şükela:  tümü | bugün
  • başlık karakter sınırına takıldı. "desteklediği siyasi partiyle uyuşmayan baba modeli" olacaktı.

    bu benim bir türlü anlam veremediğim durumdur. bizim evde cumhurbaşkanı babamdır arkadaşlar. kim ne derse desin. ataerkil bir aile yapımız var. evde bir karar alınacaksa bir şekilde oturulur, tartışılır ve en son babamın onayı alınır.

    yalnız durum şu ki mevzu bahis biz yani ailesi olunca hemen her fikri gereksiz ve fazla maliyetli bulan adam desteklediği siyasi parti söz konusu olduğunda nedense yapılan her türlü maliyeti bir güç göstergesi olarak kabul ediyor. evde allah muhafaza bir lambayı açık unutsak dünyanın lafını işitiyoruz ama iş ülke ekonomisine gelince yapılan israfları görmezden gelebiliyor hatta bu israflara kılıflar uydurarak partisini savunabiliyor.
    her fırsatta "ilişkilerinizde yapıcı olun. hiçbir zaman yıkıcı olmayın." diye öğüt veren adam kendilerinden farklı düşünen herkesi dışlayan, ötekileştiren, hapse atan ekranlarda dış ülkelere rest çekerek ipleri bir anda kopartan partiyi destekliyor.
    bakın euro ve dolar yükseldiğinde alım gücümüz düşüyorsa bunun tek sebebi yerli üretim konusunda yetersiz olmamızdır. kendi kendimize yetebiliyor olsak kim takar euro'yu dolar'ı tamam haklısın da öyle değil ki be kardeşim. günlük hayatta kullandığımız bir çok ürün yabancı ülkelerin para birimiyle alınıp liraya çevrilerek satılıyor. üstüne bir de vergi koyuyorlar ki o konu başlı başına fiyasko. bir dönemler paketine 4 buçuk lira verip günde 2 paket içtiği sigaranın şimdi paketi 9-10 lira olunca çaresiz tütün sarmaya başladı. sonuçta sigara satışları belki azalmıştır ama sigara içen sayısında azalma olmadığı gibi günden güne artış yaşanıyor. üstelik sigara içme yaşı çok aşağılara doğru kayıyor. sizler de rastlıyorsunuzdur eminim küçük yaşlarda elinde sigarayla dolanan 'çocuklar'. hadi teknolojiyi geçtim. savunma sanayi dışında elle tutulur bir üretim söz konusu değil. bu da ayriyeten tartışılır elbet. bugün alıp geldiği ithal sebzeleri yerken tadından yakınıyordu ama tarımda 'bile' yerli üretimi durdurma noktasına getiren partiyi destekliyor. borçla harçla aldığı arabanın vergisi geldiğinde binbir sıkıntıya giriyor ama yatlardan vergiyi kaldıran partiyi destekliyor.

    kısacası aklım pek almıyor arkadaşlar. sanırım bazı mitler ve tarihi başarılar zihinlerimize o kadar çok pompalandı ki ülke ne kadar kötü halde olursa olsun kimse bunu göremiyor. hep güçlüyüz, en güçlüyüz. kimse bizi yıkamaz diye dolanıyoruz ortalıkta. ailecek maddi çöküntüde olduğumuz günlerde yıkılmanın ne demek olduğunu en iyi babam biliyor oysa. bir ülke için yıkılmak sadece topraklarını kaybetmek midir? eğer öyleyse; evet, bu ülkeyi kimse yıkamaz. ama mesele topraklar değil bizleriz. bu ülkenin dışarıdan yıkılacak bir yanı yok. yıkılsa yıkılsa içten yıkılır ki şuan ülkenin yarı yarıya ayrıştığını görmek zor değil. karşı olduğum şey farklı görüşler ve ayrışmak da değil yanlış anlaşılmasın. karşı olduğum şey bu görüşlerin birbirine karşı bileniyor olması. insanlar kendinden farklı düşüneni düşman görmeye başladı. hoşgörü ve tahammül yok. saygı yok saygı. bunca farklı ırkın, kültürün, görüşün bir arada yaşamasının tek çıkar yoludur saygı. şimdi diyebilirsiniz "kardeşim ev yönetmekle ülke yönetmek aynı şey mi?". ben de her yönüyle aynı diyemem tabi ama " bu ülke senin, benim, 81 milyonun evi değil mi?" diye karşılık verebilirim.
  • "babacım doğanı sattım bir de üstüne kredi çekip bmw aldım böylesi şanımıza daha çok yakışır." desek ağzımıza sıçacak baba modelidir.

    bu akp seçmeni baba için geçerli tabi. benim babamda chpli ama o da uyuşmuyor. bir küpe taktık çekmediğim kalmadı. :/