbap(!)ı.
    söylemdeki atılan yalanlar ve zikilen inanlar da aşikar. çoğulcu demokrasiye göre halk.
  • türkiye için tanımı, geçimini siyasetle sağlayan kişi.
  • bunun milletvekili olani kemiksiz 15bin lira aliyor. uzerine bir de hem emekli hem aktif olarak devam ediyorsa 23bin lirayi geciyor.
  • bir kişilik türüdür. sonradan kazanılabilen bir yetide sayılabilir. toplum içinden sıyrılmayla başlayarak kendini gösterir, ağzından çıkan sözler için, "adam çok samimi", "çok doğru konuşuyor", "iş yapar" yorumlarının yapılmasını gerektirir. hangi toplumdan çıkarsa çıksın kendini hep daha iyi bir lider zanneder, bu sebepten mütevellit egosu giderek artar, vaatleri ve gülümsemesi hiç eksilmez yüzünden, sıradan bir insan olmaktan çıkar, çünkü sıradan insanlar duygularını cümlelerinde yansıtır, bir algı yaratma peşinde olmaz, siyasetçi ise tam aksi yönde ilerleyerek algı ve duygularından daha önemli olan çıkarları cümlelerine yansır.

    işin kısası, siyasetçi çok temiz adam olamaz!
  • eğer bir gün olursa, siyasetçilerin yok oluşu aşırı ruh ve beden çirkinliği yüzünden olacaktır. tarih böyle yazsın.
  • bir insan üç sebepten siyasete girer:

    1- çocukluktan kalma bir ezilmişlik duygusunun intikamını almak ya da çocukluğunda kendine dair edindiği olumsuz bir zannın aksini kanıtlamak

    2- ancak siyasi gücü kullanarak kazanabileceği, koruyabileceği veya güçlendirebileceği bir maddi, hukuki veya sosyal menfaat hesabında olmak

    3- gerçekten de ülkesine, milletine, dünyaya faydalı olmak

    dolayısıyla bir siyasetçinin eylemlerine/söylemlerine bakarak siyasete neden girdiğini anlamak mümkündür; hatta siyasetin bir ülkeye nasıl bir yön verdiğine bakarak o ülkede çocukların nasıl yetiştiğini, toplumun nasıl bir ruh halinde olduğunu anlamak da mümkündür.

    nitekim bu sebeplerden ilk ikisinden yola çıkarak siyasete girenlerin sayısı ne kadar çok ise üçüncü sebepten girenlerin o kadar güçsüz ve tesirsiz olması da doğaldır.

    türkiye'de ülkenin, toplumun, dünyanın, tabiatın iyiliği için siyasete girenler çaresiz ve etkisizdir.

    benzer bir durum spor kulübü yöneticileri ve köşe yazarları için de geçerlidir; iyi niyetinden başka güdüleyicisi olmayanlar ilk iki sebepten bu işlere girenler karşısında çaresizdir.

    türkiye'de siyasetçilik de kulüp yöneticiliği ve köşe yazarlığı gibi siyasi olmayı gerektiren işler de ya köklü ruhsal sorunları ya da ağır maddi/sosyal ihtirasları olan sağlıksız bir zevatın tekelindedir.

    ve sosyal ve/veya ekonomik ve/veya kültürel açıdan ezilmeden yetişen çocukların sayısı ezilerek yetişenlerin sayısını aşmadığı sürece, siyasetin rol oynadığı hiçbir görev sağlıklı insanlara kalmayacaktır.
  • partisi ne olursa olsun türk milleti'nin yüzde 85'ine sağır ve duyma problemi yaşayan insanlarmış gibi davranan kişi. neden bu kadar bağırıp yırtındıklarını anlamak gerçekten çok güç. ve insanların buna nasıl tahammül ettiklerini anlamak daha güç. tamam halk galeyana gelsin gaza gelsin diye hiddetli coşkulu konuşulabilir, arada ses de yükselebilir. ama neden bu kadar bağırıyorsunuz? ne dediklerini anlamıyorum ben şahsen çünkü şöyle bi ses duyuluyor; hıııııııııııı, hımhım hım hııımm, hımhım hım hııımm, hım hıhııııımmmm... hep aynı ritm, hep aynı haykırış, dedikleri kuvvetle muhtemel çok önemli ama her kelimesi aynı önemdeymiş gibi söyleyiş. gündem yeterince hareketli bi de siz yapmayın gözünüzü seveyim.